Onlarca intihar notu yazmıştım size. Şimdi ise bütün yazdıklarımı yırtıp yaktıktan sonra boynumdan geçiriyorum bu ipi. Ellerim titriyor, bedenim buz gibi. Boğazımda bir yumru var, her yutkunuşumda acı veriyor. Ona rağmen konuşmak istiyorum, hayatım boyunca beni dinlemeyenlere anlatamadıklarımı bu boş odaya anlatasım geliyor. 33 yılımı saatlerce anlatabilecekken tek bir kelime yeterli oluyor; ''Kurtuluyorum.''
Ayaklarımın ucuyla altımdaki tabureyi itiyorum. Taburenin düşüşü boş odada yankılanırken nefesimin kesilmesi bir oluyor. Ellerim telaş içinde boğazımı sıkan ipe tutunuyor. Sudan korkan balık misali çırpınıyorum.
İpte sallanan bedenimden geriye kalan tek şey ise; bulunduğum boş odanın duvarından birini boydan boya kaplayan, küçük küçük, uzun uzun, tane tane yazılmış yazılardı. Yaklaşık olarak tüm hayatım duvarın üzerinde yazılıydı.
İntihar mektubu bırakacak kimsem yoktu, hayatım boyunca ne yaşadıysam hep bu odanın içinde hep tek başıma yaşamıştım. Bu yüzden en büyük açıklamayı bu oda hak ediyordu.