wrei2th

Cümlelerime kokun sinmiş 
          	Niyeti belli, canımı yakacak 
          	Zehirden şifayı medet ummak gibi 
          	Arada bir yazıp yazıp kokluyorum seni. 
          	Saçlarınsa bir felaketin habercisiymiş, 
          	Böylesine teslim olup yok sayıyorum kendimi.
          	
          	Bir şiir doğuyor içimde, bu onun sancısı 
          	Parmaklarımda kırgın Vals'in ilk notası 
          	Orkestra susup yerini dansa bıraktığında 
          	Buluşmak istiyorum siyahın ve beyazın tam ortasında 
          	Senden ayrı yazılmış her gün, her gece 
          	Varlığım yalnızca bir valiz dolusu bu şehirde.

wrei2th

Cümlelerime kokun sinmiş 
          Niyeti belli, canımı yakacak 
          Zehirden şifayı medet ummak gibi 
          Arada bir yazıp yazıp kokluyorum seni. 
          Saçlarınsa bir felaketin habercisiymiş, 
          Böylesine teslim olup yok sayıyorum kendimi.
          
          Bir şiir doğuyor içimde, bu onun sancısı 
          Parmaklarımda kırgın Vals'in ilk notası 
          Orkestra susup yerini dansa bıraktığında 
          Buluşmak istiyorum siyahın ve beyazın tam ortasında 
          Senden ayrı yazılmış her gün, her gece 
          Varlığım yalnızca bir valiz dolusu bu şehirde.

wrei2th

Babam gelirdi ve akşam olurdu.
          Bahçedeki akasya ağacı 
          gün boyu biriktirdiği kuşları 
          Birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza.
          Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam.
          Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi. 
          Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım. 
          Yalnızca gaz lambasıyla konuşan 
          bir diş gıcırtısıydı babam. 
          Kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı. 
          Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç. 
          Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya. 
          Ben o zamanlar yalnızlığı gece sanırdım. 
          Ne kadar susarsa o kadar terlerdi. 
          Boncuk boncuk döktüğü ter,
          hep uzağından geçen kadınların
          İçinde göveren gözleri miydi?
          Babam en çok kışa yakışırdı.
          
          Bütün oyunlarımız 
          başkalarının evlerine bir güzellemeydi.
          Annem babamın günahları için 
          bir namaz yumağı hâlâ.
          Ey penceresi dışarıya açık, içeriye kapalı evler... 
          Babam neden yalnızca içince güzeldi.
          Şimdi beş ayrı evde aynı yürek lekesi 
          Süt kokularına yayılıp duruyor. 
          Babam on altı yıldır 
          ölüme saçmalığını anlatıyor...

wrei2th

İçimde öyle bir yere düşüyorum ki, 
          Elimden tutup kaldırabilir miyim kendimi?
          Bu içine düştüğüm düşünce, 
          İpekten bir koza değil, 
          Öyle hafif, öyle ince...
          Kocaman kalın duvarlarla örülü etrafım, 
          Her bir tuğlasında gözyaşlarım, dualarım var.
          Söylenmiş en iyi yalanlar,
          Söylenememiş gerçekler var.
          Bir balyozla kırsam kalın duvarları da, 
          Çırpınarak altından çıksam bu enkazın... 
          Başka türlüsü ne mümkün uçabilmek için yeniden.
          Acımayın bana
          Güçlenmem için, biraz çırpınmam lazım...

wrei2th

babam yine kapıyı ayağıyla çalıyor
          gelirken elleri dolu gelmiş anlaşılan
          gelirken yanında ekmek, süt
          gelirken yanında proletarya
          gelirken yanında berlin stalinallee yapı işçileri, csepel çelik işçileri
          gelirken yanında tatabanya madencileri
          
          babam, elleri naylon poşetler yüzünden kesilen
          dili damağı hep kuru
          akşam menülerinde hiç kere seçici
          karısından bizzat çay isteyip ana haber bültenlerinin karşısında ölüye kalan
          babam; 1.80’e 100 kilo gururdan yapılma bir adam
          bir adam ki, köşe bucak kaçtığım
          fakat annemin “gittikçe babana benziyorsun” dediği
          babam, babalar, proletarya, fraternite, tabandakiler, avam, ezilenler, ezikler…
          
          eve coca cola sokmayan babalar
          bir işçi sınıfı olarak
          carrefourlara asla uğramayan babalar
          bir işçi sınıfı olarak
          
          yapman gereken, sofrada zorla uzandığım ucuz peyniri bana yaklaştırmaktı baba
          kapıları çarpmak değil
          pencereleri hiç değil
          forsa bunca tamah edilen dünyada
          8 yıl aynı gömleği giydin baba
          halbuki sen saçlarını tarardın eskiden
          nasıl olduklarını sorardın
          şimdi pek çıkmıyorsun dışarlara
          çıkma baba, zaten çıkılacak bir dışar kalmadı artık
          zaten evden gayrısı kalmadı artık
          sen; elinde kumandan, televizyonunda siyasi partilerin
          annem içerde öldü baba
          televizyonun sesini birazcık kısar mısın?

wrei2th

dalların kucağında sallanıyor
          yorgun rüzgar uykusunda.
          kan kırmızı bir çiçek bırakıyor elim
          güneşte kavrulup dağılmaya.
          
          çok çiçek gördüm
          açan ve sonra kuruyan;
          mutluluk ve acı geçip gider...
          koruyamaz onları insan.
          
          saçtım ben de
          yüreğimin kanını hayata;
          pişman olur muyum bilmem
          yorgunum, bildiğim bu yalnızca.

wrei2th

Bilirim nehirler uzun
          bilirim rüzgâr sonsuz
          duyarım uzak yıldızları
          akarım akarım
          bir nehir gibi
          
          Gün uyanır mor şafakta, bende bir özlem
          Gün kavuşur yıldız yıldız, bende bir hasret
          bir nehir gibi
          bir nehir gibi
          uzak yollar seni bana, bana getirir
          
          Yanık sesler seni söyler, hep seni söyler
          bir nehir gibi köpürerek
          bir nehir gibi