Hemen polis
karakoluna gittik. Kanıtlarla ilgili bilgileri amire verdikten sonra evime geçtim ve bu sefer rahat bir uyku çekebildim. Bir sonraki sabah ofiste John ile buluştuk. John bana "Bugün nasıl bir maceraya atılacağız?" diyerek gülümser bir şekilde soru yöneltti. "Aslında aklıma takılan birkaç şey daha var." "Neymiş onlar?" "Şu maskeli adam ve gül ve Marco bana ne diyecekti? Bunları merak ediyorum." "O zaman olay yerine geri dönüyoruz." "Elbette." Konuşmamız bittikten sonra bir taksi durdurduk ve adli tıpa gittik. Orada elmasta bir iz var mı diye kontrol ettik fakat bir sonuç çıkmadı. Sıra elmasın niye
arabaya konulduğundaydı. Ofiste John ile bunu düşündük. "Bu elmasın anlamı nedir? Biraz daha düşünürsem kafayı yiyeceğim." "İşte sonunda buldum!" diye çığlık attım. Elmas, bu kelime bana bir şey çağrıştırıyordu. "Genellikle İtalyan mafyaların veya İtalyan örgütlerin sembolü olur." "Bu bizim için çok yararlı bir bilgi." dedi heyecanlı bir şekilde John. "Bunu polis merkezine bildirmeyiz." Bir taksi tutup polis karakoluna gittik ve amire bildirdik. Karakoldan çıktıktan sonra ofise gittik polislerden iyi bir haber gelir diye bekledik. Saat 21.23 te ofisi kapatıp evlerimize dağıldık. Eve gittiğimde işim olmadığı için oturup bir kaç tane film izledim. Gecenin 3'ünde bir telefon geldi. John arıyordu, açtım ve "Alo" dedim. "Johny sana üzücü bir haberim var" "Ne peki?" "Dr. Davis öldü" "Nasıl!" diye hem sinirli hem de üzgün bir şekilde bağırdım. "Bundan bir saat önce beni aradı ve elmasta bir DNA bulduğunu söyledi. Steve Hariet adında birine aitmiş. Bana adamın adresini de verdi. Tam bunu Johny'e bildirmeliyim dediğimde telefondan ses alamadım. Şaşırdım alo Davis orda mısın diye bağırdım ama ses gelmedi. Ben de telefonu kapatıp hemen hastaneye koştum. Davis'in odasına girdiğimde boğazı kesilmiş bir halde buldum onu." Aldığım haber karşısında şoke olmuştum. "Hemen oraya geliyorum" dedim ve hızla evden çıktım. Hastaneye vardığımda John beni kapıda bekliyordu. "Çok garip değil mi, ikisi de aynı şekilde öldürülmüş. Belki bu katilin stilidir. Sen karakola git ve amire son 1-2 yılda boğazı kesilerek öldürülenleri araştırsın" dedim. "Tamam" dedi ve bir taksiye atlayıp gitti. Ben de Davis'in cesedini incelemek için içeri girdim. Cesedi inceleyen morg doktoruna " Bir şeyler bulabildiniz mi?" diye sordum. "Evet var efendim, öldürüldüğü odada bir elmas vardı." "O elması inceleyebilir misiniz?" "İnceledik bile. Steve Hariet'a ait DNA bulduk üzerinde." "Bu bilgi bizim için önemli oldu" dedim ve morgtan çıktım. John'u dışarıda bekledim. John bir kaç dakika sonra polislerle gelmişti. polisler hemen hastaneye girdi John benim yanıma yaklaşıp 'sana iyi bir haberim var Maria'nın boğazını kesen bıçak bulundu arabaya o elması bırakan adama ait.' ‘O zaman ona bir gece baskını iyi gelir. Hadi gidelim John.’ ‘Tabi dostum.’ Dedikten sonra bir taksi durdurup Steve Hary’ in evine doğru yol aldık. Robert Sokağına vardığımızda 26 No’ lu eve doğru hızlı bir şekilde yürüdük. Eski gecekondunun önüne geldiğimizde bazı tarafları çürümüş tahta kapıya tekme attım. Evde hiç ses gelmiyordu ‘Hadi John dağılım’ John ve ben silahlarımızı çektik. John yatak odasına ben ise mutfağa yöneldim. Mutfağı araştırırken John’ un çığlığını duydum. Elimi namluya dayadım ve korkmuş şekilde yatak odasına gittim. Kapıyı açtığımda Steve John’ un boynuna bir bıçak dayamış şekilde duruyordu. ‘Hemen bıçağı bırak Steve’ John korkmuş görünüyordu. Steve hain bir şekilde gülümseyerek ‘Arkadaşını seviyorsan silahı bırak dedektif’ John bir anda Steve’ in midesine bir
dirsek geçirdi. Boğazından tutup Steve’ i yer yapıştırdı. Bende son olarak silahımın dipçiğini kafasına yerleştirdi. Steve bayıldı. John ile onu karakola kadar sürükledik karakola vardığımızda Steve'i hemen nezarethaneye attılar. Amirden Steve'in sorgusuna girmek için izin istedim amir isteğimi kabul etti. 1 saat boyunca Steve'in uyanmasını beklemiştik. En sonunda uyandı ve sorgu odasına getirildi Steve bana bakıp gülümsüyordu umursamadan sorulara geçtim 'Kaç kişisiniz' 'Tek benim' 'Başkaları olmadığına emin misin?' 'Emin değilim olabilir yada olmayabilir' Steve'in yüzüne elimin tersiyle yapıştırdım 'Düzgün cevap ver bana yine soruyorum başkaları var mı?' ' Evet var hem de çok' 'Siz terörist misiniz?' 'Hayır 'O zaman nesiniz? 'Bundan sana ne?' Steve'in göbeğine tekme attım sandalyeyle beraber yere yapıştı odadan çıktım beni kapıda bekleyen polise 'sorgusunu ben yapamayacağım başkasına devredin' 'Tamam efendim' John'u buldum ve 'artık evine gidebilirsin iyi haberi ben sana iletirim' John hiç bir şey söylemeden karakoldan çıktı. 2 saat sonra Steve' in sorgusunu yapan polis bilmediğimiz hiç bir şey çıkmadı Steve sana yanıma bir not kağıdıyla gelsin dedi not kağıdımı alarak yanına gittim Steve bana 'şimdi söyleyeceğim sayıları yaz' ve başladı '7,14,22,1,17,4 2,14,12,2,1 10,20,17,4,10 bu kadar ' 'Ne anlama geliyor' 'Bu senin bulmacan bulamasan sonunda ölüm var ' dedi ben odadan çıktım hemen ardından karakoldanda çıktım ve evime gittim güzel bir uyku çektim sabah kalktığım gibi ofise gittim John kapıda beni bekliyordu 'Beklettiğim için özür dilerim' 'Zaten 10 dakikadır buradayım' dedi ve gülümsedi ofisin kapısını açtım ve girdik ' sana bir haberim var John' 'Neymiş o haber' 'Steve bize bir sayılardan bir bulmaca verdi bütün gün onu çözmeye çalışacağız

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Johny Bang
AcciónYeni açılan dedektif bürom ana baba günü gibiydi . O günü hala unutmuyorum. Ziyaretçiler arasında dedektiflik camiasından herkes vardı. Bürom, Stanford sokağındaki evimin hemen yanında idi. Konuşma yapmanın vakti gelmişti. Kürsüye doğru yaklaştıkç...