yineaglicam

çok özlüyorum.

yineaglicam

sensiz yirmi beş gün.
Reply

yineaglicam

sensiz on beş gün.
Reply

yineaglicam

ötesi mi var? yalnızlığı yalnız
          seninle aldattım, kıskandı yıldızlar
          aşka inanmayanlara
          seni anlattım, karardı ay'

yineaglicam

bırakın beni kendim giderim, alıştım artık yalnızlığa
            bildiğin gibi değilim, sildiğin gibiyim hala
            seni sevmek intihar da, sevmemek ihtimal bile değil
            aşk elbisesi en güzel, sende duruyor ama ne acı
            terzin ben değilim.
Reply

yineaglicam

bahsedilmiyor olması, hissedilmiyor olmadığı anlamına gelmez ki.

yineaglicam

dudaklarım kapalı diye içimdeki fırtınanın dindiğini, kalbimin o sızıyı unuttuğunu düşünüyorlar. oysa bazı yaralar o kadar derindedir ki, onu kelimelerin o kaba ellerine teslim etmek istemezsin. kelimeler küçültür çünkü acıyı. sıradanlaştırır. ama bahsedilmiyor olması, hissedilmiyor olmadığı anlamına gelmez ki... mesela ağlamak... insanlar ağlamayı sadece gözden akan iki damla yaştan ibaret sanıyor. ne büyük cehalet. gözlerin kuru olması, içeride bir yerlerin sicim gibi yaş dökmediği anlamına gelir mi hiç? ben en çok sustuğumda ağlıyorum. kimsenin görmediği, odanın tavanına diktiğim o boş bakışlarda hıçkırıyor ruhum. göğüs kafesimin altında, tam şurada, boğazıma oturan o yumruda birikiyor bütün gözyaşları. bazen hani o göğsüne bir ağırlık çöker ya, nefes alamazsın... işte o anlarda, içimde bir yerlerde bir baraj kapısı yıkılıyor sanki. ama dışarıya tek bir damla sızmıyor. içime akıyor o zehirli nehir. kendi kendimi boğuyorum kendi gözyaşlarımda. kimse duymuyor, kimse görmüyor. sadece yutkunuyorum. o dilsiz, o gizli hıçkırıklar gırtlağımı yakıp geçerken, yüzüme yarım yamalak bir tebessüm iliştiriyorum. iyiyim diyorum. en ağır ağlamalar, gözyaşı dökülmeden, içe doğru fırlatılan hıçkırıklardır. herkes sanıyor ki ağlamak zayıflıktır, ağlamak rahatlatır. hayır. bahsedilmeyen, gösterilmeyen o ağlamalar insanı yavaş yavaş tüketir. içindeki o yangını söndürmeye çalışan gözyaşları, bu sefer de ruhunu su altında bırakır. boğulursun. ama dışarıdan bakınca sadece 'sessiz' görünürsün. sessizlik bir yok oluş değil, aslında en büyük haykırıştır. benim suskunluğum, içimdeki o dinmek bilmeyen dilsiz ağlamaların gürültüsüdür. keşke bilselerdi... keşke bir kere olsun, gözlerimin içindeki o kuraklığın aslında bir tufanın sonrası olduğunu anlasalardı.
Reply