zyesbeth

push your little face like a cigar butt through my skin

zyesbeth

sen içmeyi unuttuğunda
          içmeyi ve şarkı söylemeyi unuttuğunda 
          içmeyi ve şarkı söylemeyi ve ölümü unuttuğunda
          seni sen yapan her şeyi bacaklarından tavana astığında ve 'buna bir uçurum ağıtı yakılır!' diye haykırdığında ellerini avuçlarıma gömüp seni ölümden beter öpeceğim.
          arka bahçendeki cesedi bulduklarını ancak bir sorun olmadığını, çünkü cesedin artık senden çok uzakta ve ölüm denen şeyin içinden, dışından, gölgenden başlı başına kaçık olduğunu söyleyeceğim. ellerini avuçlarıma öptürürken bildireceğim ki canım, 
          şükür buldular seni!