Ben seni sevdiğimde, kendi adımı unuttum önce; sonra konuşmayı unuttum, sonra uyumayı. Sana söylenmemiş bir sözün ucunda, susmanın bin yüzünü öğrendim. Bir gün olur da göz göze geliriz diye, bütün aynalara sırtımı döndüm. Sana değemeyeceğimi bile bile içimde bir masa kurdum; sandalyesi eksik, çatalı eksik, ama hep senin oturmanı bekledim. Gözlerinin kenarında bir hüzün vardı, sanki bana aitmiş gibi. Ama sen, hiçbir zaman bana doğru dönmedin; ben de seni hiç sevmediğim gibi sevdim.