Yorum yapmayı unutmayın 🌸 🫶
- Jin beni rahat bırak artık - Esmer olan gülümseyerek söylendi. - Ama dur nam kız arkadaşını terk etti mi? - Kocaman kafede boş bir yer bulmaya çalışırken merakla sordu. - Bekle aptal, güneşe yakın oturmam lazım
- KIRMIZIYA DÖNECEKSİN," diye bağırdı jin hattın diğer ucundan.
- Neredeyse sağır oluyordum, piç. - Elindeki kahveyi bırakıp, jinin az önce bağırdığı kulağını kontrol etti . - Oh, iyiyim sanırım.
Jin, her konuştuklarında o geceyi sorardı. Arkadaşının o geceyi tamamen atlatmış olduğunu bilmek hoşuna giderdi.
- Uzun aylar boyunca gece geç saatlerde ya da sabahın erken saatlerinde gelen her çağrıya cevap verdim. Hatta açık olmadığı halde telefonumun çaldığını bile duydum. Çok kötü zamanlardı. - Arkadaşının ne söylediğini dinlemek için durdu. - Bazen sesini duyuyorum ama sanırım bu da travmanın bir parçası. Onu her gün özlüyorum. Sanki yıllardır onunla yaşıyormuşum gibi geliyor. - Arkadaşının üzülmesin diye saçma sapan bir şey söylediğini duyunca güldü. - Siktir, öyle söyleme. - O kadar yüksek sesle güldü ki kahkahası bulaşıcı bir şekilde herkesin merakını uyandırdı.
Jin'le görüşmesini de bitirdiğinde Jungkook buzlu kahvesini yudumlayip rahatladı.
Güneş tenine dokunurken gözlerini kapatıp başını kaldırdı ve güneşin yüzünü hafifçe yaktığını hissetmeye çalıştı.
Ancak bir gölge önünde durdu ve kısa süre sonra yüzünü ısıtan güneşin olmamasının rahatsızlığını hissetti.
- Ne yapıyorsun?
- Seksen yıl sonra bile olsa sesini hep tanırım. - Tatlı bir ses Jungkook'un merakını uyandırdı ve kim olduğunu görmek için hemen gözlerini açtı.
- Merhaba... Jungkook? - Karşısındaki çocuk gülümseyerek konuştu.
- Jimin? - Jungkookun gözleri hızla genişledi
- Evet. - Artık tamamen siyah olan saçlarını kulağının arkasına sıkıştırarak gülümsedi.
- Ama nasıl..
- Sanırım kader bizi gerçekten bir araya getirmek istiyor. - Aptalca gülümseyerek yere baktı.
Jungkook o kadar hızlı ayağa kalktı ki neredeyse önündeki masayı devirecekti. Önündeki kısa boylu esmere titreyerek sarılırken bunun gerçek olmasını istiyordu. - Burada olmadığını biliyorum ama rüzgârı kucaklıyor olsam bile sana sıkıca sarılıcam.
- Jungkook, nefes alamıyorum. - Jimin Jungkookun kollarından kurtulmaya çalışarak söylendi.
- Oh, Jimin. Lütfen beni affet, seni hayal kırıklığına uğrattım.
- Bi dur Jungkook ben buradayım.
- Kafamdaki hayalin bile senin gibi çok buyurgan ve otoriter.
- Jungkook! - Jimin Jungkook'un kolunu cimirerek bağırdı. Jungkook hissettiği acıyla hemen bıraktı ve şaşkınlıkla ona baktı.
- Ne yapıyorsun? Bunu önceden hiç yapmamıştın...
- Sen neyden bahsediyorsun? - Jimin hayretle gözlerini açtı. - Jungkook, gerçekten buradayım. İçinde hap olan kahve mi içtin?
Jungkook anlamıyordu. Jimin'in orada olmadığını biliyordu. Kaç kez hayali bir Jimin'le konuşmuş, kaç kez orada bile olmayan birine sarılarak ağlamıştı.
Elini genç adamın yüzüne götürdü ve yuvarlak yanaklarını sıktı. Jimin'in bundan nefret ettiği için yüzünü buruşturmasını bekliyordu ama yapmadı. Jungkoou birkaç kez gözlerini kırpıştırdı ve paniklememeye çalıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Last Call ~ Jikook
FanfictionGüzel bir sabahın erken saatlerinde Jungkook bilinmeyen bir numaradan gelen çağrıya cevap verdi. Zavallı Jungkook, bu düşüncesiz hareketin hayatını tamamen değiştireceğini çok az biliyordu. autor original :@idebsten obrigada ♥️
