zmEkiz

“Bazı insanlar yaklaşmaz… çünkü mesafe onların dilidir.” 

zmEkiz

Sara bir cümle yazdı.
          
          Ertesi gün… o cümle gerçek oldu.
          
          Birini sildi.
          
          Ve kimse hatırlamadı.
          
          Başta bunun bir tesadüf olduğunu düşündü.
          Sonra bir deney yaptı.
          
          Bir isim yazdı.
          
          O kişi kayboldu.
          
          Hiç yaşamamış gibi.
          
          Ama bir hata yaptı.
          
          Yanlış karakteri yazdı.
          
          Şimdi o karakter burada.
          Ve tek istediği şey bu:
          
          Sara’nın kalemini almak.
          
          Çünkü yazan kişi değişirse…
          
          hikâye de değişir.
          
          Ve bu kez…
          
          yok olan kişi Sara olacak.

zmEkiz

“Beni neden böyle yazdın, Sara?”
          
          O bir karakterdi.
          Sara’nın yarattığı, sonra terk ettiği biri.
          
          Ama artık gerçek.
          
          Ve artık… ona ait değil.
          
          Kain onu bulduğunda öldürebilirdi.
          Ama yapmadı.
          
          Onun yerine yaklaştı.
          Konuştu.
          Dokundu.
          
          Ve Sara ilk kez şunu fark etti:
          
          Bazı karakterler yok olmak istemez.
          Bazıları… yazarı ister.
          
          Kain’in tek bir amacı var:
          hikâyesini tamamlamak.
          
          Sara’nın tek bir hatası var:
          onu hâlâ silememek.
          
          Çünkü aralarındaki bağ yalnızca kelimelerden ibaret değil.
          
          Kanla yazıldı.
          
          Ve kan… unutmaz.

zmEkiz

Bazı hikâyeler yazılmaz.
          Kazınır.
          
          Sara Voss bir kitabı açtı.
          Ve o kitap onu açtı.
          
          Sayfalarda beliren cümleler ona aitti.
          Ama o cümleleri hatırlamıyordu.
          
          Her yeni satır, bir gerçeği değiştiriyordu.
          Her kelime, birini yok ediyordu.
          
          Ve bir karakter… sayfaların içinden çıkıp onu buldu.
          
          Sara onu yarım bırakmıştı.
          Ama yarım bırakılan şeyler ölmez.
          
          Bekler.
          
          Büyür.
          
          Ve geri döner.
          
          Şimdi Sara’nın tek bir seçeneği var:
          
          Ya hikâyeyi bitirecek…
          ya da hikâye onu bitirecek.
          
          Çünkü bu evrende,
          
          kanla yazılan hiçbir şey affedilmez.

zmEkiz

“Yâr, kapıyı çaldı.
          Ben de açtım.”
          
          Annesi açıklanamayan bir şekilde komaya girince, Elif hayatı boyunca kaçtığı köye geri dönmek zorunda kalır.
          Ama bu köy… sadece geçmişi saklamaz.
          
          Bir ses vardır.
          
          Gece yarısı ile sabah arasında fısıldayan…
          Adını üç harfle söyleyen bir varlık:
          
          Y.A.R.
          
          Onu duyanlar önce unutmaya başlar.
          Sonra hissetmemeye.
          En sonunda… kendileri olmamaya.
          
          Köyde herkes susar.
          Ama bazıları hâlâ onunla konuşur.
          
          Elif ise çok geç fark eder:
          
          Bu bir lanet değil.
          Bu bir çağrı.
          
          Ve bazı kapılar…
          dışarıdan açılmaz.
          
          İçeriden çağrılır.

zmEkiz

Anadolu’nun unutulmuş bir köyü.
          
          Otuz yıl önce mühürlenen bir medrese.
          Ve o günden sonra başlayan… açıklanamayan ölümler.
          
          Elif, annesinin aniden komaya girmesiyle geçmişine dönmek zorunda kalır.
          Ama bu köyde onu bekleyen şey bir sır değil.
          
          Bir ses.
          
          Gece yarısı ile sabah arasında fısıldayan,
          insanın en savunmasız anında zihnine sızan bir şey.
          
          Adını üç harfle söyleyen bir varlık:
          
          Y.A.R.
          
          Onu duyanlar değişir.
          Önce unuturlar.
          Sonra hissedemezler.
          En sonunda… kendileri olmaktan çıkarlar.
          
          Ama asıl korkunç olan şu:
          
          Bu bir lanet değil.
          
          Bu bir davet.
          
          Ve bazı sesler…
          duyulmaz.
          
          İçeri alınır.