zaman ne kadarda hızlı geçiyor. Hatırlıyorum daha geçen gün mahallede sultanla, buseyle, tuanayla, tubayla btsin dope şarkısını izler iç geçirirdik, onların danslarını yapmaya çalışırdık. mahallemizde korumalar vardı o demir korumalara dikkatli bakınca hala oturduğumuz yerler onların ismini görebiliyorum. zamanın böyle hızlı geçişi çok korkutucu. Bazen üzülüyorum diyorum ki neden eski masum betül değilsin? neden büyümek zorunda kaldın? geçen saat öğlenin dödünde uyanmış terasta yemek yiyordum karşıdaki sahada topla oynayan çocuklar dikattimi çekti. hiç gözümü kırpmadan o hareket eden çizgilere baktım.çok kıskandım. eski zamanlara dönmek istedim. çocukluğuma dönmek istedim. bazen ağlardım neden eski mahallemden buraya taşındık diye. ama belki taşınmasaydık sude abla bizi hiç o ironik bir şekilde bangtan ile tanıştımicaktı. belki ne kadar doğum günlermizi bile bilmesekte 6 yıllık arkadaşım sultanla tanışmamış olacaktım. belki hiç onları tanımamış olacaktım. hayatımızda olan her şey, çevremiz, mahallemiz, ailemiz, dinlediklerimiz, gördüğümüz her şey bizi biz yapan şeyler. evet oturduğumuz sokak bile bizi farklı biri yapıyor. belki kimsenin sokağa çıkmadığı o sessiz yan sokaklarımızda geçirecektim çocukluğu ben. belki öylece sessiz biri olacaktım. ama ben bir kaç sokak aşağıda bu dopdolu çocukların olduğu neşeli sokakta geçirdim çocukluğumu. ama muhtemelen en acıtanıda bu oldu. çünkü çocukluğunu doya doya geçirmediysen ona özlem doyamazsın ama geçirdiysen elinlen şekeri alınmış bir çocuk gibi ağlarsın. yinede güzel bir deneyimdi. hisettim. yinede tekrardan çocuk olmak isterdim. çocuk olmak güzeldir. hiç büyümek istemiyorum. yaşlanmak istemiyorum. keşke yine annemin dizlerine yatsam oda benim kıvırcık saçlarımı acıta acıta açmaya çalışsa. acısına tüm hayatım boyunca katlanırdım. ama şimdi saçlararımı fönlemekten saçlarım düzleşti ve annemin kucağına yatmaya zaman yok. yatabilirim neden yatmıyorum? bilmiyorum. bazı şeyler eskisi gibi hisettirmiyor