Bu sabah otobüse binmeden önce biraz garip hissediyordum işte içimde bir sıkıntı vardı nedenini bilmediğim. Sonra düşündüm, bunu hep düşünürüm gerçi, insan durduk yere sıkıntı hissetmez içinde. Kötü hissetmek için bugün kötü bir şey yaşamama gerek yok mesela ve tam tersi şekilde iyi hissetmek için de bugün iyi bir şey yaşamamış olmama illa gerek yok aslında. Önceden yaşadığım hoş olmayan şeyler bugün beni iyi hissettirmiyor. Neden bugün onu bilemem ama bunun nedeni geçmiş. Sonra otobüste düşünmeye devam ediyordum. Sevmediğim şey ne? Kendimi çok seviyorum açıkçası. Çok iyi baş ediyorum bir şeylerle, evet ağlıyorum ama bir gün onlar geçtiğinde ağladığım günleri bile yüzümde bir gülümsemeyle hatırlayabiliyorum. Evet hatalarım oluyor ama pişman olmuyorum çünkü ondan ders çıkarmayı bilip kendimi affedebiliyorum. Tabii ki bende de her şey başından beri böyle değildi öğrendiğim ve geliştirdiğim bir şey bu. Kendini affetmek çoğu şeyi affetmektir aslında. Affetmek bir güçtür ayrıca. Her neyse beni iyi hissettirmeyen hayatımı yaşayış şeklimi sevemiyor olmam. Bu da tabii ki kontrol edemediğim dış etkenler yüzünden. Elime değiştirme fırsatı geçtiği an elimden geleni yapacağıma dair kendime söz verdim ama. Bunları da sadece içimi dökme ihtiyacımı karşılamak için buraya yazıyorum. Yoksa farkındayım okunmuyor. Gerçi bu da benim işime geliyor.