annem her şeyi benim omuzuma yüklediği için aslında bu öfkem. ortalığı toplamak, temizlik ya da yemek yapmak yalnızca benim görevimmiş gibi davrandıpı için bu sinirim. babamın da yapabileceği, kardeşimin bana yardım edebileceği işler var ancak annem yalnızca beni sorumlu tutuyor. her yeri kirleten, dağıtan yalnızca benmişimcesine ben topluyorum. sadece ben. babamın dağıttığı koltuk örtülerini düzenlemek, eve süpürge açmak, bir şeyleri ortalıktan kaldırıp yerine götürmek, kıyafet katlamak bir tek benim yapabildiğim işler sanki. kardeşimin yaşı küçükmüş, ben kardeşimin şimdiki yaşından küçükken de biliyordum o işleri. ya sorun yapmak değil bu arada ki yapmayı çoğu zaman seviyorum. benim isyanım bunların sadece bana mükellef olması. ya bu evde dört kişi yaşıyoruz, bir tek ben yaşıyormuşum gibi davranıyorlar. ama sonra annem bel fıtığının azdığından bahseder, babam çok yorgun olduğunu dile getirir. ben en ufak ağrımı söyleyince de yargılanırım ama. bir benim canım acıyamaz, bir tek benim ağrım derdim olamaz.