"İnsan, kendi hayatının mimarı olduğunu sanır; oysa sadece, çok önceden temelleri atılmış, duvarları örülmüş, pencereleri bile nereye baktığı belli olmayan bir binanın içinde mahkumdur.
Bizler, irademizle yön verdiğimizi sandığımız o uzun yollarda, aslında yalnızca bize biçilen rotanın tozunu yutuyoruz. Birine çarpmak, bir kararı vermek ya da bir veda etmek... Hepsi, aslında çoktan yazılmış bir senaryonun bize ezberletilen replikleri. Kaçtığımızı sandığımız her uçurum, bizi aslında tam da düşmemiz gereken yere daha hızlı ulaştırıyor.
Kader, bir insanın kendi mezarını kazarken, toprağın neden bu kadar ağır olduğunu sorgulamasıdır. Oysa toprak ağır değildir; sadece zamanı gelmiş, defter kapanmıştır. Ve biz, sonuna kadar başrolünü oynadığımız bu karanlık oyunun sonunda, aslında hiç var olmamış bir özgürlüğün yasını tutarız."