kırk bir

3.8K 440 44
                                        

selam
3 kere yazıp sonunda yayımlayabiliyorum :(
180k için de teşekkürler💕

//

//

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.













Gün bir kere daha aymıştı. İçimdeki huzursuzluk beni uyutmamış güneşin doğduğu ilk saatlerde aralamıştım gözlerimi. Jungkook, yanımda uykusuna devam ederken ona yakınlaşıp kokusunu içime çekmiştim rahatlama umuduyla. Bir süre göğsünde dinlenmek istedim ama onu bu kadar erkenden uyandırmak istemediğim için uzak kaldım ondan. Uyanırsa çok endişelenir, bir daha uyuyamazdı büyük ihtimalle.

Jungkook'a arkamı dönerek sağıma dönmüş, ellerimi birleştirerek başımın altına yerleştirmiştim. Gözüm tam karşımda kalan beşikteydi.

Tam yirmi yedinci gündeydik. Artık karnımda olmayan bebeklerim yanımda da yoktu. Evimize hiç gelmemişlerdi ama o kadar eksik hissediyorduk ki. Odaları, beşikleri boştu. Her şey hazırdı ama hala, nefret ettiğim o yerde, hastanedeydiler.

Hamilelikten daha zor bir süreçti bu. Başta onları görmek istememem şimdi ise her gün hastaneye onları görmeye gitmek ve onlar olmadan eve dönmek o kadar zordu ki. Bu durum Jungkook'la olan ilişkimizi bile etkiler olmuştu. Kızlarımız dışında konuşamıyorduk, yemek yemek istemiyorum ve Jungkook'la bu konuda inatlaşıp kavga ediyorduk. Dün gece de o günlerden biriydi.

Yemek yemek istememle başlayan tartışmamız anlamadığımız bir şekilde büyümüştü. Erkenden yatağa girmiştim bu yüzden ama Jungkook peşimi bırakmamış, konuyu halletmeden uyumamam gerektiğini söylemişti. Ben ise umursamamıştım onu. Arkamı dönmüş, bir cevap vermeden, uyumak için çabalamıştım. O da daha fazla üzerime gitmek istememiş ya da yorulmuştu ki daha fazla bir şey söylemden odadan çıkmıştı.

Hatalı olduğumu biliyordum. Yaptıklarımın, söylediklerimin ne kadar yanlış olduğunu da. Ama o an öyle gelmiyordu. Mantıklı düşünemiyordum hiçbir şekilde. Hamilelikteki hormonlarım bedenimi ele geçirmiş gibiydi. Düzelmiyordum asla. Her an ağlama modundaydım mesela. Alıngandım da fazlasıyla.

İç çekerek, sessizce kalkmıştım yataktan. Odadan çıkıp önce banyoya gitmiş ardından da kuruyan çamaşırları katlamak için sepete koyduğum kıyafetlerle oturma odasına gitmiştim. İşleri erken yapmayı seviyordum. Jungkook iş yapmamı başta istemese de bu şekilde kafamı dağıttığımı anlayınca karışmamaya başlamıştı bana. Tabii ağır işler yapmadığım sürece.

Daha kıyafetlerin yarısını katlamışken Jungkook'un seslenmesiyle fark edebilmiştim kapı pervazındaki bedenini. "Günaydın." demiştim katladığım pijamayı diğer katlı kıyafetlerin üzerine koyarken. Jungkook, yanıma gelip oturmuştu bu sırada. Dudaklarını uzunca yanağıma bastırdığında rahatlamıştım resmen. "Günaydın." demişti geri çekildiğinde. Yüzüne bakmış, göz göze olmak istemiştim o an. "Bu saatte uyanmanı neye borçluyuz?"

colors, taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin