Tam o anda, banyonun parlak ışıkları altında sırtım aynaya dönükken Selvi’nin derin bir nefes aldığını, Yusra’nın ise elini ağzına götürerek hıçkırığını gizlemeye çalıştığını duydum. Eski kocamın acımasızlığının, ruhuma vurduğu prangaların bedenimdeki o çirkin, morarmış ve beyazlaşmış kırbaç izlerini görmüşlerdi.
Bakışlarındaki o acıyan ifadeyi görmemek için gözlerimi sımsıkı kapattım. Utanç, bir zehir gibi yeniden damarlarıma yayıldı. Ancak ne Selvi ne de Yusra tek bir kelime etti; beni incitmekten, yaramı deşmekten korkar gibi sessizce, büyük bir şefkatle beni sıcak suyun altına soktular.
Suyun sıcaklığı tenime değer değmez, iliklerime kadar işleyen o donma hissi yerini yavaş yavaş bir sızıya bıraktı