Gün bitmek üzereydi. Kolunda ki saatte baktı genç kız.Neredeyse saat akşamın altısı olmuştu. Gelen giden olmadığından kafe sakindi. Bütün gün bedeni ile buradayken akıl ve zihin olarak burada değildi. Aklı annesi idi tek derdi. Ne yapmalıydı ne etmeliydi ameliyat için gerekli olan parayı bulmalıydı. Ama nasıl? Kim ona bu kadar parayı verdi ki karşılıksız?
Çalıştığı yerden istesem düşündü fakat sonra kendisini bulduğu ilk fırsatta çıkarmakta niyetli olan patronu aklına gelince vazgeçti. Hem o kadar parayı ona neden versin ki?Sonuçta şunun şurasında işe gireli ne kadar olmuştu.Top patlasa bir ay. Kim bu devirde bir aylık çalışanına verirdi o kadar parayı. Derin bir iç çekti genç kız. Çaresizdi hem de çok çaresiz. Bu hayatta bir tek annesi vardı onu da kaybederse yaşamak daha da zorlaşırdı.
Çalışma saatinin dolduğunu fark eden kız belindeki önlüğü tezgaha bıraktı ve her zaman ki yaptığı gibi hastanenin yolunu tuttu. İnce bir cam ardından izleyecekti annesini her zaman olduğu gibi. Onu büyütüp bu yaşa kadar getirmiş olan ve bu hayatta ondan başka kimsesi yoktu ve o da giderse yıkılı verirdi.Koluna dokunan takım elbiseli adamı görünce irkildi. Koluna dokunan adama başını çevirdiğinde genç adam
"Meraba ben muhasebeden geliyorum.Biliyorum acınız var ama benimle muhasebeye kadar gelmeniz gerekiyor.Biliyorsunuz ki burası özel bir hastane ve sizinde yapmanız gereken ödemeler var."
Genç kız karşısında konuşan adamın peşinden biraz sonra omuzlarına bir yük daha bineceğinden habersiz ilerliyordu.Sonunda adamın odasına girdiğinde adamın işaret ettiği sandalyelerden birine oturdu.Şimdi ise gözleri yerinden çıkacakmış gibi karşısındaki kağıtta iki gün içerisinde ödemesi gerekli hastane masrafı vardı.O daha annesinin ameliyatı için istenen parayı bile bulamamıştı ki.Elinde bulunan kağıttaki para miktarı ameliyat parasınının yanında bir hiç kalırdı fakat genç kızın o kadar parası bile yoktu.
Genç kız hastane koridorunda bir o yana bir bu yana dolanıyordu.Annesinin gözünün önünde eriyip gitmesini izlemek canını yakıyordu. Kendini ilk defa bu kadar çaresiz hissediyordu. İlk defa bu kadar aciz.Gerekli olan parayı nasıl bulacaktı.Bu iş gittikçe işin içinden çıkılmaz bir hal alıyordu.
''Su. Hemşire hanım su verir misiniz?"
Genç kız hastane koridorunda gezerken biraz önce kapısı hafif aralık olan kapıdan ses geldiğini duyduğunda duraksadı."Hemşire" demişti içerideki kadın. Etrafına bakındı fakat kimse yoktu. Öğlen yemeğine çıkmışlardı bütün görevliler. Yavaşça kapıyı tıkladı ve içeri girdi. Karşısında yatan annesinin yaşlarında ki genç kadına gülümsedi.
"Su ister misiniz?"
Kadın yürüyemediği için yetişememişti ileride ki sehpada duran sürahiye. Bir kaç kez hemşire düğmesine basmıştı fakat cevap veren olmamıştı. Oğlu da ortalardan kaybolacak vakti bulmuştu.Ne yapsaydı çocuk annesiyle ilgilenmekten harap olmuştu. Genç bir kızın kapıyı tıklayıp içeri girmek için müsaade istemesi ve ona bir bardak su ikram etmesi genç kadını gülümsemesine sebep olmuştu pek sık gülen biri değildi fakat karşısındaki duru güzelliğe sahip bu kız onun gülümsemesine sebep olmuştu.İçinden böyle bir gelinim olsa daha ne isterim diye geçirdi.
Genç adam annesinin zehirlendiğini duyar duymaz gelmişti hastaneye. Şirketten nasıl arabaya bindiğini nasıl eve geldiğini bir Allah bilirdi bir de o. Allah’tan annesinin durumu iyiydi.Ona kaç kere demişti bilmediğin şeyi yeme. Hele ki annesini öldürmeye içten içe fırsat konduran teyzesi olduğu sürece.Kalıbını basardı ki bu zehirlenme işinde de onun parmağı vardı...
Sonunda kafeteryadan aldığı çay ile annesinin odasına geldiğinde içeriden sesler geldiğini fark ettiğinde hemen içeri girdi Kemal. Genç bir kızın elinde bir bardak su vardı. Deliye döndü gözü bir anda. Kızın annesine uzatmakta olduğu su bardağını elinden aldığı gibi yere fırlattı.
"Kimsin sen gene o mu gönderdi. Ona söyle ölümü benim elimden olacak"
Genç kız neyle karşı karşıya geldiğini şaşırdı. Oysaki o duyduğu yardım isteyen sese bir bardak su vermek için girmişti odaya.
"Ben şey ben..."
Kekelemeye başladı genç kız kolunu gittikçe sıkan genç adama bakarak.
"Su su istedi teyze ben sadece geçerken duydum su verdim gerçekten başka bir şey yok. Kolum kolumu acıtıyorsunuz."
Adamın gözlerinden ateş saçıyordu adeta. Başını koluna değen ellere çevirdi annesiydi. Kadın oğlunun gözlerinden çıkan ateşi görünce korkmuştu. Oğlu her şeyden şüphe eder olmuştu. Bu duruma iç geçirdi ve oğlunun koluna kızı bırakması için dokundu.
"Dur oğlum hanım kızım doğru söylüyor bana sadece su vermek için burada. Başka bir amacı yok."
Kolundaki ellerden kurtulduğunda ellerini gözyaşlarına götürdü. Tutmakta olduğu gözyaşları damla damla akmıştı yanaklarında. Bu adam onun canını acıtmıştı. Ne yapabilirdi ki annesine bir karıncayı bile ezmekten korkardı değil bir cana kastetmek...
Kolunu sıvazladı. Narin deni hemen de kızarmış ve hafif morarmıştı. Adam öyle bir sıkmıştı ki kolunu.Acıyan kolunu ovalayarak kapıya yöneldi.Sadece su vermek istemişti genç kız. O karıncayı bile incitmekten korkarken bu durumla karşı karşıya gelmesi üzmüştü.Fakat daha büyük sorunu vardı şimdi.Para...
