-3-

118 22 2
                                        


Yapma, diye geçirdim içimden. Beni bir defa daha tek bırakma!

Bir arabanın ön koltuğundaydım. Olduğum yere sıkıca sabitlenmiştim. Hiçbir şekilde hareket edemiyordum. Usulca sola döndüm. Abim yanımdaydı, bana sıcak gülüşlerinden birini bahşediyordu. Önüme dönünce bir ışığın bize doğru artarak geldiğini fark ettim. Ardından acı bir fren sesi.

Olduğum yerde çığlık atarak kalkarken her yerimin ıslandığını fark ettim. İlk başta, altıma mı kaçırdım acaba, diye geçirdim içimden.  Ama sonrasında bana karşı kahkahalarla gülen iki kişi bulunca yanlış düşündüğüme kanaat getirdim.

Selin gülmesini bitirdiğinde Rüzgarla göz göze geldi ve bana dönüp piknik veya benzeri bir yere gideceğimizi açıklamaya çalıştı. İlk başlarda pek dikkate almamıştım çünkü sinirden elim ayağım titriyordu.

"Ağzınla laf yapacağına git üstünü giyin herkes giyindi seni bekliyor " dediğinde ciddi olduğunu net  bir biçimde anlamıştım.

"Hemen odadan çıkmazsanız polise beni taciz etmeye kalktılar diye adınızı veririm " diye saçma bir tehdit savurunca Rüzgar ve Selin göz göze gelip yine kahkaha attılar.

Ardından da Selin "Kıyafetlerini çoktan seçtik hadi giyin sen "dedi ve odanın kapısına yöneldiler.

Ölümcül bakışlarımdan birini dakikasında Rüzgar'a fırlatınca ellerini havaya kaldırıp "Ben suçsuzum Selin zorla seçtirdi ben de en güzellerini seçmeye ve görevimi yerine getirmeye çalıştım. " dedi sırıtarak.  Yani açıkça dolabımı karıştırmıştı.

Onun için kafamda çeşitli katliam planları yaparken sonunda odadan çıktılar. Rüzgarın seçtiklerine baktığımda, çok fazla şaşırdım. Bir erkeğin seçimlerinin böylesine hoş olması inanılmaz bir şeydi. Her ne kadar kendimi kızgın hissetmeye zorlasam da ona içten içe büyük bir minnet duyuyordum çünkü beni kıyafet seçme yükünden kurtarmıştı.

Kıyafetlerimi giydim, hafif bir makyaj yaptım ve çıktım. Tam Selinlerin yanına gidiyordum ki çok tatlı, sevimli bir yüzü olan kız beni durdurdu. "Merhaba sen Burçak olmalısın, ben de Duygu,dün tanışamadık tam. bu da ikizim Devrim . Sakın siz nasıl ikizsiniz deme çift yumurta ikizleriyiz. Ben olmamayı dilerdim ama yedi yaşımdan sonra kabullendim yavaş yavaş. Neyse tanıştığıma çok mutlu oldum. Çok iyi arkadaş olacağımıza inanıyorum'' dedi. Tam oradan göz ucuyla Selinlere bakmıştım ki, Rüzgar'ın  bizi öldürecek gibi baktığını gördüm. "Ben de çok memnun oldum, bence de iyi arkadaşlar olabiliriz" dedim ben de ikizlere. Devrim elime kibar bir öpücük kondurup, "Her zaman sizin gibi güzel arkadaşlara sahip olamıyorum." dedi. Tam o sırada Rüzgar beni itip, "O da her zaman senin gibi sapık domuzlarla arkadaş olmuyor." deyince çocuk bana "Sen benim zevzek  kuzenimle de daha önceden tanıştın galiba." deyip Rüzgara göz kırptı. O da "Gurursuz piç." deyip yanımızdan ayrıldı.

Ben de "Cidden kuzen misiniz ya onun gibi bir dengesizle siz? Yani domatesle çilek gibisiniz ne alaka?" dedim ve kahkaha atmaya başladılar. Uzatmamak adına "Neyse sonra görüşürüz." deyip yanlarından ayrıldım.
Otobüse binerken tam Selin'in yanına geçiyordum ki Duygu benden önce davranıp Selin'in kulağına bir şey dedi, o da gülüp duyguyu yanına aldı, beni de arkalarına attılar
Rüzgar tam yanıma gelirken Devrim ani bir hareketle yanıma geçti. Devrim Rüzgar'a bakıp pis pis sırıtırken, Rüzgar'ın da sinirli bir şekilde yumruğunu sıktığını gördüm. Alnının yanından damarları belirmişti. Bunların amacı neydi?

2 saat sonra kamp alanında...

" şu çin malı çadırın yapıldığı fabrikadaki işçiler de dahil herkesin yedi sülalesini dava edeceğim" dedi Rüzgar olduğunu tahmin ettiğim bir ses, ben de hazır çadırımı kurmuşken "yardım edeyim mi , hem kendiminkini hızlıca yaptım seninkini de yaparız" dedim. Gıcıklık olsun diye dediğim belliydi ama, tabii ki de hayır diyemeyecekti. O da zaten "hayır dersem daha çok sövüp daha çok günaha girerim, o yüzden evet lütfen" dedi. Tam çadırın iç iskeletini kurarken bileğim yan döndü ve tam düşerken Rüzgar'a tutunup üstüne düşmektense çadıra tutunmayı tercih ettim. Keşke etmeseydim çünkü çadır tutunduğum saniye çöktü ve kumaşı yırtıldı. Tam o saniye Rüzgar " vay birileri gece çadırını biriyle paylaşmak zorunda kalacak anlaşılan," dedi. Terbiyesiz bir cevap vermek için ağzımı açtığımda da, "biraz zor paylaşamazsın, çadırımı yırttın ve bunu dışarıdaki kamp müdürü denen herife söylersem ceza yersin o yüzden çeneni kapa" dedi. Ona kendimi rahatça ifade edebileceğim bir el hareketi çekip çadırdan çıktığım gibi Devrim'in yanına gittim, "şey sizde yedek çadır var mı acaba çünkü ben Rüzgar'ın çadırını yanlışlıkla yırttım ve bir çadır bulamazsak gece birlikte kalacağız lütfen bokunu yiyeyim çadır bul devrim" diye konuşmaya başladım. O da "yanlışlıkla mı yırttın" dedi kahkaha atarak. Ben de sonra tam bozulup gidiyordum ki, "Selin'den arkadaşça ufak bir öpücük alırsam neden olmasın" dedi. Ben de bugün hayatımda ilk kez üst üste ikinci defa ses çıkaran türden bir nah çekip dışarı çıktım. Selin'in çadırında yatamazdım çünkü benim için rahatını hayatta bölmezdi o yüzden kaderime razı olmayı seçtim.

Gece

"ya bir çeksene şu bacağını yayıldın çadıra uyuyamıyorum"
"Kes be çadır benim değil mi hem ayrıca gayet geniş git diğer uca orada yat diyorum sen kabul etmiyorsun"
"O zaman ben kamp sorumlusuna gidip diyorum ki gece benle kalmak için çadırımı yırttı "  ve ayaklandı.

 Asıl işin rezil olduğum tarafı ise, ben o çıkacakken ayağa kalkıp onu tutacaktım ki dengemi kaybedip tam olarak onun üstüne düştüm, bitmedi bir de o beni tutacakken dengesini kaybetti benim üzerime yere düştü. sonrasında  garip bir gülüş atarak atarak" böyle daha rahat ha " deyince sinirlenip kasıklarına tekme attım. cevabını vermek için alaylı bir sesle"böyle daha iyi ha" deyip Duygu'nun yanına gittim. Ama orada da Devrimle birlikte kaldıkları için Duyguyu sessizce uyandırıp olanları anlattım. En son onunla birlikte "Devriimciim" diye seslenip onu ikna ettik ve onu benim çadırıma gönderdim ama uykulu olduğu için galiba Rüzgar'ın orada olduğunu unutmuştu.

Devrim'den
"Geldin mi burçak hanım" 

bir erkek sesiyle irkilip "ne biçim şeyler oluyor burada" deyince Rüzgar olduğunu anladığım mal bağırarak "ne yapıyorsun olum sen burada " dedi. 

Ben de "bu akşam kuzenler partisi yapacağız anlaşılan" dedim ve sırıtarak yanına kıvrıldım.

Gece 04.05 civarında bilinçsiz bir şekilde kendimi kavga ederken buldum.
"Devrim o ayağını ters çevirir götüne sokarım senin" dedi Rüzgar yanlış hatırlamıyorsam.
"Kes ve uyu, akıl sağlığım için bunu yapman lazım" diye sakin bir tonda cevap verdim
"Sana mı soracağım olum kaşınıyorsun bak" diye sert çıkınca sinirlenip daha sakin ve sinirli olduğumu belli etmeyen bir tınıyla  "daha 3 gündür tanıdığı kıza aşık olan çocuk söyledi bunu" dedikten sonra "Ona aşık değilim!" diye bağırdı. 

"bir yerlerim de öyle diyordu zaten" 

aynı anda oflayıp birbirimize sırtımızı döndük ve uyumaya devam ettik.

Sabah,

"Hadi çocuklar paintball oynayacağız takımları oluşturun"dedi gözetmen 

"Herkes dörder kişilik takım olacak 4 takım halinde oynayacağız oyun çok değişik olacak her 2 takım arasında müttefik olacak ama müttefik olan takımlar sona kalırsa birbirlerini öldürmeye çalışacak ,toplarla"diye de devam etti.

"Takımlarınızı ben belirleyeceğim her takımda 2 kız 2 erkek olacak ama takımlar oyun esnasında 2 gruba ayrılacak 1 kız 1 erkek olacak şekilde ayrılacaksınız."
"Takımlar, a takımında burçak duygu rüzgar ve ali, b takımında selin dilay devrim ve selim, c de duru nevin dağhan ege d de ise kayra doruk  ece  ve deren olacak. O zaman geleneksel 1. Paintball turnuvası başlasın"

Kamp Aşkım (Düzenleniyor)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin