2. Bölüm: Yeni Başlangıçlar

44 13 3
                                    

Çoğu insanların esareti altında kaldıkları şeyleri kaldıramaz ve çabuk yıkılır. En nihayetinde herkes özgürlük ister. Peki özgürlük istemeyen biri var mıdır? Ben istemiyordum işte...

🖤🗡️

"Bazen gerçekten de çok gıcık oluyorsun Alina!" dedi Sofia öfkeyle önümden yürürken.

"Bazı şeyler elimde olmayabiliyor Sofia." Kolunu tutup kendime çevirdim, "Özür dilerim."

Aren'in dedikleri o kadar kafama takılmıştı ki konsere gitmemeye karar vermiştim. Hem daha yetiştirmem gereken bir tez vardı.

"Özür dileme Alina, yapma bunu. Bu beni kaçıncı ekişin haberin var mı?" Yoktu. Onu son zamanlarda o kadar fazla ekmiştim, kendimi eve kapatmıştım ki...

Dolan gözlerinden gözlerimi kaçırıp gökyüzüne baktım. Güneş vardı ama hava buz gibiydi. Sert esen rüzgarın serinliğini bir kez daha tenimde hissettiğimde hâlâ Sofia'nın kolunda olan elim eline indi.

Derin bir nefes alıp, "Tamam, gidelim." dedim. Aptal bir adamın söyledikleri umrumda bile değildi. Sadece konsere gideceğiz ve eğleneceğiz.

Konsere hazırlanacağımız için ikimizde evlerimize doğru yol aldık. Üstümdeki sweatshirtü tek hamlede üstümden çıkarttığımda yere bir kağıt düştüğünü farkettim. Kağıdı elime alıp okumaya başladım.

İçinde damla damla biriken korku,

Esir alıyor ruhunu, biliyorum.

Ama korkma zarar gelmez benden.

Yalan Söyledim.

Kimden ne zarar geleceğini bilemezsin.

Uyanık ol!

Yanlızlığın esareti altındasın artık.

Düşünmek için bolca vaktin var.

Düşün...

Ellerimin titremeye başladığını hissettim. Ya biri benimle çok pis alay ediyordu ya da gerçekten bu işte bir iş vardı. Yazı türkçe yazılmıştı ve aslında bugün olanlardan sonra kimin yazdığı açıkça ortadaydı. Sabah ona çarptığım zaman kapşonuma ya da cebime rahatlıkla bunu kolabilecek pozisyondaydı. Peki ya neden? Aren neden alelen tehdit etsin ki beni? Biletleri ona vermemi bekliyorsa daha çok beklerdi! Kağıdı masanın üzerine fırlatırcasına bırakıp önemsememeye karar verdim.

Oversize model sweatshirtlerimin içinden koyu gri olanı seçip üstüme geçirdim. Ardından ağır haraketlerle üstümdeki gri eşortmanı çıkartıp oldukça kalın siyah bir eşortman giyindim.

Geceleri sabaha göre çok daha soğuk oluyordu ama biz bunu umursamaksızın konsere gidip deli gibi eğlenmeyi düşünüyorduk. Gerçi hâlâ gitmemek için zamanım vardı ama bu Aren'e ve onun aptal tehditlerine uyacağım anlamına geldiği için bu düşünceyi hemen kafamdan sildim.

Çantama ufak atıştırmalıklar atıp hızlıca evden çıktım. Acele etmezsek en arka sıralara kalabilirdik bu yüzden zaman kaybı olmasın diye Sofia'yla buluşmadan ikimizde direkt oraya geçecektik. Bisiklete atladığım gibi son hız sürmeye başladım.

15 dakika içerisinde konser alanına varmıştım fakat Sofia ortalıklarda gözükmüyordu. Biletimi okutup içeri girdiğimde ise çok kişinin olmaması beni mutlu etmişti. Boş bir köşeye geçip çantamdaki telefonumu çıkartıp Sofia'yı aradım. Uzun uzun çaldı fakat cevap veren olmadı. Tekrar aradığımda ise bu sefer telefonu komple kapalıydı. Onu ekiyorum diye neredeyse oturup ağlayacak olan o fakat telefonunu açmayan da o! Sıkıntılı bir nefes verip gözlerimi gökyüzüne diktim. Güneş batmaya yüz tutmuştu. Derin derin havayı içime çekerken bir ürperti hissettim. Gözlerimi gökyüzünden indirip etrafta dolaştırdığım sırada bana bakan genç ve pek de İtalyan'lara benzemeyen sarışın bir çocukla göz göze geldim. Gözlerini benden hemen kaçırmıştı ve arkasını dönüp yürümeye başladı.

Yanlızlığın EsaretiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin