walpines

yorgunum. bitkinim. içimde hiçbir şey kalmamış gibi hissediyorum. sanki bir amacı olmadan, yalnızca yaşamak zorunda olduğum için yaşıyorum. başarılarımın, yaptıklarımın ve bunca çabanın içinde kendimi kaybettim sonunda geriye gerçekten hiç kimse olmadığımı düşünen biri kaldı. yaptığım her şeyin anlamsız olduğuna, düşüncelerimin yalnızca zihnimde gereksiz bir kalabalık yarattığına, hatta hayatımın başından sonuna kadar bir hata olduğuna kendimi o kadar uzun süre inandırdım ki... bir zamanlar uğruna heyecanlandığım, en çok değer verdiğim şey bile artık gözümde hiçbir şey ifade etmiyor. arabama bindiğimde bile eskisi gibi heyecanlanmıyorum. üstelik bütün bunları yaşarken çöküşümü kimse görmüyor. ama ne zaman biraz olsun durup nefes almaya, dizlerimin üzerine çökmeye çalışsam, ilk gördüğüm şey yargılanmak oluyor. sanki yorulmaya, tükenmeye, artık devam edememeye hakkım yokmuş gibi. beni bu hale getiren şey yalnızca benim yetersizliğim değil. bu tükenmişliğin, bu boşluğun ve kendimden geriye hiçbir şey bırakmamış olmamın en büyük sebebi sizsiniz. umarım bir gün yaşlandığınızda bunun karşılığını düşünürsünüz. umarım o zaman sizi gerçekten anlayacak, yanınızda duracak birilerine ihtiyaç duyduğunuzda, bugün bana yaşattıklarınızı hatırlarsınız. ve umarım o gün, sahip olduğunuz paranın her şeyi satın alamadığını anlarsınız

walpines

yorgunum. bitkinim. içimde hiçbir şey kalmamış gibi hissediyorum. sanki bir amacı olmadan, yalnızca yaşamak zorunda olduğum için yaşıyorum. başarılarımın, yaptıklarımın ve bunca çabanın içinde kendimi kaybettim sonunda geriye gerçekten hiç kimse olmadığımı düşünen biri kaldı. yaptığım her şeyin anlamsız olduğuna, düşüncelerimin yalnızca zihnimde gereksiz bir kalabalık yarattığına, hatta hayatımın başından sonuna kadar bir hata olduğuna kendimi o kadar uzun süre inandırdım ki... bir zamanlar uğruna heyecanlandığım, en çok değer verdiğim şey bile artık gözümde hiçbir şey ifade etmiyor. arabama bindiğimde bile eskisi gibi heyecanlanmıyorum. üstelik bütün bunları yaşarken çöküşümü kimse görmüyor. ama ne zaman biraz olsun durup nefes almaya, dizlerimin üzerine çökmeye çalışsam, ilk gördüğüm şey yargılanmak oluyor. sanki yorulmaya, tükenmeye, artık devam edememeye hakkım yokmuş gibi. beni bu hale getiren şey yalnızca benim yetersizliğim değil. bu tükenmişliğin, bu boşluğun ve kendimden geriye hiçbir şey bırakmamış olmamın en büyük sebebi sizsiniz. umarım bir gün yaşlandığınızda bunun karşılığını düşünürsünüz. umarım o zaman sizi gerçekten anlayacak, yanınızda duracak birilerine ihtiyaç duyduğunuzda, bugün bana yaşattıklarınızı hatırlarsınız. ve umarım o gün, sahip olduğunuz paranın her şeyi satın alamadığını anlarsınız

walpines

belki de başından beri bana öğretilen tek şey, yanlış olanın ben olduğuma inanmaktı. güçlü görünmeye çalışırken aslında kendimi sessizce tüketmişim. düşüncelerimin hiçbir değeri olmadığına, aklıma güvenemeyeceğime ve yaptığım hiçbir şeyin doğru olmayacağına beni öyle ikna ettiler ki sonunda kendi varlığımdan bile şüphe etmeye başladım. kendimi bir hata, benden çıkan her şeyi ise değersiz sanır oldum. bunun için minnettarım