Sabah 6:30 gibi kalktı .Bir süre yatağın içinde durdu.Sonra kalkıp yüzünü yıkadı. Sobanın kovasını doldurup yaktı.Tabağın içine ekmek doğradı ısıttığı sütü de üstüne boşalttı. Yemeye başladı. Görünen o ki çok acıkmıştı. Bu evde kalan son gıdaydı. Bugün şehre inmeliydi.Yemeğini yedi ve çantasını yanına alarak dağdan inmeye başladı. Kulübe dağın tepesindeydi.Yüksekteydi ama o hâlâ kendini aşağıda hissediyordu.Sanki içi içine sığmıyor,daha daha yükseklerde olmak istiyordu. Dağdan aşağı inmek hiç de kolay değildi. Ayağının altında taşlar yuvarlanıyordu.Zikzaklı dağ yollarını başarıyla indi.Alışmıştı artık. Insan sevdiği şey ne olursa olsun onun tek bir kusurunda onu bırakmazdı. Dağları seviyordu ve sadece taşlı yolları için sevgisinden vazgeçemezdi. Dağdan indi.Düzlüğe varmıştı. Çarşıya indi.Bir çorbacıya rastladı. Yeni açılmış olmalı diye düşündü. Çünkü daha önce hiç görmemişti. Çorbacının eskiden yerinde küçük bir kıraathane vardı.Yaşlı adamın canı çorba çekmişti. Uzun zamandır çorba içmemişti.Iceriye bir adım attı.Yanına garson geldi."Efendim,çorba içecekseniz oturun ve menüde istediğinizi söyleyin getireyim" dedi.Yaşlı adamın yanında parası yoktu."Benim param yok.Bana verebileceğiniz bir tabak çorbanız var mi?" diye sordu.Garson yaşlı adama" Sizin gibi dilencilere vereceğimiz hiç bir şey yoktur.Hemen defol!!" dedi.Yaşlı adam garsonun yüzüne bakmadan çıktı. Yürümeye başladı. Çalışması gerekti.Aksi takdirde bugünü aç geçirecekti. Yürürken arkasında bir el hissetti.Genc bir adam "Size bir tabak çorba ısmarlamamı ister misiniz? Sizin içinde sorun yoksa" diye sordu.Yaşlı adam "hayır " diyerek hızlı adımlarla yürüdü. Yere bakıyordu. Utanmıştı. O kimseye muhtaç değildi. Insanlar neden yardıma ihtiyacı olan insanları dilenci olarak görür diye düşündü. Düzlüğe gelmişti. Dağı hızlıca çıktı. Kulübeye geldiğinde nefes nefeseydi.Iceride sobanın kapanmış olduğu alttaki demiri çekti.Soba yanmaya başladı.Yarım saat sonra kapı çalındı. Bu kim olabilir diye düşündü. Şimdiye kadar kimse burayı bilmiyordu ve gelmemişti. Kapıya doğru yöneldi ve açtı. Bu çarşıda çorba ismarlayacagini söyleyen adamdı.Madem buraya kadar gelmişti.Onu dinlemeliydi.Genç adam eliyle içeriyi göstererek "Girebilir miyim" diye sordu.Yaşlı adam başını evet anlamında salladı.Sonuçta evine biri gelmişti. Belki bir daha kimse gelmeyecekti.Genç adam koltuklardan birine oturdu ve odayı incelemeye başladı.Yaşlı adam kemik çayı getirdi.Genç adam bir yudum aldıktan sonra konuşmaya başladı.
_Size çarşıda bir istekte bulunmuştum. Ama siz kabul etmediniz.Ve ben ondan sonra sizi takip etmeye başladım.Dogrusu sizin dağ başında yaşadığınızı düşünmemiştim. Neden buradasınız?_ Dağları severim.Onlarla iç içe yaşamak bana huzur veriyor.Siz niye geldiniz?
_ Eğer kabul ederseniz size o yemek istediğiniz çorbayı getirdim.
_Hayır , buraya kadar bunun için mi geldiniz? Öyleyse gidiniz.
_Hayır tabikide.Icimden bir ses sizinle tanışmam gerektiğini söylüyor.
_ Siz her gördüğünüzde tanışıyorsunuz demek ki...
_Her gordugumle değil tanışmak istediğim kişilerle tanışırım ben
_Ama ben tanışmam .-Bunu söylerken ayağa kalkmıştı.
Genç adamda ayağa kalktı "Peki" diyerek çıktı. Yaşlı adam dürbünüyle onu dağdan inene kadar izledi.Icinden "Benim kimseye ihtiyacım yok" dedi.
O akşam şiir okuyarak geçirdi zamanını.Yatağına geçti uyudu.
Sabah erken kalktı. Bahçede odun kırmaya başladı. Biraz kırdı. Oturdu bir taşın üstüne. Taş yamuk olduğu için duseyazdı.Ayaga kalktı uzaklara bakmaya başladı. Acaba çocukları ne yapıyordu? Yaklaşık 6 yıldır görmüyordu. Terk etmişlerdi onu.Karısı ile yıllar önce boşanmıştı.Ama boşandıktan kısa bir süre sonra karısı ölmüştü. Ama çocukları yüzüne dahi bakmadılar cenazede.Onu artık istemediklerini isterse dağlarda çürümesini ama yinede ona dönmeyeceklerini söylediler.O günden bugün dağlarda yaşıyordu. O da yalnızdı dağlarda...
Işte yine ,o adam yine geliyordu.Adam içeriye girdi kapıyı kilitledi. Yaklaşık 20 dk sonra adam yukarıya çıkmıştı Kapıyı tıklattı. Yaşlı adam 5'inci tıklatmada " Ne var" diye kapıyı açtı. Adam "konuşabilir miyiz" diye sordu.Yaşlı adam dışarıdaki tahta banka oturdu.Yüzünü tam karşıya dağın muhteşem görüntüsüne dikti.Genc adamda yanına oturdu._Hikayenizi dinlemek çok isterim.
_Ya sabır...Benim hikayem yok.
_Peki ben anlatayım.Gazeteciyim.Adım Emrah .22 yaşındayım.Ilginc bulduğum gizemli olayları sever ve çözmeye çalışırım.Ailem benden uzakta yaşıyor. Bir arkadaşım var.En yakın, tüm sırlarımı bilirim.Zamanımın çoğu onunla geçer. Ama bu aralar birlikte değiliz.Kardeşlerini görmeye gitti.Daha anlatayım mı?
_Ben size anlatın demedim.Siz başladınız.
_Evet.Ama ben soruyorum.Siz anlatır misiniz? Sizi dağlarda yaşatan sebebi bilmek isterim.
_Sanırım anlatmadan bırakmayacaksınız beni meraklı gazeteci bey
_Evet
_ Adım Yahya.Karimla yıllar önce boşandım. Sonra öldü.Ondan sonra 3 çocuğum bana küstüler. O gün bu gündür daha da yaşarım.Zeliha,Ahmet ve Zekeriya.6 yıldır görmüyorum.Ne yapıyorlar şimdi bilmiyorum.Oğrenmek isterim ama imkansız..
_Neden imkansız olsun.Ben gazeteciyim bulurum.Bana yardım eden polis arkadaşlarımda var.
_Sahi eder misiniz?
_Tabikii
O günden sonra o ikisi birbirlerine yardımcı oldular.Yaklasik 1.5ay sürdü.Onlari aramak...
VE bir sabah genç adam yanında arkadaşıyla geldi."Bu benim arkadaşım.Adi Zekeriya.Almanyadaydi.Yeni geldi.O bir çok gizemi bulmuştur. Bunu da bulur diye düşündüm.Zekeriya Yaşlı adama çocuklarıyla ilgili sorular sordu.Bunu da not kağıdına yazdı.Yahya Bey Emrah'a anlattıklarını Zekeriya 'ya da anlattı.Arama çalışmaları aylar sürdü.Ve bu aralıklarda her gün Emrah ve Zekeriya daima Yahya'ya Bey'e geliyorlardı.Artik birbirlerine çok guveniyorlar ve çok samimi olmuşlardı.Her akşam birlikte çay içerler bazen orada kaldıklarında oluyodu.
