yoonminmoe

ben bu içimin yankısı, ben bu içimin koruyla
          	bu narı daha fazla taşıyamam.
          	düşecek ellerimden, dağılıp dökülecek odaları,
          	dayanamam.
          	benden sana mevsimlerden anne, uykularımdan tüller,
          	ömrümden ağrılar sızmıştır.
          	bu aşk bende bir imkânsızlık tasarımı gibi kaldı,
          	kaldıramam.

yoonminmoe

sanma ki inadımda sarı bir safra
          	  dilimde uçuşan rüzgârlı bir sayfa
          	  sözlerimde silinmiş şifre vardır.
          	  sökmedin beni çölden, yolum araftır.
الرد

yoonminmoe

bir gün olur senin de düşerse elinden nar
          	  aşk bir gün seni de alır bir yerden bir yere koyar
          	  ne zaman ki kaplar gönül mülkünü kar
          	  çağır o zaman, anlatırım sana,
          	  bir ömürden nasıl döne döne geçer turnalar.
الرد

yoonminmoe

ben bu içimin yankısı, ben bu içimin koruyla
          bu narı daha fazla taşıyamam.
          düşecek ellerimden, dağılıp dökülecek odaları,
          dayanamam.
          benden sana mevsimlerden anne, uykularımdan tüller,
          ömrümden ağrılar sızmıştır.
          bu aşk bende bir imkânsızlık tasarımı gibi kaldı,
          kaldıramam.

yoonminmoe

sanma ki inadımda sarı bir safra
            dilimde uçuşan rüzgârlı bir sayfa
            sözlerimde silinmiş şifre vardır.
            sökmedin beni çölden, yolum araftır.
الرد

yoonminmoe

bir gün olur senin de düşerse elinden nar
            aşk bir gün seni de alır bir yerden bir yere koyar
            ne zaman ki kaplar gönül mülkünü kar
            çağır o zaman, anlatırım sana,
            bir ömürden nasıl döne döne geçer turnalar.
الرد

yoonminmoe

seni unuttum, eminim. öyle ki bazı sabahlar yüzümde bir tebessümle uyanıyorum, ellerimi kavuşturup seni içimden söküp atan hayata teşekkür ediyorum. şükürler olsun tanrım, diye haykırıyorum. şükürler olsun ki gittin. eğer kalsaydın bugünkü gibi hüküm süremezdim.

yoonminmoe

bazı geceler, bir anda çıkıp gelsen ne yapardım diye hayal ediyorum. şu saniye odaya girsen, bugüne dek yaptığın bütün kötülükleri nasıl da en yakın camdan fırlatıp atardım ve bütün sevgim yeniden kabarırdı. en başta zaten hiç gitmemiş gibi gözlerime dolardı yeniden. sanki bu kadar uzun süre sessiz kalırken aslında gelişini avaz avaz kutlamanın hazırlığını yapar gibi. birileri açıklasın. nasıl oluyor da gittiğinde bile gitmiyor aşk. nasıl oluyor da senden geçeli çok olsa bile böyle çaresizce dönüp sana çıkıyor yolum.
الرد

yoonminmoe

ibrâhîm
          içimdeki putları devir
          elindeki baltayla
          kırılan putların yerine
          yenilerini koyan kim

yoonminmoe

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
            buhtunnasır put yaptı
            ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
            güzeller bende kaldı
            ibrâhîm
            gönlümü put sanıp da kıran kim
الرد

yoonminmoe

güneş buzdan evimi yıktı
            koca buzlar düştü
            putların boyunları kırıldı
            ibrâhîm
            güneşi evime sokan kim
الرد

yoonminmoe

ah Ingeborg,
          ben kor yuttum.
          içimdeki her şey yandı.
          içimde yanacak bir şeyler daha
          var mıdır, Ingeborg?
          daha fazla acı çekemem
          acı çekecek yerlerimi o kor yuttu.
          sen nasılsın?
          sen şimdi “duvarın arkasında” nasılsın?
          bense “hâlâ duymaktayım soluğunu
          bir de hançer gibi sapladığın
          o sözcüğü.”

yoonminmoe

bugünü bitirip yarına başlayamam
          gözlerim sokakların ardına taşamıyor artık
          herkesin güldüğü yerde ben ölüyorum
          yüreğimde anlatılmaz bir kırıklık
          ucu bucağı var mıdır ki bu acının
          günler birbirine ekleniyor, tek bir gün oluyorlar
          artık gecenin ardından sabah gelmiyor
          ve uzun bir kışın ardından bahar
          bugünü bitirip yarına başlayamam
          dün kayboldu, ötesi bir o kadar uzak
          sözcükler taşa dönüşüyor şimdi boğazımda
          çok anlatılmış bir öykü oldu yaşamak.

yoonminmoe

sonra içime ve hatta dışıma kapandım.
          küsmek gibi bir şey.
          bir çeşit gölge fesleğeni.
          bir çeşit olmayan hayat.
          zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak
          ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.
          epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu.
          bir yığın insan tanıdım.
          ama hep yalnızdım.

yoonminmoe

yüklenmiş kanadına uzak kırların
          ve gecelerin kar ürpertilerini
          taşıyıp gelmiş buraya dek
          hâlâ uğulduyor ürkek göğsünde
          dağ başlarının çelik fırtınaları

yoonminmoe

şimdi biliyor artık yalnız kuş
            biliyor ki artık gecikmiştir
            yolcular varmıştır varacağı yere
            anlıyor ki şimdi yalnız kuş
            yalnızlık yanlışlığın ilk adımıdır.
الرد

yoonminmoe

sessizce çekilmiş dostların arasından
            bir yanlışı sürdürmenin ortasından kendince
            ayrımına bile varılmamış o yangın günlerinde
            ama üşüyor şimdi kar fırtınasına tutulmuş
            gibi üşüyor yalnız kuş
الرد

yoonminmoe

bir yalnızlık mıdır bunca çoğaltan
            acıyı ve biberli yanılgıyı
            ve bir yalnızlığı kabullenmek midir
            inceden ve usuldan başlatan
            yürekte burgaçlanan sancıyı
الرد

yoonminmoe

telefon teline tünemiş bir serçe
          başını sokmuş kanatlarının altına
          telefon telinden kayarak yağmur damlacıkları
          damlıyor yere

yoonminmoe

telefon teline tünemiş serçe
            çıkarıp başını kanatlarından
            pırr diye uçuyor göklere
            telefondaki seslerimiz tutuşup el ele
            uçuşuyoruz havai maviliklere
الرد

yoonminmoe

sesinin bulutlarından çıkıp açıyor güneş
            o oğlan çocuğu sesinle gülüyorsun
            birden ısınıyor sesin
الرد

yoonminmoe

ılıtıp yüreğimdeki sözcükleri
            dün gece sana rüyamda söylediklerimi
            bir bir öperek yineliyorum
الرد