bir huzursuzluk senfonisi eşlik ediyor düşüncelerine.
yorgunluktan, ağrıdan, uykusuzluktan ve o mide kramplarından çürüyecekmiş gibi hissetsen de bir yerden bir yanlışlık sızıyor hissi rahat bırakmıyor.
çarşaflar sıktığın parmaklarının arasında can çekişiyor, üzerine örttüğün hiçbir şey yeterince ısıtmıyor.
tedirginlik zehri damarlarının üzerinde beyninin tüm hücrelerini kemirirken yanlış günaha el uzattığını fark ediyorsun. seni huzursuz eden herkesin, her şeyin nasıl da tutsağı olduğunu fark etmeden.
akrep yelkovanın peşinden koşarken, ağaran bir günü daha sadece o gece de bitmiş olduğu için bekleyeceksin.
öyle olmayacak ya yine de "belki." diyeceksin. belkilerin hiç sonu yok. yarın daha iyi olur belki. iyi olmasa bile yarının daha farklı olacağını umut edeceksin.