Kimler başarılı olmak istiyor? Katılımcıların % 99'u "ben" anlamında elini kaldırıyormuş. Ardından ikinci soru geliyor; "Peki sizce insanların yüzde kaçı başarılı, mutlu ve yaşadığı hayattan memnun?" Yüzde kaçınız hayal ettiğiniz hayatı yaşıyorsunuz? O, %99 olan parmaklar % 5 ile %10 oranına kadar düşüyormuş.
Aslında sonuç gerçekten tuhaf... Sosyal başarı, maraton yarışına benzer. Yolun başında 100 kişinin 99'u kazanmak ister yarışın sonuna 10 kişi kalır. Peki, kaybeden kısım nereye takılıyor? Dünyada daha çok başarılı insana yer ve talep varken, neden bu kadar az "başarılı" insan var?
Hayatta başarılı olmak istiyor muyuz? Evet!
Başarılı olmak için neler yapmanız gerektiğini biliyor muyuz? Evet!
Bunları niçin yapmamız gerektiğini biliyor muyuz? Evet!
Yapmamakla neler kaybedeceğimizi biliyor muyuz? Evet!
Eğer istersek nasıl yapabileceğimizi biliyor muyuz? Evet!
Yaparsak neler neler kazanacağımızı biliyor muyuz? Evet!
O halde bizi durduran ne ?!!!
Dışardan kimse ellerimize kelepçe takıp durdurmadığına göre, bizi durduran şeye sadece "atalet" denir... Ataletin kelime anlamı eylemsizlik halidir. Bir insan bir işi yapması gerektiğini biliyor, niçin yapması gerektiğini biliyor, isterse nasıl yapabileceğini biliyor, yapmazsa ne kaybedeceğini biliyor, yaparsa ne kazanacağını biliyor ama yine de yapmıyorsa, o kişi atalet halinde yaşıyor demektir.
Atalet; insanların yapabilecekleri ve yapmaları gereken bir şeyi yapmamalarına deniyor. İnsanlar yapabileceklerini bildikleri bir şeye inançlarını neden yitiriyorlar ki?
Bu durum pire deneyi hikâyesi ile anlatılabilir. ( Cam Tavan Sendromu)
Aslında pire deneyi kişisel gelişim kitaplarında sıklıkla yer alan klişe örneklerden birdir. Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar ve metal zemini ısıtırlar. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışır ama kafalarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zeminde sıcak olduğu için tekrar zıplarlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 cm den fazla zıpla(ya)mamaya başlarlar. Artık hepsinin 30 cm zıpladığını görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte,30 cm zıplar! Üzerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarını cama vur vura öğrendikleri bu sınırlayıcı 'hayat dersi'ne sadık halde yaşarlar. İsteseler kaçma imkânları vardır ama kaçmazlar."Çünkü engel artık zihinlerindedir." Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini gösterir. Buna cam tavan sendromu denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Hepimizin bir cam tavanı vardır. Cam tavanımız, yükseklere tırmanmaya çalışırken karşılaştığımız engeller, 'acı tecrübeler' ve başarısızlıklardan öğrendiğimiz, bize neyi yapamayacağımızı gösteren tavan limitlerimizdir. Bu tavan limitlerimizi öğrenirken ne kadar acı çekmişsek, o limitlere o kadar sadık yaşarız.
Ne ilginçtir ki, pirelerin ilk başta kaçabileceklerine inançları vardı ama imkânları yoktu. Sonra imkânları oldu ama bu defada kaçabileceklerine inanmıyorlardı. Hayatta da böyle değil midir? Yirmili yaşlarda hayallerimiz vardır imkânlarımız yoktur, kırklı yaşlarda maddi imkânlara kavuşuruz ama maalesef hayallerimizi unuturuz. Gençken iç engellerimizi aşar, dış engellere takılırız, zamanla dış engeller ortadan kalkar, bu defa iç engellerimize takılırız. Özetle denilebilir ki başarısız başarı denemelerimiz hayal gücümüzü hadım ediyor. Bunu iş fırsatı sunduğum insanlara hayalleriniz kısmında takılıp kalışımdan çok daha iyi anlıyorum. Artık birçok insanın hayali yok varsa da gerçekleşeceğine dair ümidi yok, ümidi varsa da bunun için çaba sarf etmeye isteği yok... Yani atalet... Bu kısır döngünün tek sebebi sadece atalet...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
herşey seninle başlar
Ciencia FicciónÇaresizlik ögrenilmistir. Basarili olmak da ögrenilebilir.Sende sandigindan daha fazlasi var! Gelebilecegin en iyi yerde degilsin.Yeni bir hayat için gereken yeni bir akildir.Dogru seyi yapmak icin yanlis zaman yoktur.Rüzgari suçlamayi birak yelkenl...