♪Come Down To The Black Sea, Swimming With Me. . .Ahh ooohh.~♪
♪Go down with me, fall with me let's make it worth it♪
♪Ahh ooohh~♪
♕Solar iyi okumalar diler!♕
"Hey!"
Genç bir deniz erkeği suyun yüzeyinde sıçradı, bu sırada ise şu anda dostu olan yunuslara seslenmeyi unutmamıştı. Bedeni suya çarptığı sırada bir tokat sesi yükseldi, suya bu kadar sert düşmeyi beklemeyen genç deniz insanı afallamıştı ki biraz geriye doğru yüzerek altı karın kası tarafından düzene sokulmuş karnı üzerine uzun, ince ve kemikli parmaklardan oluşan elini yerleştirdi. Genç deniz erkeğinin bedeni geniş omuzlarından başlıyor, beline doğru tatlı bir kıvrım ile iniyor sonra ise belinin yarısında-kuyruğunun başladığı yerde- yeniden şişiyor, kuyruğundaki yüzgeç başlangıcına kadar inceliyordu. Başlangıçtan bir iki santimetre uzakta mükemmel bir incelikle kalın kuyruk başlangıcını yüzgeç kısmına bağlıyor, iri tül gibi olan bir yüzgeci de kopmadan taşıyordu bir parça. O parça iki kalın kısım arasındaki ince çubuk gibi olmasına rağmen dengeyi sağlıyor, en küçük bir şeyin bile onca şeyi değiştirdiğinin mükemmel bir kanıtı olarak varlığını mantıklı kılıyordu.
Genç deniz erkeğinin kuyruğu pembe ve kırmızının mükemmel bir uyumuydu sanki. Kuyruğunun sadece başındaki sayılabilir olan pullar pembe iken, aniden bir kısımda kırmızı ile birleşiyor ve hoş, göze batmayan bir renk geçimi sağlıyordu. Deniz erkeğinin soluk, neredeyse beyaz sayılacak bir ten rengi aynı zamanda da sivri yüz hatları vardı. Çoğu türünün erkeği gibi yakışıklı değil de güzel onu tarif edebilecek bir kelimeydi. Her şeyi orantılıydı. Kestane rengi badem gözleri, keskin burun köprüsünden sonra bile yumuşak bir inişi olan orantılı burnu, ince kırmızıya çalan dudakları, sert inen kaşları ve uzun kırmızıya çalan kahverengi saçları ile cidden mükemmel orantıyı bulmaya yakın bir varlıktı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Yunuslardan birisi ince, gri renk ile kaplı olan burnunun üst kısmını onun belinin sol tarafına -aynı zamanda da kuyruk başlangıcı olan kısmına- hafifçe çarptırdı. Genç deniz oğlanı hafifçe güldü ve yunusu kuyruğu ile ittirdi. İttirmesi sert, kin dolu bir ittirme değildi. Daha çok ebelemece oyunu oynayan küçük bir çocuğun arkadaşına eli ile dokunurken biraz fazla güç kullanması gibiydi, ki arkadaşı rolünü oynayan varlık -yunus- bundan rahatsız olmuşa benzemiyordu.
"Hadi, dene ve yakala!"
Gencin sesi tenor bir erkeğin sesine yatkınlık gösteriyordu, aynı zamanda da biraz yanık bir sese sahipti. Boğazı ağrıyan bir genç gibi, biraz hırıltılı çıkıyordu sesi ve suyun altında karadaki insanların yapamayacağı şeyi yapmış, rahatlıkla konuşmuştu. Bu sözlerinden sonra yunus kendini hazırlamıştı, tabii bunu fark eden genç deniz erkeği iri ve güzel kuyruğunu suda yukarıdan aşağıya doğru indirerek kendine destek sağlamış, hızla yüzmeye başlamıştı. O suyun yüzeyinde iken çoğu deniz insanı suyun diplerinde idi. Sonuçta insanların henüz o kadar teknolojisi yoktu ve burada rahattılar. Yine de, bu genç deniz erkeği suyun altını pek sağlıklı bulmuyordu. Oradaki devasa, isim bulunamamış yaratıklar onu istemsizce geriyordu. Ona zarar vermeyeceklerini bilse de istemsizce geriliyordu. Yunus onu arada su dışına sıçrayarak kovalamaya başlamış, sürüsünü o çevrelerde bırakmıştı. Tabii, genç deniz adamı oyunları bittiği zaman yunusu önce sürüsünün yanına bırakmayı unutmayacaktı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"BİLGİ AKTARMAK NE KADAR BÜYÜK BİR SORUN, BUNU BİLİYOR MUSUN SENİ EMBESİL!?"
Bir bağırış genç deniz adamının kulaklarını doldurduğu zaman önüne bakmada yüzen varlık hemen önündeki gemiyi fark ederek derinlere yüzdü, sonra ise bir kayanın arkasına saklanarak geminin üzerindeki kara adamlarını seyretti. Duyduğu bağırış simsiyah saçları ve yeşil gözleri olan, üzerinde bulunan ve kumaş denilen bol şeyden dolayı fiziği pek belli olmasa da yapılı olduğunu belli eden bir adamdan gelmişti. Fazla güneş altında kalmaktan dolayı olacak ki, adamın ten rengi koyuydu, ama çok da koyu değildi. Elinde altın kaplamalı gümüş bir tabanca vardı, adamın siniri ise çevresindeki havadan okunuyordu.
Kızdığı adam daha şişman ve karşısındakinden daha iriydi buna rağmen korkmuş bir yavru kedi gibi köşeye sinmiş, fırtınanın yok olmasını bekliyordu. Sempati duymuştu genç deniz insanı, kısmen de acımıştı. Yine de karışamazdı, değil mi?
"Z-Zach. . .Bak, beni ailem ile teh-"
Adamın cümlesi bitişe ulaşamadan kesilmişti. Artık şişman adamın anlına doğrultulmuş bir silah vardı ve Zach adı ile seslendiği insanın şaka yapmadığı belli oluyordu.
"Nasıl bir bahanen olursa olsun, ben sadık severim. Bir iki söze gemimizin baskın yapacağı yeri söylemen ise benim affımın kapsamadığı uzak bir yerde. Şimdi o köşede kal da gemiyi temizleyenler kanını da temizlemek zorunda kalmasın."
Bu. . .Fazla cani bir insandı sanki? Genç deniz erkeği böyle insanlar olduğunu biliyordu, yine de bu kadar fazla umursamazlığı herhangi nefes alan bir varlıktan beklemiyordu. Dudakları şaşkınlıktan hafifçe birbirinden uzaklaşmıştı, sonra ise duyduğu silah sesi gözlerinin korkudan açılmasına ve bedenini hızla suyun dibine sokmasına neden olmuştu. O bununla meşgûl iken o kısa saliselik zamanda gemideki ceset suya devrilmişti. Yeşil gözlü adam ise gemiye yakın olan kayalıktan gelen sese doğru bakmış, bir şey görememişti.
"G-gel. . ."
Deniz oğlanı arkasındaki yunusa el işareti yaparak kendisini takip etmesini belirtti, bir an önce buradan uzaklaşmaları gerekliydi. Köpek balıkları kana gelecekti, bu yunus için tehlikeliydi. Aynı zamanda o korkutucu varlık onu fark edebilirdi, bu onun tüm soyu için tehlikeliydi. Hızlıca yüzmeye başladı, yunus da onu takip ederek sürüsünün yanına gitti.
Gemiden yeterince uzaktaydılar artık ama bu deniz oğlanının hissettiği o tuhaf duyguyu durduramamıştı. Gülümsedi hafifçe, sonra ise yunuslara el sallayarak oradan yüzerek uzaklaştı. Suyun derinliklerine yöneldi, deniz insanlarının mağaralar oyduğu veya oluşmuş mağaraları ev olarak kullandığı derinliklere yönelmişti. . .