♡Başlangıç Bölümüm♡

90 3 8
                                    


Bu karakterimizi tanımanız için olan bir bölüm. Gelişmeler bu bölümde yoktur. İlerleyen bölümlerde olacaktır. Sadece Deniz Korkmaz'ın hayatını öğreneceksiniz bu bölümde. Bu arada ara sıra yazım yanlışlarım olabilir, kusura bakmayın...Umarım zevkle okursunuz, vote yaparsanız sevinirim. Birde vote yapmasanız bile okuyunca yorumunuzu bitirin lütfen. :) •
------------------------------------------18Aralık 2015 Pazartesi
Sevgili Günlüğüm,
Seni annemin zoruyla aldım. Neymiş; 'Büyüdüğümde çocuklarıma bir kitap gibi anılarımı okutabilmem için günlük yazmam gerekirmiş.'
İlk önce şunu belirtiyim, yazmaktan nefret ederim. Elim yorulur, sıkılırım. Ama buna karşın resimde becerikliyimdir. Birde tarih yazmayı unutabilir veya umursamayabilirim, günlüğüm. Aldırış etme lütfen. Bende seninle insanmışsın gibi konuşuyorum. Her neyse...
Bugün saat 10.47 de uyandım!!! Ve doğal olarak saçım darma dağınık. Uyandığımda alarma hayvanca bir yumruk attım. Ama saati görünce alarma şükrettim. Saat 10.47 idi!!!! 07.30'da okulda olmam gerekiyordu. Fazlasıyla geç kalmıştım. Hemen yorganı üstümden attım ve dolabımın kapaklarını açtım. Kıyafetlere göz gezdirdikten sonra pencereden dışarıya baktım. Şakır şakır yağmur yağıyordu. Siyah penye dar bir bluz, koyu mavi/lacivert renginde olan bir kot ve koyu asker yeşili yağmurluğumu giydim. Selda teyze odama sıcacık bir kahve getirdi.

"Teşekkür ederim Selda teyzemmm!" (Selda teyze küçüklüğümden önceden beri bu evde yardımcı. Aileden biri gibi bizim için.)

Kahve bardağını tutarak ellerimi ısttım. Hava buz gibiydi ve kahve sıcacıktı. Kahveden bir yudum alıp yatağımın yanındaki küçük masaya koydum. Kahveyi ancak okulda bitireceğimi bildiğimden dolayı dişlerimi fırçalamak için odamdaki minik banyoya yöneldim. Dişlerimi fırçaladıktan sonra aklıma Kaçak Gelinler dizisindeki Şebnem Gürsoy karakterinin repliği geldi.; "Kahvenin rengini kıyafetlerimizde seviyoruz, dişlerimizde değil.:)"
Bu arada bu kadar rahat hareket edebilmemin yani hızlıca hazırlanmamamın nedeni saate baktığımda şuan teneffüs olduğunu anlamamdı. Çantamı sırtıma takıp kahvemi elime aldım ve aşağıya indim. Annem bugün izinli olduğundan dolayı televizyon seyrediyordu. Annemin yanağına öpücük kondurup dışarıya çıktım. Ayakkabılıktan siyah deri Converse'lerimi giyip kapıyı kapattım. Bu saatte çok doğal bir şekilde servisi kaçırmıştım bu yüzden otobüse bindim. Kulaklığımı çantamdan çıkartıp müzik açtım. Ve kafamı cama dayadım. Filmlerde nasıl başarıyorlar lan bunu? Kafam donk donk cama vuruyor. Kafamı pencereden çektim. Etrafa bakındım, okul görünüyordu.

"Müsait bir yerde inebilir miyim?" (Bu soru bana hep çok saçma gelir sanki "İnemezsin." deme ihtimali varmış gibi :D-bunu küçümseme anlamında söylemedim.)

Şoför, otobüsü durdurdu bende okula doğru hızlı adımlarla yürüdüm, ama koştum da denilebilir.

"Oh be! Hâla teneffüstelermiş!"

Sınıfa çıkacakken Kaya ile çarpıştım.

"Ne yapıyorsun be salak!" dedi bana. Aldırış etmemeye çalıştım ama o'nun tarafından aşağılanmaktan bıkmıştım.
••• Sınıfa girdiğimde Meriç harıl harıl ders çakışıyordu.

"Bugünleri de mi görecektik Meriç? " dedim. Ama sanırım duymadı. Çünkü test kitabından kafasını kaldırmıyordu.
"Meriğieeççç!!" gibi birşey söylerken Meriç'i dürttüm. (Bu arada böyle şaşırmamın nedeni Meriç'in derslerden gerçekten nefret etmesi, kin besliyor kin! Gerçekten normalden fazla. Ben de derslere pek bayılmam ama nefret de etmem, yani sevmem de, nefret etmem de. Bir duygu beslemiyorum skdjsjdsk :D)
"Haı?" diyerek bana döndü.
"Bende seni ders çalışmamtan zevk almıyorsun zannederdim."
"Zaten hiçbir zaman seveceğimi sanmıyorum. Zuhal hoca matematik sınavını bugüne aldı. Son dakika çalışmaya çalışıyorum. Bu sefer az da olsa çalışamadım."
"Normal de sınavlarına çalışmazsın ki. Birde ben çalışmıştım bu sınava, Seray sağolsun o önceden öğrenmiş, bana haber verdi. Artık Zuhal hoca falan bu bizim sınıfın tüm öğretmenleri Seray'dan sınav notlarını alıyorlarmış. Yani sınav kağıtlarını kontrol ederken 'Seray'ın kağıdı ile aynıysa doğrdur' diye düşünüyorlarmış."
Meriç cevap vermedi, ben de Melisa geldi mi diye sınıfın kapısından dışarıya baktım. MükemMelisa geliyordu. Ben ona Mükemmelisa derim. :) Geldiğinde özel tokalaşmamızı yapıp gülümsedik. Kaya sınıfa yeni girdi, bahçedeydi çünkü. Buğra Kaya'ya "Ooo adamım gelmiş!" dedi ve yumruklarını tokuşturdular. Biz, yani Buğra, Melisa, Meriç, Kaya, Merve, Demir, Hande ve ben ayrılmaz 8'liyiz. Bazen Seray da bizimle takılır ama genelde vakit bulamaz. Kaya da bizim gruptan olmasına rağmen bana kötü davranır. :/ Diş tellerim yüzünden benimle çok dalga geçmişliği vardır. Zaten bizim grupta Hande ve Buğra'yla iyi anlaştığı için var. Hande Kaya'nın sevgilisi. Aslında sevgili değiller, ama sevgili gibi davranıyorlar. Hande güzel kız, biraz aptal ama güzel kız. Üstelik kendini beğenmişlerden değil. Bana iyi davranır. Kaya'yı da neden sever anlamıyorum ki...
------
21 Aralık 2015 ♡ Perşembe
Bu sabah uyandığımda aklıma dün en sevdiğim t-shirte sığamadığım geldi. Bende çok erken uyandığımı fark edince okula gitmeden önce bir spor merkezine yazılmam gerektiğini fark ettim. Hemen kot bir gömlek ve altımada krem rengine yatan beyaz dar bir pantalon giydim. Ayağıma  boyu bileğimden 1-2 cm uzun olan siyah deri bir bot giydim. Üstüme krem rengi düz bir hırka aldım. Kahve ve bal rengi tonlarında olan doğal dalgalı saçlarımı taradım. Saçımda röfle olmadığı hâlde röfleli gibi durur, ama hayatta saçıma boyalı birşey sürmem! Normalde asla makyaj yapmam ama bu sefer gözüme eyeliner çektim. Çantamı sırtıma taktım ve içine eşyalarımı doluşturdum. Aşağı indim ve kahvaltımı ettim. Nutella gözümün önünde duruyordu ama ne kadar zor olsa da, yemedim. Spor merkezine gittim ve yazıldım. Yarın başlayacağım.
---
Bugün bence güzel olmuştum. Öyle miydi emin değilim ama kimse gözünü benden alamamış gibi hisettim. Övünmek gibi olmasını istemem fakat gerçekten bu mutlu etti beni. (*Kahkaha atmaktan gözleri yaşaran emoji*)

Boş bir sıraya oturdum. Ve 40 yıl beklesem gerçek olmayacak bir olay gerçekleşti. Kaya gelip yanıma oturdu. Bak günlük, altını çizdim. Çünkü günlüğümde göz alıcı bir yazı oluyor.
Kitabımı açtım, okumaya başladım. Kaya aniden;
"Naber Deniz!"
"Hande'yi görmedim." dedim gözümü kitabımdan kaldırmadan.
"Aslında Hande'yi sormayacaktım." dedi. Yan gözle baktığımdan ben bunu söyleyince yüzünü astığını görmüştüm, ama sonra hemen gözümü kitaba çevirdim.
---
Sonra tam kaldığı yerden devam edeceğim. Umarım beğenmişsinizdir.:)

Kahve Dolu GünlüğümHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin