Ağrılardan bir dağ geldi oturdu ömrümüze, ama sen masal kuşlarını küstürme onlar getirecek güneşi karanlık göğümüze. Tükenme, çarpa çarpa kırar boynunu serçeler göğsümün kafesinde. Ritmini yitirir solumdaki kan gölü, kurur orada öylece
Kara çocuk, tükenme. Kırılan kemik, atomlarına ayrılan biblo, tuz ve nar aşkına. Yani ki kanayan kolumuz, kanadımız, adımlarımız, Dağılan avuç içi haritamız aşkına, bitme..