Her zaman gittiğim cafede çayımı yudumluyordum,tıpkı o yanımdayken hissettiğim sıcaklık gibi çayım ısıtıyordu ellerimi.Bedenimi boşlukta gibi hissetmem dışında her şey normaldi.Arkadan gelen bir sesle irkildim.İnsanların bana "ne duruyorsun,uzaklaşsana" bakışları eşliğinde tüylerim ürperdi.Hırkamı giydim,tam kalkıyordum ki o sesi duydum
"beni gerçekten tanımıyor musun"
Yıllardır aradıgım deniz gözlü adamı karşımda görebileceğimi düşünmeden dönmüştüm arkamı ya da belki bir silahla öldürülüp son dönüşüm olacağını bilemeden.
Bakışlarında eski sıcaklığını bulabildigim bu insanın kim oldugunu sorgulayıp durdum,zamanın geçişini o an duruşu olarak adlandırdığım saniyelerde.
Sözcükleri dudaklarından tekrar döküldü.."beni gerçekten tanımıyor musun?"
Denize kıyısı olmayan bi şehrin en ücra köşesinde çayımın boğazımdan, denizden geçip giden bir tekne misali geçişiyle tekrar kendime geldim.Gerçekten kimdi bu adam?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gizli Cennet
PoetryO'nu kurtarmıştım,nereden olduğunu bilmiyorum ama onu başkalarına muhtaç olmaktan kurtarıp kendi dünyasına muhtaç bıraktığım için üzdündüm,tek bildiğim şey bu. karanlık bi odada bir başına kendi adasında,başkalarının zihinlerine köprü kurmak zorunda...