Bana deselerdi ki, “Zehra, yazdığın psikolojik dram muazzam,” inanmazdım. Ben kimdim ki psikolojik dram yazacaktım? Genç kurgu yazarıydım ben. Eğlencesine, hobi olarak yazan bir kızdım. Deli gibi texting okuyan, yeni kitaplar keşfeden, sürekli espri yapan biriydim. Bu ciddiyetime kimse inanmaz.
4 yılda çok şey değişti. Mürekkebim durmaksızın akıyor artık. Kalemim kağıtta dans etmediğinde huzursuz oluyorum. Kimi zaman defterimin sayfaları mürekkebe bulanıyor. Dert etmiyorum. Yeni defter alıyorum. O defter de mürekkebe bulanıyor. Tek kelime yazamıyorum.
Yeni defter almak istesem, o defterin de kaderi aynı olur mu? Ya olursa? Ya bu bulanıklık yüzünden biterse mürekkebim? Bitmesini istemem, zaten kalemim silik yazıyor.
Ama hâlâ yazıyor neticede? Uzun süre belki adam akıllı bölüm yazamam sizlere. Ama bilmenizi isterim; mürekkebim en çok üzerinde durduğum projemi yazmaya başladığımda kusursuz ve lekesiz şekilde akıyor. O proje ne zaman sizlerle buluşur, bilemem. Ama umuyorum ki kendinizden bir parça bulursunuz o kitapta…