yveonthv

Çünkü tanrı olsam bile, beni cehenneme sürükleyen bir meleğin peşinden gitmek ilk kez cezbedici.

yveonthv

Bir bakıma orkidelerin Tanrı'ya baş kaldırışı, aşk uğruna kesik atılan temiz erdemli bir yaprağın serpilişi.

yveonthv

Birbirlerine böyle seslenirlerdi; 'seina la ton' ilk günahım, ilk kesiğim, ilk serpilişim...
Ответить

yveonthv

Bu yolun sonu uçuruma da çıkabilir, belki de sonu yoktur. Bunalım boşa. Belki de çember tüm raylar, sen dönüyorsun. Belki de zaman lineer değil ve sürekli baştan yaşıyorsun. Belki de bu hayat bir simülasyon. Belki de, geleceği sen yazıyorsun.

yveonthv

“Bir gün ölüm bizi başka bir yıldıza götürecek, küçüğüm.”

yveonthv

"Yıldızlar problem değil. Yıldızlar kılavuz, altın taneleri değiller. Biliyorsun artık.”
Ответить

yveonthv

Zaten en güzel çirkinliği sen yazdın. O zarif parmaklar ne acınası sözler işledi mürekkeple yırtık zarflara. Kırışık kağıtlar isyancı bozuk düzene, siyasetin kölesi olup ekin biçmeye. Zaten en güzel acıyı sen yaşattın. Mazoşist ruhumun doyumsuz yanını tetikleyen zarif parmakların; dudaklar, kalça, parfüm, esrar, ekonomi derken... Zaten dün gibi aklımda, aklıma vurduğun darbe. 

yveonthv

Ardımda bırakacağım bir çift göz.
          
          Hareleri tuzlu bir meltemi, güneşin ısıttığı o yaz günlerini andırıyor. Çehresi keskin, gözlerine bakılırsa oldukça kinli. Gözlerinden düşmüşüm sanki. Öyle duruyor, öyle bakıyor bana. 
          
          Hiç dönmeyecek sanıyorum. Dönüyor, uzun bir sürenin ardından. Dönüyordu fakat yüzüme tokat gibi çarpıyordu. Eğilip alıyordum kendimi. Yerden kırıklarımı topluyordum. Avuçlarıma batıyordu.
          
          Sığdıramıyordu beni kendine. Saramıyordum benliğimi yüreğine.