Multimedia Ela Çakır
Okulu adımlarken aklıma saate bakmak gelmişti . İyi ki de bakmıştım çünkü çoktan ders başlamıştı e başlaması da normaldi onca saat mecburi İstanbul turu yapınca neyse bakalım ikinci ders saatini beklemem gerekiyordu.
Bu güzel havada kantinde beklemek yerine hemen bulunduğum merdivenlere oturup kulaklıklarımı taktım Yıldız Tilbe'nin vazgeçtim şarkısı acılarımı yeniden depreştirdi. Nasıl da unutuyorum ama dimi!
Yine gözlerim dolmaya başladı , o an geldi aklıma o kadar kötüydü ki sevdiğim adam bi sürtükle aynı yataktaydı. Dünyam başıma yıkıldı ne gidebildim ne bağırıp çağırdım donup kaldım kapının girişinde. Saniyeler sonra Barışın beni fark edip gözlerini gözlerime deydirdiği o an arkamı dönüp çıktım.
Arkamdan bağıran sesi gerçekten midemi bulandırıyordu.
Hızla arabama binip evime gittim.
Aslında canımı yakan şey dejavu olmuştu. Çocukken de böyle bir sahne yaşamıştım bu kadar açık açık olmasa da babam denecek o herifide basmıştım bir sürtükle hemde psikoloğum olan sürtükle.Canım çok yanıyordu ama bilmiyorum bir alışmışlık hissi vardı içimde ihanete alışmışlık hissi. Herkesten beklediğim o ihanetti sevdiğin adam da yapmıştı. Oysa benim en bariz kuralımdı ihanet. Gelip adam gibi artık seninle olmuyor dese anlarım eyvallah der çeker giderim. Ama bu! Bu çok alçakça bir davranış. Bu rezillikti. Aslında beni değil kendini kandırmıştı babam olacak adam da Barış'da.
E artık kimseye şans verecek halim yoktu...
Neyse neyse bunları düşünmenin anlamı yoktu.Saate baktığımda dersin bittiğini fark ettim. Oturduğum yerden kalkıp kafamdaki gereksiz şeyleri kimsenin görmesini istemediğim duvarın arkasına sakladım.
Yüzümde acıya kırgınlığa dair herhangi bir şey kalmamıştı. Güçlü gözükmem lazımdı kendim için bunu yapmam lazımdı. Amfiye doğru giderken bakışların üstümde olduğunun farkındaydım sadece merak ettiğim şey bakışların üstümde olma sebebi yalnız olmamdan mı yoksa olaylarduydukları ve benim güçlü duruşumdan mıydı. Normal de olsa bakışlarını dikkate almam alışık olduğum bir şey fakat şimdi merak ediyordum. Ama emin olun umrumda değildi hemde hiç kimse...
Sınıfa her zaman ki gibi havalı bir giriş yaptım küçük bir farkla bu sefer yalnızdım. Ama buna da takılmayı düşünmüyorum çünkü değmez.
Düşünsenize şuan burada melankolik tavırlar sergilediğimi. Beni aldatan bir erkek için değer mi? Asla!
Her neyse ders başlamak üzereydi her ne kadar çok umrumda olmasada dersler kafa dağıtmak için ders dinlemeye çalıştım.
Dersin ortasına doğru sınıfa magandanın biri teşrif etmişti. Aman ne güzel. Ne bir pardon ne de özür belirten ufak bir cümle hiçbiri yoktu. Hocanın sert bakışlarına maruz kalmasına rağmen umursamaz tavrıyla benim olduğum sıranın sonundaki boş yere oturdu.
Daha önce görmemiştim veya dikkatimi çekmemişti. Her neyse şuan son derdim bile bu maganda değildi.
Bugün akşam iş toplantım vardı ve ünlü mafya babası Levent Çakır'ın tek kızı olarak o toplantıya katılacaktım. Çok güzel değil mi. Herşey gibi bir de bu eksikti.
...
Son dersin de bitmesiyle hızla çıktım okuldan arabama yürürken çalan telefonumu baktım annem arıyordu açıp açmamakla kararsız kalmıştım çünkü her seferinde sinirlerimi bozuyordu.
En sonunda açmakta karar kılıp açtım. Annemin direkt "kızım artık Barış'ı affetmelisin" konuşması gerçekten sinirlerime dokunduğu için hiç konuşmadan yüzüne kapattım . Yapamazdım. Neyine affedecektim ki. Ve annemi anlamıyordum. O aldatıldığında bir daha babamın yüzüne bakmayıp en doğrusunu yaparak boşanmıştı. Hemde bir çocuğu olmasına rağmen. Anneme hiç kızmadım ne yalan söyleyeyim
Ben olsam bende öyle yapardım ama o şuan benim Barış'ı affetmemi istiyor. Neymiş o beni gerçekten seviyormuş. Seviyorsa neden bana ihanet etti?Sinirle arabama bindim telefonumu ve çantamı koltuğa fırlatıp hızlı bir çıkış yapacakken tam karşımda okula giriş yapmaya çalışan arabaya yok artık dercesine baktım bu araba malesef ki Barış'a aitti e gelde çıldırma.
Çıkışıma engel olacak şekilde arabası tam arabamın önündeydi. Arkadan gelen korna sesiyle çılgına döndüm. Her şey beni deli etmek içindi. Her şey!
Önümden arabasını çekmesi için kornaya ısrarla basmama rağmen yüzüme resmen mal gibi bakıyordu Allah'ım deli olacağım. Ve arkamdaki arabanın sahibini çılgınca kornaya basma devam ediyordu. Beynim artık eror verdi gerçekten.
Sonunda aşağı inip ardımdaki arabaya bir dakika dercesine parmağımı kaldırdım arabanın sahibini tam olarak gördüğümde gerçekten şansıma tamamen küfür ettim. Sınıftaki magandaya aitti araç.
Barışa döndüğümde arabadan inip bana yaklaştığını fark ettim. Delirmemek elde değil.
" Bence konuşmalıyız " dedi Barış. Gözlerimi devirip " benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok Barış. Artık yolumdan çekil" diye bağırırdım.
"Lütfen " diye bağırdığı sırada maganda diye hitap ettiğim şuan ki kurtarıcım " kız konuşmak istemiyorum diyor istese bile çık git sorununu sonra hallet "diye soğuk ve etkili bir ses tonuyla konuştu. Barış " beni dinleyeceksin " diyip arabasına binip önümden çekildi.Arkamdaki magandaya dönüp teşekkür etikten sonra cevap vermesini beklemeden hızla arabama bindim gerçekten daha çok işim vardı. Akşam için çok kısıtlı bir zamanım vardı. Şuan Barış'ın bu basit yol kapama olayını tek başıma da hallederdim fakat. Herkesin o yönünü bilmesini istemiyordum. '
Artık eve gidip hazırlanma zamanıydı. Bu gece babamın en büyük sonlarından birine imza atacaktım . Mafyalara mafya babası densede kendi babamın yerine ünlü mafya babası Levent Çakır'ın yerine ben geçeceğim. Bu gün uzun zamandır beklediğim babamın kadim dostu olan Cengiz Poyrazoğlu'nun oğlu Mete Poyrazoğlu gelecekti toplantıya .
