Bence ben çok korkak bir insanım. Ve en kötüsü de bunun farkında olamayışım. Yıllardan beri korkusuz sanardım kendimi, meğer ben aslında çok şeyden korkuyormuşum. Ailemden, arkadaşlarımdan, yaşıtlarımdan, karşı cinsten ve aslında birazda kedilerden. Ben yalnız kalmaktan çok korkup yalnızlığı kendime şifa bilmişim. Kendime sığınıp yine kendime zarar vermişim. Şimdi 10 şubat 2024 saat 01.43 ve ben bu satırları yazıyorum. Oysa bir yıldır böyle duygusal yazılardan mahrum bırakmıştım kendimi. Duygusal olan her şeyi bir kenara bırakıp duygusuzluğu şart bilmişim. Acımasız ve korkak birine dönüşmüşüm bir canavar olmuşum. Küçükken Scooby doo izlerdim ve canavarlar yakalandıklarında kendimi onlarda bulurdum. Onlarında canı yanmış, onlarda korkmuşlar, intikam almak istemişler, maske ile kendilerini korumuşlar, koruyabiliriz sanmışlar, ama koruyamamışlar. Gün sonunda ise mahkum olmuşlar. Ben ise günün sonunda bir zindana değil zihnime mahkum oluyorum. Karmakarışık, en az İstanbul kadar. Oysa ben hep Muğla olmak isterdim, İstanbul değil. Cesur olmak isterdim, korkak değil. Duygularımı yaşamak isterdim, duygularımdan kaçmak değil. Ve güçlü olmak isterdim, yorgun olmak değil. İyileşmek isterdim, iyi olacağım. Söz veriyorum, kendime, üç yaşıma, dokuz yaşıma, onaltı yaşıma ve şimdiye.
“Senin gördüğün dünya, benim gördüğüm dünyadan farklı ve dünyanı başkalarıyla paylaşman imkansız.’’ -Kendinle Savaşma Sanatı-