ARDA BALAMIR
Küçük yağmur damlaları özenle ütülenmis takım elbisemi ıslatırken söylene söylene babama ait olan otele yürüdüm. Şimdiden Antalya 'nın kavurucu sıcaklığını özlemiştim.
Yaza kadar bu oteli batırmadan işletmem gerekiyordu. Yoksa elimde bu otel bile kalmayacakti. Otelin antika duran kapısından içeri girdim. Turkuaz ve sarı renkleri ağırlıkta duvarlar. Eskitilmiş tahta masalar ve etrafında rengarenk koltukları olan bir lobisi vardı. İç açıcı ve ferah duruyordu.
Lobideki görevle koyu kahverengi saçlı minyon tipli bir kızla konuşuyordu. Yavaşça oraya yaklaştım. Kız narin bir sesle respsiyoniste teşekkür ettikten sonra hızlı bir şekilde arkasını döndü. Turuncu valizini sapını tutup zorlukla cekererek bana doğru gelmeye başladı. Ben ise önünden çekilmeyip kızın yanıma gelmesini bekledim. Kız narin adımlarla önüne kadar geldi beni farkedince kafasını kaldırdı ve yemyeşil gözlerini bana dikti. Başladı kaşlarımı catip yüzüne bir kez daha bakınca ağladığını anladım.
Bir süre daha bana baktıktan sonra kafasını eğerek yanımdan geçti. Ben de olduğum yerde durmayı bırakıp resepsyona yürüdüm.
"Buyrun nasıl yardımcı olabilirim?" dedi. "Ben Arda Balamir. Yeni müdürümüz ." dedim kendimden oldukça emin bir sesle. "Hoşgeldiniz Arda bey. Bu kadar erken geleceğinizi tahmin etmemiştik. Buyrun size odanınızı göstereyim."
Kız önde ben arkasında en üst kata çıktık. Şehir manzaralı kocaman bir odaya girdi "Enes bey size burayı hazirlatmamizi söylediler. Odanın üst katı suit otel odası alt katı ofisiniz. Masanızın üzerinde iş başvuruları olan kağıtlar var mülakata çağırmak istediğiniz herangi bir adayın kağıdını masanızın üzerine ayırırsanız randevu ayarlarım. Şimdilik bu kadar ihtiyacınız olan bir şey var mı? "
"Yok teşekkür ederim. "
"İyi günler efendim. " deyip odamdan çıktı.Odanın içindeki merdivenleri kullanarak üst kata çıktım. Kocaman dolabı açıp benden önce gelmiş kiyafetlerimin içinden rahat olacak birkaç şey alıp banyoya girdim.
Yarım saatlik banyo kendimden sonra üzerimi giyinip ofise indim. Tek duvarı komple cam olan ofisin kocaman masanın koltuğuna oturup masanın üzerindeki kağıtları incelemeye başladım. Dikkatimi resimsiz bir başvuru çekti.
Istanbul boğaz içi piskolojiden mezun olmuş
23 yaşında
Yemek kursuna gitmiş ama diplomasi yok.
Başvurduğu alan aşçılıkPsikoloji okuyup ta kim aşçı olmak ister ki?
Bunu ayrıp diğer başvurulara baktım 15 dakika sonra seçtiğim üç başvuru elimdeydi. Az önceki kadına nasıl ulaşacağını bilmediğim için resepsyona indim.
"Arda Bey? Nasıl yardımcı olabilirim?"
"Bu üçü ile randevu ayarlayın bugünün herhangi bir saatte olabilir."
Kadın kafasını sallayip kabul ettikden sonra haber vereceğini söyledi.Asansörle tekrar 6. Kata odama çıktım. Balkonlardan birine çıkıp aşağıya baktim. Hemen altimdaki Odanın penceresinde oturmuş ayaklarını dışarı sarkıtmış bir kız vardı. Odasından Shinedown 'un Through the Ghosts çalıyordu. Yağmur henüz durmusken yeniden başladı. Kız bacaklarını toplayıp içeri girince pencereyi örttü ben de bir süre daha balkonda durup içeri girdim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Uzun Hikaye
RomanceHerkesin kendine göre sırları vardır. Küçük, büyük, zararlı, zararsız ve hatta kendinden bile sakladığı sırları vardır. Değil mi?