-TFIOS-
Merhaba öncelikle bu kadar geç yazdığım için özür dilerim. Diğer yazarlarımız yazıcakken yine benim başıma yıktılar dost oldukları için atsan atılmaz,satsan da satılmaz bence yine çok saçma bir bölüm yazdım, lütfen vote ve yorum yapmayı unutmayın . Sizleri seviyoruz.
--------------"Biraz daha hızlanmalıyız." dediğinde başımı sallamakla yetindim. Joseph'in yaptıkları garipti, gerçekten garipti ve beni tek üzen şey bunun sebebini bilmememdi belki de gerçekten beni aldatıyordu belki de gerçekten bana atılan mesajlar doğruydu. Bunları düşünürken göz yaşlarım çoktan gözlerime hücum etmeye başlamıştı bile. Yoksa bunu bana yapabilir miydi? Yavaşça kafamı Joseph'in yüzünü görebilmek için yukarı kaldırdım. Sarı saçlarının birkaç tutamı alnına düşmüştü ve yüzü çok kusursuz gözüküyordu sanki Tanrı onu herkesten daha fazla özenerek yaratmıştı sanki ama o kusursuz yüze uymayan, görmeye hiç alışık olmadığım bir şey vardı,gözleri. Gözlerinde endişe vardı. Peki neyden endişeleniyordu? Onu yakalamamdan mı? Bunları düşünürken daha fazla ağlamak istiyordum. Joseph'e sarılarak ağlamak istiyordum. Ondan şüphelenirken nasıl olur da ona daha da bağlanmış gibi hissediyordum. Çıkış kapısına geldiğimizde Joseph benim için kapıyı açtı ve gözlerimin içine bakarak güldü bir insan sevdiğine ihanet ederken nasıl olurda eski günlerdeki gibi ona gülümser, nasıl olurda o gülmsemeyle karşısındakini kendine bir daha aşık eder? Ya da şöyle mi sormalıyım bir insan neden ihaneg eder? Şüphesiz bu sorular hayatım boyunca asla ama asla cevabın bulamayacağm sorular. "Geçmiyecek misin?" diye bana sorarken onun karşısında durduğumu farketmiştim neyi bekliyordum ki? Bana her şeyi açıklamasını mı? Ya da aklımdan geçenleri sesli söyliyerek yüzüne vurmayı mı? Gerçekten ben neyi bekliyordum beni daha fazla aldatmasını mı? "Teşekkürler." diye ağzımda bir şeyler gevelemiştim. Arabaya bindiğimizde daha da fena olmuştum acaba o kız bu arabaya binmiş miydi? Acaba benim öptüğüm o dudakları o da öpmüş müydü?
"İyi misin?" gözünü 2 saniyeliğine yoldan ayırarak bunu bana söylemişti. "İyiyim." bende yola bakarak söyledim.
"Sevindim" Peki beni aldatırken de seviniyormuydun?
------------------
"Geldik,yarın görüşürüz ya da seni ararım." beni arıyacakmış ne kadarda sevimli (!)
"Yarn görüşürüz." dedim soğuk bir sesle. Beni öpmek için bana yaklaştı. Bana yaklaştığı her saniye bana gelen mesajlar, onun o endişeli yüzü teker teker gözümün önüne geliyordu, onunla tanıştığımız o ilk gün... Bunları düşünürken hızlıca geri çekildim. İlk önce afallasa da yola dönüp, sinirlendiğini belli eden bir tonla "Peki" dedi. "Peki" diyerek karşılık verdim. Aklıma Hazel ve Augustus gelse de ne ben Hazel'dim ne de o Augustus'du. Hızlı adımlarla eve doğru yürümeye başladım. Çantamın ilk gözünden anahtarımı çıkardım ve bütün sinirimi anahtar deliğinden çıkarırcasına kapıyı açtım. Tek birisine ihtiyacım vardı bir dost, Amanda.
---------------------
Zil sesi ile baktığım duvatdan gözlerimi ayırıp aşağıya indim. Sahi kaç dakikadır o duvara bakıyordum 40,45,50? Kapıyı açtığımda Amanda'nın o güzel yüzünü gördüm çevremde o kadar özenle yaratılmış insan varken ben niye böyleydim. Kenara çekilip Amanda'nın geçmesine izin verdim. "Evet depresyoncu kızımız sorunumuz ne? Yoksa eve gelirken şekerini elinden mi aldılar?" dedi gülerek. Böyle bir durumda olmasaydım gülerdim ama aldatılma riskim vardı ve şuanda güleceğim en son şey bu olmalı.
"Sanırım durum ciddi." dedi yanındaki yastığı kucağına koyarken. "Hemde çok." ve her şeyi en başından anlatmaya başladım gelen mesajları, Joseph'i nasıl telaşlı bulduğumu. "Eeee ne diyiyosun bu duruma Amanda?" Bilgili bir edayla düşündü bu haline kıkırdadım aslında normal kızlar kıkırsar ben ise daha çok nezle olduğunda konuşurken ki sese benzer bir ses çıkardım. "Hatırlatta sana kıkırdamayı öğreteyim." dedi gülerek. Amanda her şeyi çok güzel yapardı. Çok güzel güler, çok güzel kıkırdar, çok güzel göz devirir, makyajı aksa bilr güzel gözükür. Çevremde bu kadar mükemmel insanlar olupta benim böyle olmam zaten ayrı bir konuydu. "Hadi ama düşüncelerin?" dedim üsteleyerek. "Bence kendi kendine kuruntu yapıyorsun yani sonuçta kendi gözlerinle görmedin hem endişeli diye o sonucu da çıkartamazsın, şu büyük yarış yaklaşıyor ondan da böyle olanilir sonuçta takım kaptanı yenilirseler onu suçlamaları o alacak." Açıkçası haklıydı, olaya hiç bu boyutundan bakmamıştım, belki de cidden boşu boşuna kuruntu yapıyorumdur.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
WHATEVER. (Nash GRIER fanfiction)
FanfictionBir kız düşünün okul gazetesinin başkanı Bir erkek düşünün dünyaca ünlü viner ******** 2 farklı insanın birbirlerine karşı olan unutulmaz aşkları..