yineaglicam

öldüğüne inanamadım, canım en çok morgdaymış dediklerinde yandı. 

yineaglicam

gittiğine inansam, dönmeni beklerdim.

yineaglicam

dönemeyeceğini bilerek, dönmeni umut ediyorum. hep acıyan yaram olarak kalacaksın. allah rahmet eylesin sana.
Ответить

yineaglicam

ötesi mi var? yalnızlığı yalnız
          seninle aldattım, kıskandı yıldızlar
          aşka inanmayanlara
          seni anlattım, karardı ay'

yineaglicam

bırakın beni kendim giderim, alıştım artık yalnızlığa
            bildiğin gibi değilim, sildiğin gibiyim hala
            seni sevmek intihar da, sevmemek ihtimal bile değil
            aşk elbisesi en güzel, sende duruyor ama ne acı
            terzin ben değilim.
Ответить

yineaglicam

bahsedilmiyor olması, hissedilmiyor olmadığı anlamına gelmez ki.

yineaglicam

dudaklarım kapalı diye içimdeki fırtınanın dindiğini, kalbimin o sızıyı unuttuğunu düşünüyorlar. oysa bazı yaralar o kadar derindedir ki, onu kelimelerin o kaba ellerine teslim etmek istemezsin. kelimeler küçültür çünkü acıyı. sıradanlaştırır. ama bahsedilmiyor olması, hissedilmiyor olmadığı anlamına gelmez ki... mesela ağlamak... insanlar ağlamayı sadece gözden akan iki damla yaştan ibaret sanıyor. ne büyük cehalet. gözlerin kuru olması, içeride bir yerlerin sicim gibi yaş dökmediği anlamına gelir mi hiç? ben en çok sustuğumda ağlıyorum. kimsenin görmediği, odanın tavanına diktiğim o boş bakışlarda hıçkırıyor ruhum. göğüs kafesimin altında, tam şurada, boğazıma oturan o yumruda birikiyor bütün gözyaşları. bazen hani o göğsüne bir ağırlık çöker ya, nefes alamazsın... işte o anlarda, içimde bir yerlerde bir baraj kapısı yıkılıyor sanki. ama dışarıya tek bir damla sızmıyor. içime akıyor o zehirli nehir. kendi kendimi boğuyorum kendi gözyaşlarımda. kimse duymuyor, kimse görmüyor. sadece yutkunuyorum. o dilsiz, o gizli hıçkırıklar gırtlağımı yakıp geçerken, yüzüme yarım yamalak bir tebessüm iliştiriyorum. iyiyim diyorum. en ağır ağlamalar, gözyaşı dökülmeden, içe doğru fırlatılan hıçkırıklardır. herkes sanıyor ki ağlamak zayıflıktır, ağlamak rahatlatır. hayır. bahsedilmeyen, gösterilmeyen o ağlamalar insanı yavaş yavaş tüketir. içindeki o yangını söndürmeye çalışan gözyaşları, bu sefer de ruhunu su altında bırakır. boğulursun. ama dışarıdan bakınca sadece 'sessiz' görünürsün. sessizlik bir yok oluş değil, aslında en büyük haykırıştır. benim suskunluğum, içimdeki o dinmek bilmeyen dilsiz ağlamaların gürültüsüdür. keşke bilselerdi... keşke bir kere olsun, gözlerimin içindeki o kuraklığın aslında bir tufanın sonrası olduğunu anlasalardı.
Ответить

yineaglicam

sen gül, benim içim yanıyor'

yineaglicam

ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
            sus sesin duyulmasın içinden ağla
            ağla kalbim ağla sen ağla kalbim ağla
            sus sesin duyulmasın içinden ağla
            içinden ağla'
Ответить

yineaglicam

ağlama yüreğim yâr gelmez'

yineaglicam

gelse de artık fark etmez. 
            ha döndü dönecek, ömür bitiyor
            kış ortasında bahar gelmez'
Ответить

yineaglicam

içimden bir kez daha kalktı cenazesi. ağlıyordum. ağlanacak kadar değerli hâlâ... “gözler ıslanmadıkça gönüllere gökkuşağı doğmaz” derlermiş. “dokunmayın gözyaşımla yıkanıyam” diye bağıra bağıra, hıçkıra hıçkıra... utana utana... ağlıyordum işte. sezen, "ağlamak güzeldir” diyordu. bense “ağlayabiliyorsan hâlâ umudun var” diyorum. yaralanan kalbin kanı gözden çıkar. içimi ağlayarak konuşturdum bu gece. anadilim oklu ağlamak, dilimin dönmediklerine... kendisiyle derdi olana ne de kolay gelir ağlamak. ama eğer gecede yalnızsan susmak ağlamaktan daha zordur. çare yoktur. çare de düşünülmez zaten, susulamadığı gibi, bir yaranın kanarken kabuk tutamadığı gibi... kırık bir aşkın taneleri aktı gözlerimden, iç sızıntısı gibi. onlar, ruhumun gözümden dökülen kelimeleriydi. çünkü ağlamak, dudakların diyemediğini gözyaşlarına söyletmekti; akardı sustukların gözünden... çünkü ağlamak, sözsüz bir şiir yazmaktı; taşardı derdin gözünden... bereketlenirdi hüznümüz... özümüz... ah! özüm... özyaşım benim... yüzümde biriktirdiğim son çarem. çaresizliğiniz eyleme döner ağlarken. kendi kendinden yardım diler insan. duyguların tuzu göz suyuna karışır. aktıkça temizler içini. ama değiştiremez acıyı, şöyle bir tozunu alabilir ancak. senden başka kimse bilmez damlaların sancısını. bir cenin gibi kıvrılırsın kendine. kıvrılırsın kaderine... nasıl ağladığın değil, neye ağladığındır önemli olan. ağlasan da ağlamasan da uğruna ağladığın insan değişmez; çünkü senden akan gözyaşı onda hiçbir şeyi temizlemez. düştüğü yerde mucizeler yaratmaz ama ağlamak sadece seni yıkar, paklar. ne gariptir, dışarı akan suların insanın içini temizlemesi... 

yineaglicam

ağlarken çocukların ağzından düşen sakızlar vardır ya hani... işte öylesi bir hüzün yüreğine yürür. yine de içinden taşan seller, gözünden dışarı akmalıdır; çünkü gözyaşlarını içine akıtanın en çok ruhu çürür. yanakları ıslanırken kalbi kurur. soyunmadan çıplak kalmaktır ağlamak. gözünün yağmurunda açan kalp çiçeğidir o. ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz. ıslak bir sitemdir ağlamak. gözünden akan insan yağmurudur. acıyı inceltir. içindeki cerahati akıtır. kalbinin kırıklarını hıçkırıklara yamatır. çaresizlik, ağlarken adını yutkunmaktır. gözlerin tövbesidir ağlamak; her seferinde tekrar tekrar bozduğumuz... gözlerin ıslak ve sessiz çığlığıdır. susmaz gözlerin. kaçar gibi dökülür yaşlar. fark edersin ama tutamazsın... bakarsın ve “hay allah” dersin. “nasıl da gözümden kaçmış!” yokluğun değil, umutsuzluğundur ağlatan belki de... gözümde durmuyorsun. ağlanıyorsun...
Ответить