~1~

43 2 0
                                    

İlk bölümü bugün yazmak istedim. Fikirlerini yazmayı unutmayın.🎀

**************************************

"Ya niye bana inanmıyorsun? Ben ona hiçbirşey yapmadım diyorum. Yapmadım."

Annem "Kes sesini yalancı! Niye kızımın yanında değildin?" Diye bağırdı.

Yine kardeşim yüzünden annemle kavga ediyorduk. Bu sefer kardeşim mutfaktayken içinde kaynar su olan çaydanlığı üstüne dökmüştü. Derisi çok fazla yanmıştı.

Babam İnciyi o halde görünce hemen bana doğru hızlı adımlarla yürüdü ve tam karşımda durdu. O bağırmadan ben olayı anlatmaya başladım.

"Baba, İnci acıktığını söyleyince mutfağa gelip birşeyler hazırlayacaktım. Ben yemek hazırlarken o çaydanlığı üstüne dök-"

Sözümü babamın sert tokatı böldü. Kulaklarımda annemin telaşlı sesi ve İncinin ağlama sesi çınlıyordu. Yere çoktüm ve hıçkırmaya başladım. Bir baba nasıl çocuğuna kıyardı ki? Daha doğrusu çocuğuna kıyan baba sayılır mıydı? Ben bunları düşünürken babamlar arabayı hazırlıyordu. Hemen ayağa kaktım. Annem "sen gelmiyorsun" diyip kapıyı yüzüme kapattı. Ama kilitlemedi. Benim İncinin yanında olmam lazımdı. O benim kardeşimdi ve ben onu herşeyden, herkesten çok seviyordum.

Yere oturup annemlerin biraz uzaklaşmasını bekledim. Kessinlikle hastaneye gidicektim. Evimize yakın bir hastane var ve eminim ki oraya gidicektiler. Biraz zaman geçtikten sonra evin anahtarını aldım ve kapıyi kitleyip hastane doğru yol aldım. Ayakla 15-20 dakikalık mesafe vardı. Olsun. Gidicektim yinede.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Hastaneye vardığımıda önce kantinden annemler için su aldım. İyi gelirdi belki. Bir hemşireden İncinin ameliyyat odasında olduğunu öğrendim. Her şey benim yüzümden olmuştu zaten. Ameliyat odasının olduğu kata geldim. Annemler sandalyede perişan halde oturmuştular. Yanlarına koştum. Yüzüme bile bakmadılar. Elimdeki sulardan birini anneme uzattım ve almasını bekledim.

Önce suya sonra vana baktı. Gözlerinden ateş çıkıyordu sanki. Elimdeki suyu eliyle sert bir şekilde iterek yere düşürdü. Birden ayağa kalktı ve yine tokat attı.

"Sen yaptın. Öldüreceğim" Diyip yakamdan tuttu. Çok sert tuttuğu için kurtulamıyordum. "Her şeyi sen yaptın." Diye tekrar ediyordu. Babam ayağa kalkıp annemin ellerini yakamdan çekti ve anneme bakıp sakin ve ağlamaklı ses tonuyla konuştu. "Şunun yüzüden katil olmaya değer mi? Zaten İncinin durumu iyi değil." Babamın yüzüne hayal kırıklığıyla baktım. Hep İnciydi zaten onun için. Karşılarında durup konuştum.

"Anne, bende senin kızınım, değil mi? Benide İnci gibi seviyorsun değil mi?" Bunları söylerken gözümden yaş aktığını hissettim. Boğazım düğümlenmişti. Kelimeler ağzımdan zar zor çıkıyordu. Annem başını kaldırdı ve gözlerimin içine baktı. Alaycı bir şekilde konuşmaya başladı.

"Bende senin kızınım derken? Sana kim söyledi benim kızım olduğunu? Hah, benim kızımmış."

Duyduklarıma inanamadım. Her halde sinirli olduğu için böyle konuşuyordu.

"Ne diyorsun anne? Bende senin kızınım ya."

"Ne saçmalıyorsun sen be? Evde hiç bebeklik fotografini gördün mü? Yada benzemediğimi fark ettin mi?"

Doğru söylüyordu. Annem de, babam da, İncide sarışındı. Ama ben esmerdim ve onlara benzemiyordum. Evdede hiç bebeklik fotoğrafımı görmemiştim. Birden anneme baktım. Oda bana bakıp "Yaa, demek ki neymiş? Sen bizim çocuğumuz falan değilsin."




~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Hastaneden ayrılmıştım ve hiç bilmediğim bir yerde yürüyordum. Bugün olanları düşünmekten, yalnızlıktan, ağlamaktan yorulmuştum artık. Demek ki hayatım yalanmış. Demek ki ben onların kızı değilmişim.

Bunları düşünürken bir parkın yanına gelmiştim. Gece olduğu için kimse yoktu, olmasında zaten. Bankların birine oturdum. Aradan 2, 3 saat geçmişti. Acaba gerçek anne babam kimlerdi? Benim varlığımdan haberleri var mıydı? Bunları düşünürken yanıma biri oturdu. Yüzüne bakmadım, ama iri bedenli, uzun boyluydu. Konuşmaya başladı.

"Senin derdin ne?"

"Pardon anlamadım?"

"Özür dilerim, birkaç saattir aralıksız ağlıyorsun. O yüzden sordum. Rahatsız ettiysem gide bilirim."
İlk kes birisi beni düşünerek konuşmuştu.

"Ah hayır, otura bilirsin."

"Tamam. Sorumun cevabı nedir peki?"

"Soru? Ha soru. Şey, öylesine. Ailemle kavga ettimde, önemli birşey değil."

Önemli birşey değil dediğim şey üvey olduğumu öyrenmemdi. Ama söyleyemezdim. Sadece kendimi iyi göstermem gerekiyordu.

"Emin misin? İstersen konuşa biliriz."

O kadar çok isterdim ki konuşmayı...

Ona taraf döndüm ve yüzüne baktım. Dürüst olucam, çok yakışıklıydı. 25-30 yaşlarındaydı ve bana şefkatle bakıyordu.

"Önemli değil gerçekten. Neyse."
Konuyu değistirmeye çalışıyordum.

"Peki öyle olsun. Tanışmak ister misin?"

"Olur tabi, Melek ben, senin ismin ne?

**************************************

Nasıldı?

Nasıldı?

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
ALTINCI GÜN Where stories live. Discover now