affedenler affedilmez. affetmezsen de zehri içersin, sabahında ağzında boktan bir tat. gecesini sorma, bazı geceleri gündüz edebilmiş değilim hâlâ. bazı geceleri. gündüz edebilmiş değilim. bilmem ben sana kendimi anlatamadım hiç. belki cümlelerim hep böyle olduğundandır. böyle işte, biraz şiirsel ya da belki benim cümlelerimi tanrı senin kitabına hiç yazmamıştır. belki yazmıştır da yüzünü buruşturup yırtmışsındır o sayfaları. yoksa ben sana kendimi anlatabilmenin uğruna yangını avuç içlerimde taşıdım, sana göstermek istediğimden. toprağa bastım sonrasında. ellerimden öpsen de affetsem seni. en başından, gözlerim en çok senin için döktü yaşlarını, gözlerimden öpsen. bileğimde bir yara var, üstelik hiç de hak etmedim onun izini taşımayı. ordan öpsen mesela affedebilir miyim seni? sol dizimde bir yara izi var, haberin yok acısından. nasıl olduğundan. ama bir öpsen ordan da, çocukluğumun sızlayan yanı sana gülümserdi. göstermemeye çalışırdı ama. çünkü sen çocukluğumdan öptün bir ara, öptüğün yerden kanadı. yine de affedesi var ya, çocuk aklı işte. öpsen bir kere daha. affedeceğimden değil de kanıyor. dudaklarından nefretimin tadının ne kadar acı olduğunu anlayacaksın. bazı geceleri gündüz edemediğim zamanların zehir gibi tadını.