"Abla, ben niye arkadaşlarımın yanına gidemiyorum?"
Derin bir iç çektim. Can yine başlamıştı.
"Maalesef tatlım, durumumuzu toparlayıncaya kadar böyle"
"Abla, Annemle Babam bizi nereden izliyorlar?"
Sustum... Gözlerim yine parçalı bulutlu bir hale gelmişti. Bu durumdan nefret ediyordum. O kadar zordu ki. Annemle Babam, 2 ay önce bizi bu acımasız Dünyanın, acımasız insanlarıyla bırakıp gitmişlerdi. Yalnız olsaydım korkmazdım, kaybeddcek bir seyimde kalmazdı belki ama Annemle Babam giderken, küçücük masum bir Can bıraktılar elime.
Giderken, her şeyi alıp gittiler. Babamın işleri zaten yolundan sapmıştı, onlar gittikten sonra her şey gitti. Elimde, Babamdan kalan borçlar ve Can'ım kalmıştı.
Onlarla birlikte bizim hayatımızda gitmişti. Hayatı harabe olmuş ve o harabenin içinde kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan insanlardık.
Oturduğumuz Ev, yaşadığımız hayat... Her şey değişmişti, benimle birlikte.
2 Ay içerisinde sadece Can'a sarıldım. Yardımsever Amcam, elimizdeki her şeyle, Babamın borçlarını kapatmış ve bize küçük bir de ev tutmuş, bir dahada yüzümüze bakmamıştı.
Kolumun altındaki Can'a daha sıkı sarıldım, saçına bir öpücük kondurup tebessüm ettim."Onlara açılan büyük bir kapı var Can, bizi oradan izliyorlar."
"O kapıyı biz göremeyiz, kimse göremez"Can gözlerini açmış bütün dikkatiyle beni dinlerken, sesimi ne kadar olabilirse neşeli bir hale çevirmeye çalıştım.
"Mesela, senin mulu olduğunu görürlerse, onlarda mutlu olurlar"
"Onları mutlu etmek ister misin Can?""Hıı hıı" dedi kafasını sallayarak.
"O zaman.." dedim gülerek ellerimle dudaklarını gülümsemeye zorlarken,
"Bu güzel yüzün hep gülmeli" dedim bende gülerek.
Birden gülmeye, hatta sırıtmaya başlamıştı. Sanırım haklıydım, Can gülünce ben bile mutlu oluyordum.
"Doydun mu Can?"
"Evet abla" dedi tabağını iterek.
"Yumurtanı bitirmemişsin"
"İstemiyorum"
"Peki, bugün Pelin ablan gelecek desem?"
"Oleyy" " Sahi mi?"
"Sahi ya" dedim gülerek.
"Ama uslu dur, ben bir kaç saat yokum tamam mı?"
"Niye ki?"
"İş bakacağım eğer iş bulursam, belki sen de kreş'e gidebilirsin. O yüzden benim için dua et." dedim kucağıma alıp, burnundan öperek.
"Yaşasın! Canım ablam benim" "Söz uslu durucam bir de dua edicem, söz"
Daha yeni yeni konuşması şekillendiği için kelimeleri yuvarlıyordu. Onun bu haline bayılıyordum... Anında heyecanlanması, büyül tepkileri... Allah'a bir kez daha şükrettim. İyi ki Can da gitmemiş benden...
"Yaa abla ya, Pelin gelicek diyorsun dur bir bırak da saçımı yapıyım"
"Ahaha yerim senin saçını" "Tamam hadi git bakalım" kucağımdan indirip poposuna vurduktan sonra koşarak odasına gitti.
Hazırda kalan paranın bir kısmı bitmişti ve çalışmam lazımdı tabi ki okulu unutmadan. Gittiğim kolejin ücretini Babam sene başından ödemişti, zaten son sınıftım ve bir ay sonra okullar kapanacaktı. Bu bir ay içinde hem Okulu hem de işi idare etmek zorundaydım.
"Oleyy Pelin geldi" Can kapıya doğru koşarak bağırmaya başladı.
"Yavaş ol Can, düsüceksin"
Can kapıyı açtı ve heyecanla Pelin'in üstüne atladı.
"Peliiinn"
Pelin de aynı şekilde karşılık verdi.
"Cann"
Sonunda kapıyı kapatıp içeri geçtiklerinde, Peline sıkıca sarıldım.
"Hoşgeldin"
"Hoşbuldum bebeğim,ee sen çıkmıyor musun?"
"Yok çıkacağım şimdi"
"Cancım, hadi sen çizgi film aç ben geliyorum dedi Pelin Can'a gülerek.
" Tamam Pelincim, bekliyorum" koşarak Televizyona doğru koştu.
Ah bu Can beni öldürecek.
Odaya geçtiğimizde, dolabıma yönelip kıyafetlerimi karıştırıyorken
"Ya nerden çıktı bu iş?" "Hem Lys de yaklaştı."
"Anlamıyorsun Pelin, ne yapayım?"
"Hem zaten bu sene sınavı falan düşünmüyorum, şu an Can önemli benim için.""Bak Beste, eğer istersen-"
"Sakın Pelin. Bunu daha önceden de konuşmuştuk"
"Yardıma ihtiyacım yok. Seninle ya da başka bir şeyle ilgili değil." dedim gülümseyerek."Neyse bugün Can'ın yanında dursan iyi olur. Zeynep Teyzeye ayıp olmasın. Kadın her gün Can'a bakıyor üstelik ücret de istemiyor"
"Tamam, sen dert etme"
Dizlerimin bir karış üstündeki kot eteğimi elime alırken, üstüme de pembe-beyaz bir tişört çıkardım. Sarı, uzun saçlarımı tarayıp bıraktım.
Hazırlandıktan sonra salona geçtim. Pelinle Can çizgi film izliyorlardı.
"Ben çıktım millet" dedim elimle öpücük gönderirken.
"Bana şans dileyin" diye bağırıp beyaz konverslerimi ayağıma geçirdim.
Bu gittiğim dördüncü kafeydi. Allah aşkına, alt tarafı garson alıyorsunuz nedir yani? Sonunda bir "Eleman Aranıyor" yazısını gördükten sonra bir iç çektim. Dua ederek içeri girdim.
İçerisi gayet, temiz ve ferahtı."Peki daha önce bir tecruben oldu mu?"
İste en can alıcı soruya geldik. Eğer hayır dersem, kesinlikle buradan elim boş ayrılacaktım. Hadi ama ben becerikliyimdir, ufak bir yalandan zarar gelmez diyerek konuşmaya başladım.
"Ah tabiki" yalancı gülümsememi yerlestirdim yüzüme.
"Güzel, bir deneyelim o zaman" "Pazartesi başlayabilirsin, dediğin gibi saat dörtten On'a kadar. Okul'un bitince, saatlerde oynama yaparız"
"Ücrete gelince, burada asgari ücret net 1.100 TL dir.""Peki, tekrar saolun" "Merak etmeyin bu işte çok iyiyimdir"
Adam görecegiz bakalım der gibi bir bakış attıktan sonra aldırmadan çıktım.
İşte şimdi keyfim yerine gelmişti. Bunu kutlamak adına, güzel bir çikolatalı Pasta aldım. Can çok sevinecekti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İçinde Aşk Saklı
RomanceTutunacak dalları tek tek kırılmış biriyim ben. Sonunda bir hiçlikle kalmış, gerçeklerden kaçarak kurtulan zavallı biriyim. Görmek, Bilmek ve Duymak istedikleriyle yaşayan biriyim. Ben aslında kimseyim, ben aslında herkesim. O ise benim aksim. Kaçtı...