2019’da hayatımın en kötü dönemini yaşıyorken okulun en arka sıralarında, kendi kendime kocaman bir söz vermiştim. çok zor toparlanmış ve beni ölümden döndüren bir yeme bozukluğuyla savaşmak zorunda kalmıştım. ellerimdeki ter kalemimi ve birazcık da gözlerimi ıslatırken “söz veriyorum,” demiştim kendi içimde. “bir daha kendini asla bu duruma sokmayacaksın. kimse üzemeyecek bir daha seni. kıramayacak kalbini. taşa çevirsene kendini.”
ya da dur.
“mutlu olmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.”
yıllar sonra çirkin bir barın arka tarafında elimde bir kadeh şarapla kendimi sorguluyordum bu anları hatırlarken. acı ve yalnızlık beni değiştirmişti. güzelleştirmişti, özgürleştirmişti, beni bencil, acımasız birine çevirmişti. yıllar önce önüme çıkan her erkek kalbimi kırdığı için erkekleri sadece çıkarlarım için kullanmaya programlamıştım kendimi. hadi ben duygularımı kaybetmiştim de, karşıma çıkan her insana göğsünün altında bir kalp taşımıyormuş gibi davranmam hiç adil değildi. duygusuzca en güzel yalanları sıralıyordum onlara. ezberlemiştim sanki hepsini.
kıramaz bundan sonra kimse kalbimi.
yerin yedi kat altında uyuyor şimdi.
beton atmışlar üstüne.