three

6.4K 469 545
                                        

Şu bölümler sıfır yorum olmasın artık.

Minho o panikle kendini direkt yatağa attığı için üzerini çıkarmayı unutmuştu. Üzerindeki kıyafetlerle uyuyakalmıştı ve başında dikilen Chan sakin olmak adına nefes alıp veriyordu.

''Uyan artık.''

Minho duyduğu sesle gözlerini araladı. Chan dümdüz bir ifadeyle bakıyordu. Üzerinde beyaz gömlek altında ise gri bir kumaş pantolon vardı. Saçlarını geriye doğru taramıştı.

Minho ilk etapta ne olduğunu kavrayamadı. Neredeydi? En son ne olmuştu?

''Seni uyandırmak için farklı yöntemler denemem gerekecek.''

Chan'ın sesini yeniden duyduğunda artık iyice uyanmıştı. Kendisine sert bir ifadeyle bakan adama dikti gözlerini.

''Sana kıyafetlerini çıkarmanı söylemiştim. Neden dediğimi yapmadın?''

''Ben... Benim tamamen aklımdan çıkmış.''

''Sana söylediğim son cümle kıyafetlerini çıkarıp yatağa girmendi. Nasıl aklından çıkabiliyor?'' Son cümlede Chan'ın sesi iyice yükselmişti.

Minho onun bu kadar sakin görüntüsünün altından bunun çıkacağını hiç beklemiyordu. Ayrıca bunu neden bu kadar takmıştı? Kıyafetiyle uyumuşsa ne olmuş yani?

''Özür dilerim.'' Fısıldadı.

''Dün gece ben gittikten sonra odadan dışarı çıktın mı?''

Minho bembeyaz olmuştu adeta. Gözleri korkuyla açılırken yutkundu.

''Hayır çıkmadım.''

''Yalan söylemiyorsun değil mi? Gözlerime bak.''

Minho korkak bakan gözlerini Chan'ınkilere dikti. Başını salladı ama deli gibi tedirgindi.

''Kırılan vazodan haberin yoktur o zaman.''

''Vazo mu kırılmış?'' Minho şaşkın bir ses tonuyla konuştu.

Chan Minho'nun yüzüne iyice yaklaştı ve tek eliyle çocuğun yüzünü tuttu. Minho korkuyordu. Kendisini nasıl bir belanın içine sokmuştu böyle?

''Evet vazo kırılmış ve kim kırdı biliyor musun?''

Minho başını hızlıca iki yana salladı.

''Efendisinin sözünü dinlemeyen yaramaz bir oğlan çocuğu...''

''B-ben banyoya gitmek üzereydim sonra birden elim çarptı.'' Minho aceleyle kekeleyerek bir şeyler söyledi.

''Sana banyoya gidebilirsin dedim mi?''

''Hayır ama-''

''Demediysem bitti! Seni buraya getireli yirmi dört saat bile olmadı ama sen çok kez sözümden çıktın ve üstüne üstlük bana yalan söyledin!''

Minho dudaklarını birbirine bastırdı. Şimdi ne olacaktı? Bu herif kendisine ne yapacaktı?

''Bir kez, bir kez daha sözlerime aykırı hareket edersen sabrım taşacak Minho ve sabrım taştığında hoş birisi olmam. Anlıyor musun?''

''Evet anlıyorum.'' Başını salladı.

''Evet anlıyorum?''

''E-evet anlıyorum babacığım.''

Chan gülümsedi ve Minho'nun küçücük güzel yüzünü okşadı. İri gözleri, belirgin elmacık kemikleri ve ince dudaklarıyla çok güzeldi.

Kapı tıklatıldığında Chan gelen kişinin içeri girmesini söyledi. Changbin elinde tuttuğu karton poşeti getirdi.

baby one more time | minchanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin