elveda bile diyemedi.

409 53 28
                                    

Ünlü iş adamı Kang Minhyun, eğlenmek için gittiği L'Escape Otel'de çıkan patlamada hayatını kaybetti. 14 Nisan akşamı saat 22.04 sıralarında otelde çalan alarm içeride olan herkesin dışarı çıkabilmesi için yeterli süreyi sağlamış olsa da, eşi olaydan iki gün sonra kocasından haber alamadığını söyleyince gerçek ortaya çıktı. Aynı gece otelin barına girdiği görülen Bay Kang'ın cesedini bulmak, patlamadan dolayı darma duman olan lüks binanın hâline bakılınca şimdilik mümkün görünmüyor.

Elindeki gazeteyi kapatıp, yatağına gömdü bedenini. Son iki gecedir aklı otelde olanlara gidiyor, bir türlü uyuyamıyordu. Johnny sözünü tutmuş, duyduklarının tek bir kelimesini bile Jaehyun'a anlatmamıştı. Şimdi uykusuzluğunun nedeni olan adam ölü olduğu hâlde Doyoung rahatlayacak cesareti kendinde bulamıyordu. İlk kez böyle bir korkuyu tatmıştı. Yabancı eller ilk kez kendi isteğinin de ötesinde dokunmuştu bedenine. İlk kez kendi kontrolünden çıkmıştı her şey ve Doyoung her saniyesinden nefret etmişti. Olaydan iki gün sonra bile hızlı kalp atışları yavaşlamamışyı. Ya tekrar olursa? diye düşünmeden edemiyor, düşündükçe çıldıracak gibi oluyordu. Jaehyun'a söylemek elbet aklına gelmişti. Lâkin kendisine sonsuz güvenen adama güçsüz tarafını göstermek istemiyordu. Dikkat dağıtmak gibi ufak bir görevi bile başaramayacaksa daha ne için ihtiyaçları olacaktı ona burada?

Düşünceleri beynine suya damlatılan siyah bir mürekkep gibi yayılırken aklına gelenlerle titredi. Tekrar sokaklarda, evsiz ve kimsesiz oluşunu çok rahat canlandırabiliyordu. Bu, korkunçtu.

Düştüğü korku çukurundan kapının açılması ile çıktı. Kapının ardından çıkan bir çift göz kendinden emin olmayan bir şekilde ona bakıyordu. Küçük çocuğun yeni boyanmış gümüş saçları parlarken, konuştuğunda sesinde gergin bir ton vardı.

" Hyung, her şeyi hazırladık. "

İçeri girmemekte ısrarcı olan Haechan kapının önünde durup, gelen geçen var mı diye boş koridoru kontrol ediyordu. Derince bir iç çekip, yattığı yataktan kalktı siyah saçlı çocuk. Ağır adımlarla kapıya ilerledi.

" Senin odana mı gidiyoruz? "

" Evet, şu anlık kimse yok. Sadece Mark ve ben. "

Çocuğun omzuna vurup, odasından çıktı ve kapıyı ardından kapattı. Kendinden birkaç parmak kısa olan Haechan da ona eşlik ederken bir iki kapı ötedeki odaya ilerlediler sessizce. Bu, normalde durmadan çenesi hareket eden çocuk için çok çok garipti. Doyoung bunun isteği ile bir alâkası olup olmadığını düşündü.

Tahta kapı rahatsız edici bir gıcırtı ile açılırken ilk önce gözü yatakta oturan Mark'a düştü Doyoung'un. Çocuğun önünde serilmiş birkaç alet yatıyordu. Onun da bakışları en az Haechan kadar gergindi.

" Bu suratlar ne böyle? Sanki birini öldürmenizi istedim. "

Gözlerini devirerek ufak odaya adım attı. Kendisininkinin aksine Mark ve Haechan'ın odası çıplak değildi. Duvarda bir sürü anime posteri, yerlerde atılmış kıyafetler ve üç masayı kaplayan teknoloji zımbırtıları odayı yaşanmış gösteriyordu.

" Birini öldürmemizi istemedin ama bunu bizim yaptığımızı Jaehyun Hyung öğrenirse o bizi öldürebilir. Sadece diyorum bak. "

Mark'ın yaptığı yoruma ufak bir kıkırtı bırakıp, yatağın yanında duran sandalyeyi çekti ve tam da çocuğun önüne oturdu. Kaşlarını havaya kaldırdı ve şimdi kendisi ile aynı seviyede olduğu çocuğa baktı.

" Ona neymiş ki? Onun malı falan değilim. İstiyorum dedim işte, dediğimi yap. "

Kendinden emin olmayan kahvelikler Haechan'ın gözlerini buldu bir saniye. Küçük çocuktan aldığı cesaret verici bir baş sallaması ile eline küçük şişede olan alkolü aldı ve siyah saçlı çocuğa uzattı.

" Tamam, ilk ağzını dezanfekte edelim. Çalkala ve tükür. "

Doyoung alkolü ağzına alıp, acı sıvıyı ağzının içinde dolaştırırken Haechan ona bir bardak uzattı. Kusmuk gibi tadan sıvıyı tükürdüğünde tekrar karamel renkli saçları olan çocuğa döndü.

" Ağzını aç ve dilini çıkar. "

Dediğini yaptı. Şimdi eldivenin geçirili olduğu parmaklar dilinin altını ve üstünü kontrol ederken kalbinin biraz daha hızlı atmaya başladığını hissedebiliyordu. Gerilmişti. İlk kez piercing yaptıracaktı.

" Hyung, bak bu ikinci seferim olacak yalnızca. Vaz geçmek istiyorsan şimdi yap. "

Mark'ın bacağına eliyle hafifçe vurdu. Sonra gözlerini kapayıp, dilini daha çok dışarı çıkardı ve devam etmesi için hmmm'ladı. Sonunda diline metal bir kıskanç konulunca çocuğun pes ettiğini anlamıştı. Gözlerini açmadı. Mark'ın yüzünün yaklaştığını hissettiği yerlerde tüyleri diken diken oldu. Diline sivri, metal bir uç değince istemsizce gözlerini sıktı ve tırnaklarını avuç içine geçirdi. Beş saniyede bitmişti. Delinen yerden ufak, metal bir cisim geçince gözlerini açtı. Mark şu an geri çekilmiş, endişeli gözlerle ona bakıyordu.

" Nasılsın hyung? "

Yaşlanmış gözlerini kırpıştırdı. Haechan'ın yanından uzattığı aynayı alıp, dilini dışarı çıkardı ve ortasında bulunan metal küreye baktı. Hasiktir.

" Cidden yapabilmişsin. "

Konuştuğunda diline takılı olan metalden ve yeni açılan yaranın verdiği histen ötürü sesi hafif peltek çıkmıştı. Garipti. Acımıyor denemezdi ama ağlayacak gibi de hissetmiyordu.

" Eh, Mark sanırım doğal yeteneklerden birisi. "

Gümüş saçlı çocuğun iltifatı Mark'ın yüzüne çocuksu bir allık getirirken Doyoung kendi kendine gülümsedi. En azından bir süreliğine dahi olsa öpüşmekten kurtulmuş sayılırdı.

:)

:)

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
heavenly feeling • dojaeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin