Kayıp gitmişti, tutamamıştım. Bir anda gitmişti. Neden gitmişti? Neden onu benden aldılar? Onunla neden tanışmıştım?
Acı çekeceğimi bile bile neden onu sevmeye devam etmiştim? Bunların hepsi bana bir oyun muydu? Kötü bir oyun. Hayatımın sayılamayacak kadar parçaya ayrılmasını sağlayacak kadar kötü, berbat... Peki neden ben bunları çekiyordum? Neden onu bu kadar çok sevmiştim? Neden aklımda ki bu kadar lanet soruyu silemiyordum?
Acı çekmek istemeyince neden hala devam ediyordu? Neden istediklerimiz olmuyordu? Acı çekmek istemiyordum neden çekiyordum?
Ruhumu hissetmiyordum. Paramparça olan bir şeyi nasıl tekrar bütünleştirirsin? Bunu çok düşünmüştüm. Yara bandıyla olur muydu bu işler? Benim yara bandım oydu. O da gitmişti zaten artık... o zaman sonsuza kadar paramparça mı kalacaktım? Yara bandı yoktu ve ben öylece binbir parça dağılmış halde kalmıştım.
Kalbim onun adını bağırıyordu, gözlerim onu arıyordu, ellerim onun tenini istiyordu, burnum onun kokusunu, bacaklarım ona gitmek istiyordu ama imkansızdı artık.
Onu kaybetmek bana koymamıştı, beni resmen oradan oraya savurup diri diri gömmüştü.
Ölmekten ilk defa korkmuyordum. Ruhum yarı bedenimde, yarı ölümdeydi zaten. Ölümü arzuluyordum ilk defa.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaya başlamıştı, damlalar yüzüme çarpıyordu, vücuduma...
Göz yaşlarımla birleşmişlerdi, mis gibi toprak kokusu yayılmıştı. Onun kokusuna benziyordu.
Artık her şey ona mı benzeyecekti ? Sokakta sevgili görsem onu mu hatırlayacaktım? Kalbimdeki parçalar, tekrar mı parçalanacaktı? Daha fazla parça... daha fazla boktan hayat.
Sevgi, aşk neydi bunlar? Sürekli beynimde, vücudumda, kalbimde olan ama asla açıklayamacağım bir şeydi. Ona yıllardır aşıktım, zaten platonikti. O beni sevmiyordu, başka kızlarla takılırdı beni de arkadaşı olarak görüyordu. Ama ben ona deli divane aşıktım.
Ama doğru ya, her aşka acı bulaşırdı. Bunada bulaşmıştı.
Yıllardır sevdiğim adam ölmüştü, kaza yapmıştı. Hem de tam biz yemeğe çıkacakken.
Bana mesaj atmıştı ''Akşam 20:00 da seni evden alacağım, güzel bir yemek yiyelim, hem konuşacaklarımız var. ''
''Konuşacaklarımız var'' ne konuşacaktı benimle? Belki oda beni seviyordur. Beni sevdiğini söyleyecekti belki de.
Hayır... sadece aptal bir düşünce.
Düşüncelerimden nihayet sıyrıldığımda eve gidiyordum, belki bir gelişme olmuştur. Belki yanlışlıktır ölmemiştir ha? Sadece birkaç saniyeliğine kalbi durmuştur, yaşıyordur.
Keşke... anneannem bana keşke kelimesini kullanmamamı söylemişti, şeytanın kelimesidir o derdi. Uğursuzluk getirir, hem bir şey olmuyorsa olmuyordur onun için çok üzülüp, arzulamamak gerektiğini söylemişti, ne kadar istersen o kadar senden uzaklaşır derdi. Haklıydı, öyleydi.
Onunla yemeğe çıkmayı çok hayal ederdim, yemek yiyişini izlemeyi, baş başa olmayı... tam oluyordu ki büyük bir dönüş olmuştu. Olmamıştı...
Kendimden nefret ediyorum, belki istemeseydim bunların hiçbiri olmazğdı.
Eve geldiğimde büyük kargaşa vardı, sevdiğimin annesi kocasına sarılıp ağlıyordu. Babası ona öyle sıkı sarılmıştı ki. Onlarda acı çekiyordu. Babası beni gördüğünde gülümsedi, aslında gülümsemedi gülümsemeye çalıştı. Annesi de beni gördü ve yanıma geldi.
'' Kızım, yarın cenaze var. '' daha çok ağladı ve bana sarıldı.
Sarsılmıştım yine, '' Yarın cenaze var.'' Ölmüştü işte. Gerçekten ölmüştü. Kaybetmiştim sonsuza kadar.
Babası yanıma gelmişti. '' Günlüğünü bulduk senin adın geçiyor belki bakmak istersin. '' Günlüğü bana uzattı. Annesi geri çekildi ve bende günlüğü aldım. ''Teşekkür ederim.'' Ağzımdan kelimeler zar zor çıkmıştı, sanki kerpetenle alınıyormuş gibi. İçim kan ağlıyordu. Sanki vücudumun her yerinden kan akacak ve ben yok olacağım gibi bir his vardı.
Günlüğü alıp onun odasına çıktım. Kapıyı kilitledim ve kapının dibine çöktüm, odası o kokuyordu. Derin derin kokuyu içime çektim, yine ağlıyordum.
Günlüğün kapağını açtığımda büyükçe adım yazıyordu. Şaşırmıştım, sonları açıp okumaya başladım.
'' Evet günlük, bugün de sana onu anlatacağım. Bugün onu görmedim ve onu çok özledim. Yarın onu kesinlikle görmek istiyorum, yoksa ölebilirim. Ne bahanesi uydursam? Yemek. Yemeğe çıkartabilirim. Çok mu klasik olurdu yoksa. Bana küçükken bir erkeğin onu yemeğe çıkartması ve onu öpmesinden çok etkileneceğini söylemişti. Sonra ikimizde kıkırdaşmıştık. Klasik değildi, o bunu hayal ediyordu. Onu yemeğe çıkartmalıydım. Belki de ona aşık olduğumu itiraf etmeliyim? Yıllardır onun için yaşadığımı, sonra da hayalinde ki gibi öpmeliyim belki de onu. Ya o beni sevmiyorsa? Çocukluk arkadaşıyız sonuçta, kızarsa? Bir daha benimle konuşmazsa ne yaparım?
Onu hep başkalarıyla unutmaya çalıştım. Bir sürü kızı öptüm, sarıldım. Ama hepsinde onu hayal ettim o kızları sevdiğimin yerine koydum. O benim sevdiğim. Küçükken bana aşık olduğu birisi olursa ona hep sevdiğim diyeceğini söylemişti. Bana demesini o kadar çok isterdim ki... Bana adımdan başka bir şeyle hitap etmezdi. Bana kızınca pis penguen derdi. Bende ona penguen yürüyüşü yapardım ve onu güldürürdüm, sonrada sıkıca sarılırdım. Beni affederdi hemen. Bana hiç dayanamazdı.
Şuan onun en sevdiği şarkıyı dinliyorum, o şarkının onu anlattığını söylerdi. Gerçekten de onu anlatıyordu. Hırçın, masum, güzel, utangaç, güçlü, sabırlı. Şarkı da birde aşktan bahsediyordu. Deli gibi aşık olduğu. 'Ona deli gibi aşığım, o benim yıllarım, o benim en yakınım, canım yanıyor, tükendim.' Diyordu. Belki beni seviyordu ha? Beni seviyor...
Olabilir miydi? Hayır aptalca bir düşünce.
Böyle düşüncelere çok kapılmıştım. Belki en başından gidip ona sevdiğimi söylemeliydim ama bırakacağından öyle çok korkuyordum ki. Cesaret bir çoğu kez gelmişti ama yapamamıştım. Bıraksa hiç yaşayamazdım. Böylesi daha iyiydi. Hep yanımdaydı en azından, kaybetme korkum yoktu.
Ne olursa olsun onu deli gibi seveceğim, onu hiçbir zaman bırakmayacağıma yemin ederim. Sana aşığım, sevdiğim.''
Beni seviyordu... o da beni seviyordu.
Artık bitmişti. Günlüğü odasında bırakarak koştum, ona araba çarptığı yere gittim.
Yanına geliyordum sevdiğim, merhaba.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Black Dawn
Cerita PendekAcı saniyeler içerisinde tüm hüclerine kadar işleyebilir mi?