değişmeyen tek şey görünüşüm

30 5 5
                                    

Yalnızlık, sessizlik ve karanlık, çoğu insanın korktuğu halde başına gelen ve hayatında önemli bir yara açmaya sebep olacak üç kelime. Kaçmaya çalıştığın şeylere yakalanarak sürdürmeye çalıştığın hayatta istediğin ve hedeflediğin şeylerin olmadığını o günden sonra anlamıştım. Birden bu üç kelime hayatımın merkezi haline gelmiş ve beni mutlu eden tek şey olmuşlardı. Kısacası, hayatım hiç beklemediğim anda alt üst olmuş ve bu süreçte değişmeyen tek şeyim görünüşüm olmuştu.

Kendimi bildim bileli aklıma koyduğum şeyi yapan ve hayallerinin peşinden koşan biri olmuştum. Öyle ki, okumak istediğim bölüm, yapmak istediğim iş, almak istediğim ev, evlenmek istediğim adamı bile planlamıştım. Evet, adam. Gay olduğumu lisenin başlarında yaşadığım kısa süreli ilişki sayesinde öğrendim. Çıktığım kızla öpüşmeye başladıktan iki dakika sonra kızın ağzına kusmuş ve utançtan kıpkırmızı olmuştum. Aradan geçen 2 sene gibi bir süreden sonra da eski sevgilim ile çıkarak bunu bir kere daha doğrulamış oldum. Kesinlikle erkeklere ilgi duyuyordum. Ben bu şekilde planladığım hayatı sürmek için çabalarken o gecenin hayatımı alt üst edeceğini nereden bilebilirdim?

Aldığım duyumlar kadarıyla ailemle beraber taksiyle eve dönerken dikkatsizlik sonucu şöför, yanlış şeritten ters şekilde gelen ve içerisindekinin sarhoş olduğu bilinen aracı görmemiş, bizim bulunduğumuz araç şarampole yuvarlanmıştı. Sonraki sabah gözlerimi açtığımda ise yanımda amcam ile yengem beni izliyorlardı. Onlara neden annemin, babamın ve kardeşimin yanında olmadıklarını sorduğumda ise yengem ağlayarak cevabını vermişti. Hani hayatta yıkıldığınız ya da yıkıldığınızı zannettiğiniz bir an olur. O anlardan birini yaşamıştım.    

Hastanede kaldığım 1 ay boyunca kimseyle konuşmamış ve acımı içime gömmüştüm. Bu süre içinde okul döneminin de başladığını unutmuştum tabi. Yengem ve amcamın yanına taşındığım için yeni okul ve yeni bir arkadaş çevresi edineceğimi duyduğumda her ne kadar iğrenir gibi baksam da tek kelime etmemiş ve kaderime razı olmuştum.

Amcam ve yengemin maddi durumları iyi olmadığı için beni yakındaki bir anadolu lisesine göndermek zorunda kalmışlardı. Evet, derslerim iyiydi ve şu zamana kadar doğru düzgün düşük not almamıştım. Bu okula nasıl ayak uyduracağımı düşünmeden edemiyordum.

Tatilin boş geçmemesini sağlamak için çocukluk arkadaşım olan Sehun'un annesinin cafesinde parttime çalışıyor, kalan zamanımda ise Sehun ile kafede akşamları canlı söylüyor ve ister istemez insanların dikkatini çekiyorduk. Sesimin iyi olduğunu çoğu insandan duymuştum ama bir türlü kendime buna inandıramıyordum. Öyle ki, bir adamdan teklif bile almıştık. Ben ruh halim ve isteksizliğim yüzünden kibarca reddetsem de, Sehun adam ile işi büyütmüş ve imrenilecek derecede güzel şarkı söylemeye başlamıştı.

"Ee, şu dersler nasıl gidiyor?"

"İnanamayacaksın ama bugün adam bir grupta bile söyleyebileceğimi söyledi, öyle yetenekliymiş bu arkadaşın. Çok heyecanlıyım anasını satayım."

Onun adına sevindiğimi belli eden bir gülümseme yolladıktan sonra önüme dönerek kafenin güzel deniz manzarasını izlemeye devam ettim. Sehun bu halime sinir olmuş olacak beş dakikadır tip tip  bana bakıyordu.

"Beni kesmeyi ne zaman bırakacaksın?"

"Şöyle durduğunda sana bir tane yapıştırmamak için zor duruyorum. Tam şu an, o anlardan birindeyim."

Omuz silktim. "Yapıştırabilirsin."

Sehun, oflayarak önüne döndüğünde bir kez daha iflah olmayacağımı anlamış gibiydi. İkimiz de manzarayı izlemeye devam ederken ben, yarın okulun içinde kiminle karşılaşacağımı bilmeden ilk günün gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum.

• • •

Deniyorum arkadaşlar, devam ettirebilirsem ederim inş aşaöxmziwç ama pek cevher yok gibizkwjxj

you will remember red - #chanbaekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin