Küçük bir alıntı
Bu sefer ona sarılan bendim.
Daha fazla güçlü durmaya çalışamazdım. Daha fazla mesafeli olamazdım. Göğsüne kapandım. Kollarımı beline doladım ve yüzümü boynuna sakladım. Kalbinin atışını duymak… O ritmi hissetmek… Sanki içimdeki fırtınayı yavaşlatıyordu.
İyi ki yanımdaydı. Gerçekler karmaşıktı. Geçmiş bulanıktı. Ama şu an nettir dediğim tek şey Ares’ti.
Parmakları önce havada kaldı. Sanki ne yapacağını bilememiş gibi. Sonra yavaşça sırtıma indi. Tereddütlü değildi ama düşünceliydi. Başını saçlarıma yasladı. “Seni sevsem… sever misin beni?” dedim fısıltıyla.
Sorum o kadar beklenmedikti ki bir an nefesim kesildi. Bunu gerçekten söylemiştim. Geri çekilip yüzüme baktı. Gözleri ciddi değildi, alaycı da değildi. Çocuk gibi savunmasız bir tarafı vardı o an. Ares gibi bir adamın kimseye göstermeyeceği tarafı.
Donmuş gibiydi.
Sonra ben bir şey demeden o da sıkı sıkı sarıldı. “Severim,” dedi. Tereddüt bile etmemişti. Kalbim hızlandı.
“Sevsene beni,” dedi bu sefer daha emin bir sesle Gülümsedim. Gözlerimdeki yaşlar hâlâ kurumamıştı ama dudaklarım kıvrıldı. “Seveyim seni,” dedim hafif alayla. O da güldü. O sert yüzü yumuşadı. Çenesindeki gerilim dağıldı. O an sadece Ares’ti. Ne gücü, ne öfkesi, ne karanlığı… Sadece adam.