Ayıptır günahtır diye,
Kilit vurdular dilime
Çizdiler ben beyaz defterin her sayfasını
Hasret bıraktılar sevdiğime,
Çayımızı masada yüreğimizi hayata soğutular
Gadar dünyanın merhametsiz taş kesmiş yüreklileri uzak Etiler...
Ayıptır günahtır diye,
Kilit vurdular dilime
Çizdiler ben beyaz defterin her sayfasını
Hasret bıraktılar sevdiğime,
Çayımızı masada yüreğimizi hayata soğutular
Gadar dünyanın merhametsiz taş kesmiş yüreklileri uzak Etiler...
Kazanmak için öldürmek mi lazım?
Silah olmadan da kazanılmaz mı?
Başarmak için gençlikler mi yakmak lazım
Bir demet gül yaşatmaz mı
Birileri kazansın diye ölmek mi lazım
Bir annenin göz yaşını mi dökmek lazım
Anneler gülerken de kazanılmaz mı
Kundaktaki bebekgi mi katletmek mi lazım
Ocak söndumeden de kazanılmaz mı
Ben yaşatmak için varım...
Ülkesi işgal edilmiş bir mülteciyim yüreğinde
Gözlerin bana dikenli tel,
Gülüşlerin yüksek duvarlar
Tüketiyorum her geçen gün
Savaşcak gücüm kalmadı...
Gün çoktan döndü buralarda
Ve ben
Sim siyah bir geçenin koynunda bekliyor um
Biliyorum umutsuzum
Yapa yanlız
Uzakta bir yerlerde güneşler doğuyor
Küp kuru bir ağacın dalıyım
Yapa yanlız
Uzklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor ..
Menekşe kokan boynundan öperim,
Gözlerin yurdum
Dudaklarını memleketim,
Ne zaman yorulsam soluklanirim fikrimin bir köşesinde seninle
Ne Zaman kederlensem dökerim derdimi sana
Taşa, kayaya anlatır gibi
Anlamasin çünkü özgürlüğe doğru sürdüm seni kendi ellerimle,
Çaresizce
Yurdum talan
Memleketim viran şimdi...
Keje gözlerinin ayazından vuruldum,
Üşüyor ellerim
Sis kalmış gönlüm sanki kurtlara mesken olmuş çember kurmuşlar gibi,
Gözlerin Cudi Dağı ben eteğinde bir garip hasret karım
Hangi sözcük affetirir bu benim çaresizliğimi
Kaç kitap anlatır çaresizliği
Kaç yurda anlatmalı gözlerimin nemlendigini,
Acıya sarılmak, sarılarak bir ömur geçirmek hisedilmez yaşamak gerek
İlk bahar çiçeğini kopardılar gönül kıyımda
Ne kuş kaldı ne bülbül gönlümde...
İçim içimi çeker
İçim içime yanar
İçim yanar da çıkmaz sözcükler dilimden
Ah çeker içten içe
Güneş doğmaz artık pencereme
Karanlıklar benim
Kaç Şafak saymam gerek ölmek için
Kaç ayaz geçirmem lazım unutmak için
Kaç nefes sigara içmem gerek nefesimi kesmek için,
Yıkil ey dünya ne suyun yara bana ne de havan kanadımı kırdın dalıma varmadan...
Ayrı düştük gayrı olduk
Bir avuç topraktan geldik kul olduk
Üzüldük perişan olduk
Güluşumuzu çocukluktan bıraktık
Kapatık o genç kızın çeyiz sandığını
Gömdük gönlümüzü yerin yedi kat dibine
Serptik göz yaşlarimizi çiçek açmayacak betonun üstüne
Heves kursakta kaldı hayat yarıda
Genç yaşta öldürdüler yüreği
Muhurlediler hayaleri
Hendeklerdiler yoları özgür ol yüreğimin en güzel parçası söktüler bedenimden.
Ignore User
Both you and this user will be prevented from:
Messaging each other
Commenting on each other's stories
Dedicating stories to each other
Following and tagging each other
Note: You will still be able to view each other's stories.