"Yani Namjoon, Taehyung'ın kardeşi ve senden yardım istiyor öyle mi? Bu da ne böyle? Bunları günlerdir bize anlatmadan nasıl durdun sen?"Sabah yaşadıklarımdan sonra eve geldiğimde tek istediğim uyumaktı ama Jungkook girdiğim an hazırlanmamı ve Jiminlere gideceğimizi söylemişti. Bugün hiç modumda olmadığımı ve uyumak istediğimi söylesem de beni dinlememiş, ben hazırlanmaya başlayana kadar tepemde tepinip durmuştu.
Şimdi de Yoongi'nin, anlattığım şeyleri ağzı açık bir şekilde dinlerken ben anlatmayı bitirir bitirmez ilk tepkisi bu olmuştu. Bir süredir onlardan koptuğumun ve Jungkook beni eve getirdiği günkü halimin farkında olan arkadaşlarım belli ki bu buluşmayı özellikle planlamışlardı. Oturup pizzalarımızı yiyip biralarımızı içmeye başladığımız anda ne saklıyorsam dökülmem için gözlerini bana dikmişlerdi ve etmem gerekti ki, beni biraz korkutmuştu bakışları. Yine de bu olanları birilerine anlatıp rahatlamam gerektiğini kendim de biliyordum, o yüzden anlatmak konusunda herhangi bir çekincem de yoktu.
"Benim anlamadığım, Taehyung neden ona kötü davranan bir adama bu kadar bağlı ki?"
Jungkook'un pizzasından başını kaldırıp ortaya düşünceli bir ifadeyle bıraktığı bu soru, haftalardır benim de aklımı kurcalayan şeydi. O kadar düşünmeme rağmen bu soruya bir cevap bulamıyor olmak beni delirtiyordu.
"Arkadaşlar, sizce de çok belli değil mi? Bahsettiğimiz adam çok güçlü ve o 1.72 boyuna rağmen çevresine tam bir alfa enerjisi yayıyor. Taehyung'ın üstünde bir baskı kurup onu manipüle etmiş belli ki. Seokjin'in anlattığına göre Taehyung hayatı boyunca sevgi görmemiş, biri ona azıcık ilgi gösterince bunu gerçek aşk zannetmiş. Toksik ilişkilerde çok sık rastlanılan bir durum bu, Taehyung'ın aile geçmişi böyle bir ilişkinin ortasında kalmak için harika bir zemin hazırlamış ona. Her şey bundan ibaret."
Yoongi, onu tanıdığım dört yıl içinde ilk kez bu kadar uzun bir açıklama yapmıştı ve hepimiz bunu fark etmiş bir şekilde şaşkın gözlerimizi onun üstüne çevirmişken, onun tek yaptığı eriştesini yemeye devam etmek ve bize bakmamaktı. İlk tepki ise Jimin'den gelmişti.
"Vay canına, bölüm ikincisi olduğun için buna şaşırmamam gerekti hyung ama gerçekten tam bir psikolog gibi konuştun az önce. Sanırım tüylerim diken diken oldu."
Jimin tüyleri gerçekten diken diken olmuş gibi titreyip kollarını kendine sararak ısınmak istiyor gibi okşarken, Jungkook ve Hoseok tepkisine katıla katıla gülüyorlardı. Ben ise sadece düşünceli bir ruh haline bürünmüştüm. Biraz düşününce, Yoongi'nin dedikleri çok mantıklıydı aslında. Ben bunu nasıl düşünememiştim? Konu Taehyung olunca resmen beynim çalışmayı bırakıyordu ve düzgün düşünemez hale geliyordum.
Sesli iç çekişimle birlikte kendine gelen Jungkook ise hüzünlü bir ifadeyle bana bakmışken hemen yanımda olan koltukta olmasının avantajıyla elini koluma koymuştu ve elini koyduğu yeri hafif sıkıp bana yanımda olduğunu belli eden bir ifadeyle bakmıştı.
"Hyung, biliyorsun büyük ihtimalle bu dünyada Taehyung'ı en sevmeyen kişi falandım çünkü her şeyin ona altın kaşıkla sunulduğunu ve onun yanında bize adil davranılmadığını düşünüyordum. Ama eğer bu anlattıkların gerçekse ve bir şey yapmamız gerekiyorsa, bence yapmalıyız. Yani, o kadar para, ün ve şöhrete rağmen kim aldatıldığı ve dövüldüğü bir ilişkinin içinde mutlu olur ki? Bence Taehyung da mutlu olduğunu sanıyordur ama gerçekte hiç öyle olduğunu sanmıyorum."
Jungkook son cümlesini düşünceli bir ruh haline bürünerek kurmuştu. Yine yapıyordu bunu, bir anda ciddileşmişti ve olgun moduna bürünmüştü. Belli ki hikayesini duyduğunda o da Taehyung için endişelenmişti. Her ne kadar başta Taehyung'ı sevmemiş olsa da, Jungkook yumuşak kalpli biriydi ve kimsenin kötülüğünü istemezdi. Onun bu yönünü ve altın gibi kalbini hep sevmiştim. Ben de ona gülümsedim ve kolumdaki elini tutup rahatlatırcasına pat patladım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
toxic / taejin
Fanfictionjin, okul dışında cebine beş kuruş girsin diye arkadaşıyla birlikte gittiği modellik ajansında gördüğü soğuk görünümlü çocuğun sessizliğinin altında aslında yardım çığlıkları olduğunu bilmiyordu, öğrendiğinde bu çocuğa yardım edebilecek miydi? yoksa...