kim: söylemek mi içinde tutmak mı?
jungkook: bilmiyorum
kim: jungkook, hadi ama
üç gündür konuşmuyoruz
görüldü
kim: bak inan bana seninle
oyun falan oynamıyorum
jungkook: cevabı gerçekten bilmiyorum
kim: tamam, pekala sen düşünene kadar
konuyu değiştirelim öyleyse
aklıma çok takıldı
o gün, sinirli gibiydin birazcık
şimdi daha iyi misin?
jungkook: o gün oldukça sinirliydim
kim: benden kaynaklı mı?
jungkook: tamamen senden kaynaklı
değil aslında ama,
ah üzgünüm
biraz sana patlamış gibi oldum
kim: sorun değil,
yani sanırım
jungkook: bazı söyleyemediğim
şeyler var ve bu, bu durum
gerçeklik ve hayal arasında
sürekli gidip gelmemi sağlıyor
birkaç kişiyle konuşunca da
sinirimi senden çıkartmış oldum
özür dilerim
kim: kandırıldığını düşünüyorsun?
jungkook: bilemiyorum
şu an bile konuşmaya devam edip
etmeme arkasındayım
kim: hadi jungkook, açık konuş biraz
jungkook: içinde tutmak dediğimi düşünsen?
kim: içinde tutmak sadece sana zarar verir
jungkook: söylediğimde verilecek
tepkilerden korkuyorsam?
kim: insanların seni nasıl anladığını
önemsemediğini söylemiştin?
jungkook: hala öyle
kim: e o zaman? ne değişti?
jungkook: ya karşımdaki benim
için önemli biriyse ve ben onun
söylediklerini önemsiyorsam?
kim: karşındakini önemli bir yere koyduysan,
sen de onun için önemlisindir
bunu ona belli ettin mi?
jungkook: birçok kez
kim: ne yaparak mesela?
jungkook: içimi açtım diyebiliriz
kim: peki seni önemsiz hissettirecek
bir şeyler yaptı mı?
jungkook: sanırım beni,
benden daha çok önemsiyor
kim: şöyle yapalım, düşün ki
ikimizde söylemek demişiz ve kimse içinde tutmayı seçmemiş
hatta öyle bir seçenek bile yokmuş
jungkook: tamam, ne olacak şimdi?
kim: söyleyemediğimiz ne varsa
tam şu an söyleyeceğiz
jungkook: ah bu delilik ama
bunu yapamam
kim: kendini kısıtlıyorsun
neden yapamazsın?
jungkook: kısıtlamıyorum
