Çantamı düzeltip okulun kapısından girdim. Köşedeki bankalarda Taehyung'u ve yanındaki Jennie'yi görmemle adımlarımı hızlandırdım. Tam görmediğini düşünüp rahatlayacakken arkamdan adımı seslenmesiyle durdum.
Yine boka basmıştım işte.
"Jungkook yarım saattir bağırıyorum transa mı girdin?" Gözlerimi devirerek arkamı döndüm ve oturdukları bankın önüne kadar ilerledim.
Jennie'yi belinden tutması neden beni bu kadar rahatsız etmişti? Öyle ki söylediklerine bile odaklanamıyordum.
Yüzümün önünde şıklatılan parmakla kendime gelip bakışlarımı Taehyung'a çevirdim.
"Neyin var senin be bugün iyice aptallaştın mı?." Söyledikleriyle kollarımı birleştirip gözlerimi devirdim.
"Ne istiyorsun Taehyung?" Ben cevap vermesini beklerken alakasız bir şekilde başka bir yere odaklanmıştı. Tek kaşını kaldırarak arkamda bir yerlere bakıyordu ve bu benim merak etmeme sebep olmuştu.
Tam ne olduğuna bakmak için arkamı dönecekken boynuma atılan kol ile saniyelik bir denge kaybı yaşayıp şaşkınlıkla boynumdaki kolun sahibine baktım. Tüm cıvıklığıyla YoungJae buradaydı.
Tam da yeri ve zamanı yani.
Dudaklarımı birbirine bastırarak keskin bakışlarıyla YoungJae'yi izleyen Taehyung'a baktım. Umarım bir bokluk çıkarmazdı.
Bu garip atmosferden kurtulmak için ilk adımı atan ben olmuştum. "Ee Taehyung, ne istiyordun?"
Taehyung bakışlarını anında bana çevirerek konuştu. "Bizimle biraz sohbet etmek isteyeceğini düşünmüştüm?" Taehyung ve Jennie, ben, sohbet...
Asla taehyung'un isteyeceği tarzdan bir şey değildi.
Cevap vermek için dudaklarımı araladığım sırada YoungJae lafa atlamıştı. "Sonra edersiniz kanka, Jungkook'un benimle işi var." Taehyung'un bir şey söylemesini beklemeden beni çekerek basketbol sahasına sürüklemişti.
Oflayarak konuştum, "YoungJae niye öyle yaptın oğlum ya, takıcak şimdi sana." YoungJae arkaya bakarak kulağıma yaklaştı. "Bu bakışı görmek her şeye değer, çaktırmadan bak." Göz ucuyla Taehyung'a baktığımda Jennie'den ayrılmış olduğunu ve arkadaşları konuşurken hiç umursamadan delici bakışlarıyla bize baktığını görmüştüm.
Hemen önüme dönerek başımı eğdim. Neden bilmiyordum ama o bakışları beni gülümsetmişti.
-
Son dersinde bitmesiyle sıranın üzerindeki çilekli sütü elime aldım ve çantamı da koluma atarak kapıya ilerlemeye başladım.
Bugün sayısal derslerle doluydu ve canım çıkmıştı. Eve gidip duşa girmenin hayalini kurarken kolumdan sınıfa geri çekilmiştim.
O kadar yorgundum ki bunu kimin yaptığını bile merak edemiyordum. Gözlerimi kapatarak elimi uyuşmuş boynuma attım.
"Bak kimsin bilmiyorum inan bana bakamayacak kadar da yorgunum bırak gi.."
Hızlıca sert duvara yapıştırılmamla gözlerim fal taşı gibi açılmıştı.
Yanımdaki ellerinden birisini sertçe duvara vurarak bana daha çok yaklaştı.
Gözleri sinirden parlıyordu, yani sanırım sinirden parlıyordu.
Bana aşkla bakacak değildi ya sonuçta.
"Biraz açayım o zaman," kendisini bana daha çok bastırarak konuştu. "O çocuğun seninle ne işi vardı?"
Vücutlarımız bir olmuş gibiydi ve sanki yer varmış gibi yaklaşmaya devam ediyordu. Sonunda konuşurken dudaklarımızın birbirine değecek konumda yaklaşacak mesafe kalmamıştı.
"Ney?" Bir anda yükselerek gözlerimi onunkilere diktim. "Neden merak ediyorsun ki? Sanki umurunda!" Cümlemin bitmesiyle dudaklarıma yapışması bir olmuştu. Ellerim omuzlarında sabitlenmiş gibiydi. Sert bir öpücüktü bu, intikam alıyormuş gibi. Gözlerim otomatik olarak kapanırken ona yetişmeye çalışıyordum ama imkansızdı.
Islak bir sesle ayrıldığımızda gözlerimi kapatıp alnımı onunkine yaslayarak soluklandım. O da aynısını yapıyor gibiydi.
Benden uzaklaşıp soğuk bakışlarıyla yüzümü incelemişti. Yumuşar gibi olan yüz ifadesi anında eski haline dönmüştü.
Büyük ihtimal şu an dağılmış görünüyordum. O çekildiğinde duvardan ayrılamamıştım bile.
Kot ceketini düzeltip sıranın üzerinde duran çantasını alarak kapıya ilerlemiş ve çıkmadan durmuştu.
"O çocuk bir daha sana o kadar yaklaşırsa olacakları izlersin." Arkasını dönmeden kapıyı çarparak çıkmıştı.
Ben ise yere oturmuş bir şekilde öpücüğün etkisinden çıkmaya çalışıyordum.
Ta ki temizlikçi abla gelene kadar.
"Oğlum okul kapanacak birazdan sapıttın mı sen?" Yüzümde aptal bir gülümsemeyle ayağa kalkarak temizlikçi ablaya sarılmıştım.
Koridora çıktığımda sınıftan sesi geliyordu. "Hepsi kafayı yedi bunların."
Gülerek çantamı düzelttim ve okuldan çıktım.
Sanırım eve gittiğimde tavanı izleyerek sabaha kadar düşünecektim.
+
Recep İvedik izleyerek bölüm yazdım içimdeki kro ayaklandı yemin ederim
Neysee yıllar sonra geri döndüm comeback yaptım ha
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.