yoonova
Link to CommentCode of ConductWattpad Safety Portal
son kez dinleyeyim diyorum,
belki ölüm var bundan sonra.
ağlayayım diyorum,
olmuyor müsaade yok.
gülmekte hiç yakışmıyor oysa.
haykır diyorum belki sondur,
urgan varmış müsaade yok.
yağlamışlar kor tutuyor.
yap diyorum ölüm var sonunda.
ya yoksa diyor yine meçhul.
seveyim diyorum,
severim diyorum her şekilde.
kara kuru çocuğun kalbinde.
günün sıcağında, soğuk teninle.
gece vakti üryanken öteden beriden.
bazen diyorum boş ver diye,
alıp başımı gideyim buralardan.
o da kalmış sende.
onuda bırakmamışsın bende.
kalmamış benden bana bir pare.
yoonova
yüreğimi adak adadım.
tanrı bile kabul etmemiş,
sen neden edesin.
duruyor öylece bir yerde,
tüm gözlerin önünde,
tenezzül eden yok.
zoruma gidiyor gitmez olur mu?
ancak sesimde çıkmıyor.
onada müsaaden yok.
sorsan sen onuda bilmezsin.
ne yüreğimi hangi sokakta attığını,
ne de başımı hangi dolaba sakladığını.
zoruma gidiyor diyorum.
gitmez olur mu emanet bana.
soruyorum nasıl gitmesini diye.
onada bir diyeceğin yok.
tanrı bile isyan eder böylesine.
sen yine bilmezsin.
ne kendini,
ne de benden alıp da gittiklerini.
•
Reply
yoonova
son kez dinleyeyim diyorum,
belki ölüm var bundan sonra.
ağlayayım diyorum,
olmuyor müsaade yok.
gülmekte hiç yakışmıyor oysa.
haykır diyorum belki sondur,
urgan varmış müsaade yok.
yağlamışlar kor tutuyor.
yap diyorum ölüm var sonunda.
ya yoksa diyor yine meçhul.
seveyim diyorum,
severim diyorum her şekilde.
kara kuru çocuğun kalbinde.
günün sıcağında, soğuk teninle.
gece vakti üryanken öteden beriden.
bazen diyorum boş ver diye,
alıp başımı gideyim buralardan.
o da kalmış sende.
onuda bırakmamışsın bende.
kalmamış benden bana bir pare.
yoonova
yüreğimi adak adadım.
tanrı bile kabul etmemiş,
sen neden edesin.
duruyor öylece bir yerde,
tüm gözlerin önünde,
tenezzül eden yok.
zoruma gidiyor gitmez olur mu?
ancak sesimde çıkmıyor.
onada müsaaden yok.
sorsan sen onuda bilmezsin.
ne yüreğimi hangi sokakta attığını,
ne de başımı hangi dolaba sakladığını.
zoruma gidiyor diyorum.
gitmez olur mu emanet bana.
soruyorum nasıl gitmesini diye.
onada bir diyeceğin yok.
tanrı bile isyan eder böylesine.
sen yine bilmezsin.
ne kendini,
ne de benden alıp da gittiklerini.
•
Reply
yoonova
bir günlük; gün iki
“isteyip de söylemediğim her olanı yazıyordum. söyleseydim yazmadım, anlatsaydım güçten düşmezdi parmaklarım. kalsın şimdi de böylece kimse duymadı bilmedi şimdide görmesin bilmesin kimse. kimse bilmesin nasıl bir çocuk olduğumu sonra bir kadınken, kalsın bari bunlar böylece. anlatsaydım gerek kalmazdı bunlara, sır olmazdı fısıldamazdı sayfalar, ben haykırırdım belki de kalsın şimdi böyle. bunlarda çok açık saçık bu kadarına da lüzum yok bilinmesin böylesi duyulmasın. çekingen bir çocuk gibi dursun, bi’ haber olsun, bir sonraki sayfalarda iz bile bırakmasın ardına. söyleseydim belki olmazdım ben böyle, belki ben olmazdım, sözünü ettigim bir can değil, ben böyleyken diyelim. yazamıyorum artık öyle bile eğri duruyor aslına. onu da yapmayı unuttum bir sonraki sözde durmuyor zihnimde uçup gidiyor daha yazmadan. nasıl yaparım ki böyle, kalsın şimdi. unuttum uçup gidiyor bilmem bir kelimeyi kaç kez tekrarladım elim de gitmiyor nokta koymaya yazmakta istiyorum oysa ama dedim ya unuttum naif kaldı artık ona da. unuttum diyelim o da kalsın öylece.”
yoonova
okudum tüm bunları madam. ihanet mi ettim size, bilmeden yaptım oysa elim uzandı ancak hâkim olamadım gözlerime. bilmezdim sizinde böyle olduğunuzu. bir kapının ardına saklanıp duyduklarınızı bilmezdim, görmedik hiç sizi. iyi oynardınız eskiden de saklambaçı. düşündürdük hep nereye gider bu sayfalar kim bitirir bu mürekkepleri diye ziyan olmuş yine hepsi anlatsaydınız gider miydi pul pul akçe. neydi tüm unuttuklarınız yazdıysanız da görmedim gerisini mürekkepte sağlamdı oysa ancak dağılmış burada. yazmaya devam edin ancak gizleyin birazını. daha kimse bilmez bir kadın olduğunuzu büyüyüp de kalem tuttuğunuzu. gizli kalsın madam. ben getiririm arada size bir kaç sayfa kağıt bir de bir kalem mürekkep. bulurum bu sefer dağılmayandan. kontum getirmişti hint mürekkebinden dağılmazmış hiç bulurum ben bekleyin siz.
•
Reply
yoonova
bir günlük: gün beş
midemde tepinen insanların ayak sesleri var şimdi kulaklarımda.
ya da ben öyle varsayıyorum uzun zamandır kimseyi gördüğüm yok oysa.
günün güneşi çok uzaklarda elimi şöyle bir uzatacak olsam içimi ısıtacak kadar görmez beni.
karanlıktayım ama gecenin karanlığıda çok uzak.
bendeki karanlık üstüme örtülen bir sayfadan ibaret sadece.
uzun zamandır da yalnız kalmıştı, dilim dönmüyordu artık kelimelere.
sayfaları konuşturmaya başladım bende. kalem oldu benim yerime konuşan. kâğıt oldu cevap veren bir dost.
zihnimde kurduğum küçük ipliler eşlik etti benimle sıcak çay sohbetlerine.
şimdiye kadar öyle teselli ediyordum bu küçük samiyi.
şimdilerde artık o da olmuyor. yalan söyledim. midemde tepiniyor dediklerim, hatrın kaldıramadığı bulantılar.
ama buna da razıyım. galiba bir çocuk kandırmacaları iyi geliyor bazen.
öpünce annesinin uyanacağını düşünen çocuk. babasının, o köşeden döneceğini düşünen bir çocuk gibi. tatlımtırak kandırmacalar teseli ediyor beni.
çünkü artık kalem de sesiz kağıtta suskun. kime cevap verecek ki.
bende öyleyim köşesinden ucundan. epey bir yalnız kaldım. çay sohbetlerini yaptığım masadan bir bir kalktı dostlar, sandalyeler hafif oynamış yerinden yamuk yumuk duruyor.
oysa hiç sevmem pejmürde halleri, ama yine de elimi bile sürmedim. kulaklarımda hala yerden gelen tiz bir ses var engel oluyor oynayacak tek bir dala. sesler çok kötü. en çokta gidişin habercisi olan sesler.
unutmak icin bekliyorum. hem unutursam kalkıpta düzleteceğim etrafı. en son sandalyeler kalacak belkide ama kalkarsam pirüpak olacak.
yoonova
sonra yok olanlarla biraz daha karartacağım içimi.
yanlış mı bu kötü mü yoksa. düşünmeye gerek yok diye kabul edeceğim. düşünecek kadar önemli degil
karanlıktan korkacak kimsecikler yok orada. takılıp düşer korkusuyla ışık için yalvaran ya da.
olsun bana böylesi iyi geliyor. konuşmakta yormaya başlamıştı bir zamanlar.
belki de konuşmaya yüzüm yok. belkide kafasında kurup oynayan meczupun uydurmacalarıdır tüm bunlar.
kim bilir, belkide doludur etraf sırt çeviren odur bir kibirden yumak misali.
çay sohbetlerindeki masa hala boş. konuşmuyor kalem küstürdü kâğıdı da.
baktığım yerler aynı değişmiyor, oraları görmek için ışığada ihtiyaç yok oysa. ama konuşturmaya yetmiyor.
ne yaparım ben böyle, nasıl yaşarım. ölüm gibi boğulmak gibi.
boğulmaktanda çok korkarım ben. ama yapamıyorum elimden kayıp düşüyor.
tanrının laneti sanki. inkar edercesine naralar atasım var. ruhum dolanıyorken benden ayrı sokak sokak, neymiş et yığınlarıyla derdi. bir şikayetten eser bunlar, hep bir isyandan.
kim yaptıysa öfkem ona. bulup yakmak istiyorum her bir zerresini. ama faili de yok, bunlarda kurmaca yakacak olsam hepsini bir bir; sabahında küllerimden gelen yanık koku kalır bir tek geriye. sebep hatırdakiler biliyorum. o masayı terk edenler. ne olurdu kalsalardı. nankörler çok nankörler.
oysa onların uğruna her şeyi bıraktım ötede beride.
kandırdılar, kandım ben onlara şimdi ise kahkaları geliyor çok uzaklardan. çok uzak ama çok uzaktan. kaçıyorlar çünkü benden.
yalandan dolanlardan arındırsam sözleri. tek bir doğrum kalırdı günlerde, sayfalarda
•
Reply
yoonova
bir günlük; gün dört
bu gün hava biraz sisli.
uzun zamandır da tutmuyordum kalemi.
unutmuşum biraz nasıl yazarım böyle.
çıkardım attım vazodaki dalları.
her şey boş kaldı, her şey bir bir gitti.
zihnimdekiler de gitseydi bir bir.
unutsaydım tüm lekeli anları,
bana bir hiçmişim gibi hissettiren her anıyı
ve en çok da seni, senin varlığını…
unutsaydım döndüğün günü,
sadece gittiğin gece kalsaydı hatıralarımda.
böylesi daha iyi.
gerek var mıydı bir hiçmişim gibi gözükmeye.
neden yapar bir insan kendi dalının yaprağına.
ben mi dedim koy o vazoyu oraya.
çarpıp kırmışsın, suçlu değil gözlerin.
bir katilin hazzı var o harelerde.
taş kesilmişsin.
taş kesil isterdim.
bir tekme savursaydım kaybolsaydın.
istemezdim seni bir kez daha görmek,
takılırdın ayağıma çünkü.
düşerdim, kalkamazdım.
her bir satır bir sayfa güncenin tarihi.
soluk alırken değil,
yazarken yaşıyorum ben günleri.
ama sen ondan da bi’ habersin.
onun için bile gereksizin tekiyim senin için.
sen nereden bilirsin ki.
yaşadın mı ki konuşursun.
nefes aldında neye yaradı.
sana bir çukur açacak insan mı kaldı.
ben açmam o çukuru.
onu da hak etmezsin sen.
sen bazen öfkemi de hak etmezsin.
nefreti, kini hiç hak etmezsin.
ne gülünç değil mi.
sevgi de diyemiyorum,
sıkıştıramıyorum satırların arasına.
sana yakışmıyor çünkü.
sen en çok onu hak etmiyorsun çünkü.
sadece benden de değil.
kimseden, hiç kimselerden.
yoonova
artık unuttum ben.
kalmadı zihnimde tek bir an.
sen hatırımda yaşamayı da hak etmezsin çünkü.
sen, senden olanların da küskünlüğüne layık değilsin.
bilmezsin sen o nedir diye.
hiç küsmezsin çünkü.
bak, kırdın etrafı yazan parmaklarım kanıyor.
ama sen onu da görmezsin.
parmaklarımdan akan kanları süs,
kalemdekileri renk bilirsin sen.
sen yaşamamışsın.
görmek neye yarar.
sen önündekini de görmezsin.
görmeyi de hak etmezsin.
sen varını yoğunu alıp da gidemezsin.
varın yoğun iki çamaşır, bir paket.
o da bir cebi doldurmaz.
gitmek de böyle olmaz.
görmek isterdim her şeyinle gittiğini.
alamadıktan sonra zihninde bıraktıklarını,
gitmiş de sayılmazsın.
ben o çekmecelerin boşaldığı yerde kaldım.
ben küçük bir çöp için ağlarken durdum orada.
değiştir sana çöp, sana bir tutam kıskançlık.
bilirsin sen neden olduğunu.
ama en çok da ben üzüldüm onlara.
sana olmadığı kadar.
sen de bunu bilirsin, değil mi.
gördüm gözlerinde küçük bir çocuğun kıskançlığını.
yok olmadı masumdu çocuklar.
yakışmadı bu da sana.
belki beceriksiz bir gencin isyanını.
genç de değilsin oysaki.
kırışmış üstün başın, yüzün gözün.
yakışmıyor hiçbir şey sana.
yetmiyor hiçbir şey de yok olmana.
hak etmiyorsun sen hiçbir şeyi.
ne bu dizelerde yazılan seni,
ne de yazmak için tuttuğum bu kalemi.
vazgeçtim, bırakıyorum burada.
ilk ve son kez yazdığım sana,
bir kez daha veda ediyorum.
gideceğin güne kadar,
her gün edeceğim gibi,
elveda diyorum.
el ol, veda ol diye.
•
Reply