İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

23

8.7K 526 518
                                        


Love me again

Han nehrine gitmeden önce yarım saate yakın aynanın karşısında oyalanmıştım. Saçımı düzeltip geri bozuyor, üzerimdeki ceketin yakasını durmadan çekiştiriyordum.

Kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum ama ne yaparsam yapayım içimdeki huzursuzluk geçmiyordu. Telefona baktığımda buluşma saatimize yirmi dakika kaldığını görünce daha fazla oyalanamayacağımı anlayıp derin bir nefes aldım.

Ceketimi omuzlarıma geçirip evden çıktım, ilk gördüğüm taksiye binerek Han nehrinin adını söyledim.

Yol boyunca camdan dışarıyı izledim ama aslında hiçbir şey görmüyordum. Aklım tamamen başka yerdeydi. İki aydır konuştuğum o insanı düşünüyordum.

Belki ilk defa uzun zaman sonra birine yaklaşabilmiştim.

İlk başta sadece mesajlaşmak kolay gelmişti. Çünkü yazarken yüzleşmek gerekmiyordu. Ses yoktu, bakış yoktu. Kalbimi yerinden söküp alan o geçmiş yoktu.

Ama zaman geçtikçe onunla konuşmak iyi hissettirmeye başlamıştı. İçimde uzun süredir ölü gibi duran yerler yeniden kıpırdamıştı sanki.

Yine de korkuyordum.

Çünkü bir zamanlar ben de birine böyle inanmıştım.

Bir zamanlar ben de sevildiğime emin olmuştum.

Sonra geriye sadece uykusuz geceler, ilaçlar ve kimsenin anlamadığı bir boşluk kalmıştı.

O yüzden görüntülü konuşmak istediğinde reddetmiştim. Bahaneler üretmiştim. Çünkü birinin gözlerine tekrar umutla bakmak hâlâ çok korkunçtubenim için.

Psikolog seanslarından çıktığım geceleri hatırlıyordum. Saatlerce tavana bakıp uyuyamadığım zamanları. İnsanların "geçer" dediği ama geçmeyen şeyleri.

Şimdi ise yeniden bir başlangıcın eşiğinde gibiydim.

Belki bu sefer farklı olurdu.

Belki bu sefer biri gerçekten kalırdı. Gitmezdi.

Taksi durduğunda şoförün sesiyle düşüncelerim dağıldı. Parasını ödeyip araçtan indiğim anda yüzüme çarpan serin hava içimi biraz olsun rahatlattı.

Gözlerimi kısa süreliğine kapatıp derin bir nefes aldım. Han nehri geceleri hep huzurlu hissettirirdi bana. Sanki bütün şehir susar, sadece suyun sesi kalırdı geriye.

Telefonumu çıkarıp geldiğime dair mesaj attıktan sonra yavaş yavaş yürümeye başladım. Ellerim ceketimin cebindeydi ama yine de parmaklarım heyecandan birbirine dolaşıyordu.

Tam o sırada arkamdan ismimi duydum.

"Jungkook!"

Duyduğum sesle birlikte bütün bedenim gerildi.

Kalbim bir anda düzensiz atmaya başladı. Sanki yıllardır unuttuğumu sandığım bir şey ansızın karşıma çıkmıştı.

Yavaşça arkamı döndüğümde önce gözlerini gördüm. Sadece gözlerini.

Ama bazen bir insanı tanımak için tek gereken şey buydu.

Back To Black  |Taekook|Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin