uyum, çoğu zaman bir bütünlüğe ait olmak gibi anlatılır; oysa insan bazen en çok uyum sağlarken kendinden kopar. kalabalığın ritmine ayak uydurdukça, içindeki sesin tonu yavaş yavaş kısılır. önce küçük şeylerden vazgeçersin, sonra fark etmeden kendinden. çünkü uyum, her zaman anlaşılmak değil; çoğu zaman anlaşılmadan kabul görmenin sessiz bir yoludur. ve insan, ait olmak uğruna kendi sesini susturduğunda, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir uyum yakalar… ama içinde, kimsenin duymadığı bir uyumsuzluk büyümeye devam eder.
bir şeyin bir yere uyum sağlaması oraya ait olduğu anlamına gelmez
ve ben kendime ait hissetmiyorum
ruhum da bu dünyaya ait hissetmiyor
sadece uyum sağlayıp ayak
uyduruyorum.