-aksamci
hani o iki kişilik dünyalar bizimdi,
hani sen iyiydin,
hâlden anlardın,
hani sen “git” demeyecektin bana?
ve ben her şeye rağmen gelecektim.
içimde bir umut,
ellerimde olgun meyvalar;
dünya nimetleri,
gözlerimde yanıp yanıp sönen bir pırıltı..
ama ne sen “gel” dedin,
ne de ben gelebildim her şeye rağmen.
aşkımız ayrılıklarla başladı.
-aksamci
benim de bir insan tarafım vardı,
bakma böyle kötü olduğuma.
benim de dileklerim vardı,
benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan.
yeter artık, vurma yüzüme çirkinliğimi.
her gün bir kadın ağlar benim yüzümde.
büyük dertler için benim ellerim,
anlamıyor musun?
sen, sevildiğin için güzelsin bu kadar.
ben, sevilmediğimden böyle çirkinim.
-aksamci
şimdi bir kutup var, sana çeker beni.
bir kutup var senden öteye.
ben onun için böyle ortalıklarda kaldım.
dağ yollarında, caddelerde, sokaklarda..
onun için bulup bulup yitirdim seni.
hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana,
hangi gözümü yumduysam seni gördüm..
zamandın, zamandan öte bir şeydin.
yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda.
-aksamci
tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez.
paslı demir kapılar kapandı üstümüze.
taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz.
çaresizliğimizi bize aynalar söyledi, inanmadık.
kuşatıldık ansızın kederle, ayrılıkla..
aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı,
yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza,
uyuduk bir daha uyanamadık.