Sabahın ilk ışıklarıyla beraber malfoy iyileşti bunu avcıya ödetmek için sabırsızlanıyordu. Hep beraber devriye halinde arabalara bindik ben dün gece ki fabrikaya bakıcaktım malfoy ve adamları ise kasabanın geri kalan kısımlarını turlucaklardı. Yola çıkmıştık fazla dikkat çekmemek için aracımı hızlı sürmüyordum,ve dün geceki yaşananlarda kafamı oldukça meşgul ediyordu. Evdeki vampirede hesap soracaktım fakat şimdilik önceliğimiz dışardaki avcıydı. Olay yerine gelmiştim kasabanın dışında olduğu için silah sesleri dikkat çekmemiş ve polislik bir durum olmamıştı. İçeri girdim içimde orda olması için bir his vardı çünkü o sarı kafasını vücudundan ayırıcaktım. Yaklaşık yarım saat olmuştu henüz bir iz bulamamıştım öfkeli bir şekilde çıkacakken ayağım dünkü mermi kovanına takıldı. Yuvarlanan mermiyi elime alıp inceledim. Üstünde daha önce görmediğim bir sembol vardı. Benim daha önce görmediğim birşey olması pek normal değildi ne de olsa 500 yıldır bu hayattaydım. Mermiyi cebime koyup arabama atladım ve eve gittim dünkü vampir arkadaşımıza bakıp orda olduğundan emin oldum ve elime kağıt kalem alıp hafif sırıtarak şunları yazdım;
*Dün geceki olaydan sonra bir iz buldum peşinden gitmek için washington'daki eski bir dosta gidicem. Ben yokken evimi o kokuşmuş kurt vücutlarınızla evimi batırmasanız iyi olur.
Yazıp gelir gelmez görücekleri yere içki mahzenime koydum. Hemen yola çıktım hızlıca ilerlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım washingtona ulaşmıştım. Mermi kovanını göstericeğim kişi bir cadıydı. Eskiden ailemin hayatta kalmasını sağladığı bir cadı. Bu yüzden bir şey biliyorsa bize karşı olan efendilik saygısından söyleyeceğine emindim. Fakat asıl soru gerçekten birşey biliyormuydu?
Cadının adı jassie'ydi sanırım eskiden bulunduğu bar'a gittim ve onu aradığımı söyledim. Kapıdaki adam peki ilgilenmemişti. İşim acele olmasa ilgilendirmesini bilirdim fakat zaman hızlı geçiyordu. Mekanda tur atarken bir kapı gördüm kilitliydi daha sonra gurcalarken beni kapşonlu bir adam gördü ve üstüme doğru ilerliyordu. Olay çıkacağını anladım fazla ses yapmadan bu işi halledicektim. İnsanlardan beslenmemeye çalışıyordum fakat üstüme doğru gelen bir yemeğe de hayır diyemezdim. Elini beline doğru götürüp silahına davrandı. Tek hamleyle boğazından tutup sivri dişlerimi boğazına geçirmiştim. Kanın akışı, dişlerimin damarlarında gezmesi, ağzımın kenarından süzülen kan oldukça zevkliydi. Bırakmak istesem de bırakamadım. Çıldırmış gibiydim arka taraftan bar bölümüne doğru istemsizce ilerliyordum biri bizi görüp çığlık attı adamın leşini bırakıp ona yöneldim susması için iki elimle boynunu hızlı bir şekilde çektim ama bardaki herkes bize bakıyordu göz göze geldiğimiz an herkes çıldırmış gibi kaçıyordu ne olduğunu anlamadım fakat duramıyordum da içerdeki 30 kişi dakikalar sonra kafası kopmuş halde yerdeydi daha sonra masanın üzerinden aldığım ipek şalı ağzımı silmek için kullandım. Gidip bar sandalyesine oturup viskimi yudumluyordum ki kapı sesi duydum barda bir kişi daha kalmıştı. Arka tarafa doğru ilerliyordum ki bir anda onu görmüştüm bu aradığım cadıydı. Etrafa bakıyordu, daha sonra önüme kadar gelip gözlerimin içine baktı. Ona;
-Jasie? dedim.
Kafasını evet dercesine ileri geri sallayıp. Nutku tutulmuş şekilde bana bakıyordu. Ne diyeceğimi bilemedim yaptığım hata ortadaydı fakat ben Tyler Williams'dım en doğal halimdi kimseyi iplemezdim. Umurumda olmazdı. Cadı arkasını dönüp odaya geçti. Arkasından yürüdüm ve odaya geçtik.
